web kalem - http://www.kalem.biz
  ANA SAYFA   İLETİŞİM   AKADEMİ KALEM   Français   Sık kullanılanlara ekle   Ana sayfa yap   Arkadaşına öner
  Kullanıcı Adı:  
  Şifre:  
 
Google
 
   
 
 
Web Kalem - Edebiyat Okulu
  DUYURULAR
    Teknik Destek İçin İletişim
Değerli Kalem Sakinleri;
Her türlü teknik s ...
 
  . b i z d e n  
 

Sadık Arslan tarafından USTA KALEMLER - bölümüne ANLARSIN başlıklı kayıt eklendi. [19.03.2017 12:37:40]

Abdullah Balkaş tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Bir Güneş Batıyor Ömrümden başlıklı kayıt eklendi. [05.03.2017 22:46:28]

fatma coşkun tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Fatma Söyler başlıklı kayıt eklendi. [01.03.2017 20:00:55]

Oya Oral tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Gri Sabahım başlıklı kayıt eklendi. [09.02.2017 21:02:28]

Bilgehan BAYRAK tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne “BU CÜMLE BEŞ KELİMEDEN OLUŞUYOR” başlıklı kayıt eklendi. [05.02.2017 14:19:33]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Karagöz İle Hacivat: Miras başlıklı kayıt eklendi. [22.01.2017 16:30:54]

Senay BAYGIN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ağaç başlıklı kayıt eklendi. [14.01.2017 13:21:19]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne En Acılı Gün Fırat Kalkanında başlıklı kayıt eklendi. [14.01.2017 13:19:08]

Emre Apaydın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ölüm Ötüşü başlıklı kayıt eklendi. [04.01.2017 23:08:07]

İSMAİL GÜN tarafından USTA KALEMLER - bölümüne GÜNEŞLİ GÜNLER yahut ÇOCUKLUĞUM başlıklı kayıt eklendi. [01.01.2017 20:16:35]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Karagöz İle Hacivat: Matiz başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2016 00:19:09]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Bıktım Artık Yalnızlıktan başlıklı kayıt eklendi. [26.12.2016 23:14:53]

Nur Ersen tarafından USTA KALEMLER - bölümüne GEÇ KALACAĞIZ başlıklı kayıt eklendi. [20.12.2016 22:45:38]

pınar güden tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne yüksekova başlıklı kayıt eklendi. [18.12.2016 14:16:49]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne BİR KÖRPE CENAZE başlıklı kayıt eklendi. [18.12.2016 14:09:54]

Senay BAYGIN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Geçmiş Zaman başlıklı kayıt eklendi. [07.12.2016 09:11:47]

Emre Apaydın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İşsiz Tuşlar başlıklı kayıt eklendi. [04.12.2016 22:43:24]

imdat ÇELİK tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Sustukça Susanlar başlıklı kayıt eklendi. [04.12.2016 22:38:49]

La Edri tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Yanıldık Bayım, Yanıldık Hanımefendi; Burası Orası Değil! başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 10:50:02]

La Edri tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Hesablanmamış Rızkı İnsanlığımızın başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 10:47:50]

La Edri tarafından AMATÖR KALEMLER - Kompozisyonlar bölümüne ÖZ RİTİM başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 07:50:05]

La Edri tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne KARINCA başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 07:46:14]

Berrak Fidan Gökdaş tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne HAYAT DEĞİŞTİREN ÇİÇEK başlıklı kayıt eklendi. [09.11.2016 11:03:22]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Bıraktıklarım başlıklı kayıt eklendi. [01.11.2016 23:24:09]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne bulanık başlıklı kayıt eklendi. [31.10.2016 23:51:26]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne KIYAMETLER başlıklı kayıt eklendi. [31.10.2016 23:50:23]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne degerliydi gözyaşlarım başlıklı kayıt eklendi. [28.10.2016 14:37:22]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Keloğlan Zenginler Ülkesinde başlıklı kayıt eklendi. [28.10.2016 14:36:08]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne aslı siyah mavi gök başlıklı kayıt eklendi. [22.10.2016 12:42:34]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Simitçi Çocuk başlıklı kayıt eklendi. [18.10.2016 04:09:19]

yusuf Dikeç tarafından USTA KALEMLER - bölümüne sustum başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:44:43]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Süpürgeci Keloğlan başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:41:53]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Beceriksiz Cin başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:40:31]

Sümeyye Tekin tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Yakın ölüm başlıklı kayıt eklendi. [12.10.2016 20:36:39]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne -15 Temmuz- başlıklı kayıt eklendi. [11.10.2016 16:35:58]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne YAZAR OSMAN AYTEKİN’DEN İKİ YENİ KİTAP! başlıklı kayıt eklendi. [08.10.2016 22:56:18]

yusuf Dikeç tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Gitti başlıklı kayıt eklendi. [04.10.2016 00:01:43]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne KAÇMALI AMA... başlıklı kayıt eklendi. [02.10.2016 19:29:21]

Sefa Yetkin tarafından AMATÖR KALEMLER - Öyküler bölümüne Ölüm Yolu başlıklı kayıt eklendi. [29.09.2016 08:03:02]

Ayşegül Sözen Dağ tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Menekşe Bayramı başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 23:35:29]

M. Ali Köseoğlu tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne Dört Mevsim Dört Yaprak başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 23:05:51]

Beyza Nur Demirci tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Ben Çocuksam Eğer başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 22:36:27]

Beyza Nur Demirci tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Ben Çocuksam Eğer başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 22:35:16]

Oguz s. Dost tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Klişe başlıklı kayıt eklendi. [11.09.2016 21:28:51]

Oguz s. Dost tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İntihar Listesi başlıklı kayıt eklendi. [15.08.2016 22:09:11]

fatma coşkun tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne aşk başlıklı kayıt eklendi. [08.08.2016 13:40:49]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne UĞRUNDA CANIMI ADARIM TÜRKİYEM başlıklı kayıt eklendi. [20.07.2016 23:29:12]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne NE BİLSİN başlıklı kayıt eklendi. [18.07.2016 10:35:41]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Kaplumbağanın İkinci Evi başlıklı kayıt eklendi. [08.07.2016 16:21:38]

Attila Oğuz tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sen Ol ! başlıklı kayıt eklendi. [30.06.2016 18:33:24]

Büşra Özen tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Cumartesi Farkındalığı başlıklı kayıt eklendi. [14.06.2016 17:20:06]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne YÜREĞİMİ YAR başlıklı kayıt eklendi. [07.06.2016 03:40:49]

Murat Fatih Yaşar tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İnsanoğlu başlıklı kayıt eklendi. [25.05.2016 23:02:12]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sen Kusurların En Mükemmelisin. başlıklı kayıt eklendi. [23.05.2016 21:37:36]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne BİR SİTİLİST TASARIMCININ ESERLERİ… başlıklı kayıt eklendi. [15.05.2016 11:10:22]

ayçin vicdanlı tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne bir annenin duası başlıklı kayıt eklendi. [10.05.2016 00:00:09]

Berrak Fidan Gökdaş tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne YAŞAM KAYNAĞIM başlıklı kayıt eklendi. [01.05.2016 23:05:31]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne KültüR Birleşimİ 23 NisaN başlıklı kayıt eklendi. [24.04.2016 14:36:13]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sendendir Belki başlıklı kayıt eklendi. [20.04.2016 11:38:27]

Bilgehan BAYRAK tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne NEDEN Mİ MUTLU DEĞİL İLİŞKİLER? başlıklı kayıt eklendi. [13.04.2016 11:10:50]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Çağımızın Durumu başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:48:42]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne umudunu kaybetme başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:46:25]

Yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Herkes Çok Dertli Anladım başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:43:57]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne KANASIN başlıklı kayıt eklendi. [03.04.2016 22:33:54]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - Şiirler bölümüne İYİLİK Mİ KÖTÜLÜK MÜ başlıklı kayıt eklendi. [30.03.2016 11:10:56]

Büşra Özen tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ömür Buğusu başlıklı kayıt eklendi. [28.03.2016 22:09:13]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Ah Çanakkale~ başlıklı kayıt eklendi. [17.03.2016 21:06:21]

Sinem GÖKÇE tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne YALNIZIM başlıklı kayıt eklendi. [13.03.2016 11:26:04]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - Şiirler bölümüne YEDİ KAHRAMAN başlıklı kayıt eklendi. [13.03.2016 11:22:01]

Galip Yalçın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne BİL İSTEDİM başlıklı kayıt eklendi. [10.03.2016 21:00:22]

Mücahit Üzün tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Geceler Işıksız Karanlığa başlıklı kayıt eklendi. [24.02.2016 09:19:16]

Merve Kara tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Senden Bana Kalan başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:53:43]

Merve Kara tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Tek Başına başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:48:12]

Editör . tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Tek Başına başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:46:10]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne BİR ADAM BEKLİYOR IŞIK ALTINDA başlıklı kayıt eklendi. [28.01.2016 15:57:28]

Emircan Emircan tarafından MİNİK KALEMLER - Kompozisyonlar bölümüne Temizlik başlıklı kayıt eklendi. [12.01.2016 10:36:47]

Karani GÜNSUR tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Kaçış Yok başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:55:07]

Farah Mina ERTÜRK tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Aborjinler başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:47:51]

Emircan Emircan tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne ANNEM başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:44:10]

emircan emircan tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne KİTAP SEVGİSİ başlıklı kayıt eklendi. [27.12.2015 23:05:11]

İkra Uyanık tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne ABLALIK başlıklı kayıt eklendi. [26.12.2015 15:23:00]

İkra Uyanık tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne İNSAN başlıklı kayıt eklendi. [25.12.2015 11:37:37]

Mustafa YALÇIN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Ne Güzel başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:19:21]

Nehir EREN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Liman başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:13:37]

Sevim Sude DOĞAN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Ah Bu Deniz Var Ya başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:10:14]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne AŞKIN RÜZGARI ESER başlıklı kayıt eklendi. [05.12.2015 02:35:06]

fatma aydınlı tarafından USTA KALEMLER - bölümüne ONDAN KALAN (ÇOCUK TİYATROSU) başlıklı kayıt eklendi. [28.11.2015 15:11:35]

Sinem GÖKÇE tarafından USTA KALEMLER - bölümüne YALNIZIM başlıklı kayıt eklendi. [14.11.2015 20:35:37]

Sadık Arslan tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne FERİDE başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:11:30]

Editör . tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne FERİDE başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:07:20]

Rumeysa Enise Ezberci tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sokak Hayatı:1 başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:04:49]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne NAMUS DİYE BAKTIĞIMIZ başlıklı kayıt eklendi. [09.11.2015 11:19:07]

cengiz yılmaz tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Yalnızlık başlıklı kayıt eklendi. [03.11.2015 22:59:47]

cengiz yılmaz tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Filistin Gülümsemesi başlıklı kayıt eklendi. [03.11.2015 22:57:01]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Vatan ve Cumhuriyet başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 22:02:27]

Erhan Şibik tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne Şiir Gibi Çocuklar başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 05:44:52]

Deniz Eren Akkaya tarafından USTA KALEMLER - bölümüne AYRILIK başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 01:02:25]

fatma nur polat tarafından KÜLTÜREL - bölümüne Help! help! başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 00:58:52]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne KIZILELMA BİZİ BEKLİYOR başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 00:57:33]

 
  Güzel Türkçemiz
    SÖZCÜKTE ANLAM (devam)

*TERİM ANLAM
Bir bilim, sanat ya da m ...
 
  Piyes
    YÜZSÜZ KOMŞU (SKEÇ)



EV SAHİBİ -Huuu! Komşuuu!
 
  Genç Tüketici
    Yön Mağazacılık (İstikbal Bayii) İçin Teşekkürler
Bu hafta sonu bazı ev eşyaları almak üzere ailecek ...
 
  Mizah Tükkanı
    KOMİK KEHANETLER
Radyonun geleceği yok"
Lord Kevin - İskoçya ...
 
  Zeka Küpü
    MANTIK SORULARI
Topkapı ya giderken yolda yedi karısı olan bir ada ...
 
  Matematik Yazıları
    KOLAY ÇARPMA ÖĞRENELİM

MATEMATİK TEKERLEME
2 x 1 = 2 hani ...
 
  Günlüğümden
    gülümsediğime bakma
insanlar zaman sürecinde kaybolmamak için kendisin ...
 
  English Articles
    SULTAN’S SIGNATURES, CALLIGRAPHY AND DECORATION ON COPPER

Rıfkı Kaymaz
Rıfkı Kaymaz was born 19 ...
 
  Okul Öncesi
    Çocukların Yetiştirilmesi
Bana göre bu ölümlü Dünyada en kalıcı olan insanla ...
 
  Şehirlerimiz
    HASANKEYF


İnsanlık tarihinin ilk ve en önemli ...
 
  Çocuk Edebiyatı
    ZEYNEL BEKSAǒIN ÇOCUK ŞİİRLERİ

Dr. Sabahattin ÇAĞIN
Dokuz Eylül Üniv ...
 
  Çocuk Edebiyatçıları
    Cahit UÇUK

17 Ağustos 1909 tarihinde Selanik’te doğdu. ...
 
  Gezi Notları
    Fildişi Mektupları – 15
Yeni ufuklarda hasbihâl edebilme ümidi ile can dos ...
 
  Ödevlerim
    Tuğra Nedir? Nasıl Okunur? Bölümleri...
TUĞRA
Osmanlı Padişahlarının isim ve lâkapl ...
 
  Son Aktif Üyelerimiz  
 
  fatma cskn  
  Elf.ida  
  15şenay  
  Minerva  
  Oguz S. Dost  
  Megalo_man  
  İslamalp  
  SaidThat  
 
  Ziyaretçi  
   
 
Rümeysa Dolaş
Yazdırılabilir sayfa
Paslı Tabure
04.01.2012 15:38:40


İnce ince serpilen kar taneleri, iliklerine kadar işliyor, tir tir titretiyordu. Dışarıda tipiden göz gözü görmüyordu. Köyün derme çatma tahtadan yapılmış tek katlı evlerini kardan bir beyaz örtü saklıyordu. Köylüler,bazen yollarını şaşırıyor, evlerini bulmakta güçlük çekiyordu. Kar’ın ağırlığına dayanamayarak ağaçların güçlü gövdelerinden sarkan, eğilen veya kırılan dallarla üstü kapalı kulübeler oluşuyordu. Bu görüntüler evlerin o anki durumunu andırıyordu. Rüzgar, kış mevsiminde de yeşilliğini koruyan ağaçların yapraklarını okşayarak ince nağmelerle şarkı söyletiyordu. Tek renge bürünmüş yüce dağların zirvelerindeki tepeler beyaz bulutlarla buluşuyordu. İşte böyle bir ortamda herkes, yanan soba veya şöminelerinin başında sevdikleriyle sohbet ediyor, yaşlılar torunlarına masal okuyarak onları uyutmaya çalışıyordu. Çetin kış şartları insanları evlerine kapatmış, dışarı çıkmalarına izin vermiyordu. Çocuklar kartopu oynamaya çıkmıyor, kardan adam yapmıyor, küçük bir kartopunu yuvarlayarak kocaman bir kar yığınına dönüştürmüyorlardı artık. Kuşlar yuvalarına, yabani hayvanlar inlerine çekilmişti. Bir metreyi bulan kar, tüm renkleri yok ederek beyaza çeviriyordu. Yine ağaçlar gelinlik giyercesine süsleniyor, dalların üzerinde kalan yaprakları da kar taneleri saklıyordu. Koca ormandaki böylesine bir sessizlik ve tipi ürkütüyordu. Tabiatı beyaza bürüyen bu mevsime, karakış denmesinin sebebi de bu korku olsa gerek…
İşte şirin bir köyün küçük ama sağlam, ağaçtan yapılmış kutu gibi evinde mutlu bir aile yaşardı. Ailenin direği olan baba, orta yaşlarda olmasına karşın saçı sakalı ağarmış, olgun görünüşlü, oldukça güçlü ve iri bir yapıya sahipti. Çok çalışarak ailenin ihtiyaçlarını karşılıyordu. En zor hava şartlarında bile ormanda gezmeyi çok seviyordu.
İki oğlundan büyüğü olan İhsan, sürekli babasına yardıma gidiyor, birlikte geziye çıkıyor ve birlikte dönüyordu. Rüzgâr iniltisi ve vahşi hayvan seslerinin eksik olmadığı bu orman onu korkutamıyordu. Küçük kardeşi Sinan ‘a da sürekli öğütler veriyor ve cesur olmasını istiyordu. Onun yaşıtları, bu ormana “insan yutan devlerin ormanı” adını vererek korkutmaya çalışsalar da o, abisinin yanında kendini güvende hissediyor, ondan cesaret alıyordu.
Her zamanki gibi sabahın erken bir saatinde baba oğul, kalın giysilerini ve av tüfeklerini alarak ormanın içlerine doğru uzun ve sessiz bir yolculuğa çıktılar. Yerde bir metreye yakın karın olduğu bu havada güçlükle yollarına devam ettiler. Aniden karşılarına çıkan iki yaban tavuğuna namluları çevirerek sessizliği bozdular. Uzun bir yürüyüşten sonra, aç ve yorgun düştüler. Dinlenmek amacı ile bir mağaranın içine girip ateş yakarak ısınmaya çalıştılar ve avladıklarını pişirip açlıklarını giderdiler. Baba:
— Dinlenmeye fazla zaman ayırdık galiba. Bu saate kalmamalıydık, birazdan karşı dağdan kurtlar inmeye başlar…
Der demez, şimdiye kadar ormanda alışık olmadıkları bir ses duyulur.
— Bak, bak başladılar inmeye galiba. Tüfeğine sarıl, kendimizi koruyalım. Yarım saati bulmaz gelirler. Oğlu İhsan:
—Hayır baba, kurt ulumasına benzemiyor bu ses. Çok yakınımızda, farklı bir ses.
Aynı ses kesintisiz devam ediyordu. Dikkatle dinlediler. Sesin mağaranın derinliklerinden geldiğine şüphe kalmamıştı artık. Mağaranın içlerine doğru yanan bir odun parçası yardımıyla ilerlediler ve tüm dikkatlerini topladılar. Yaklaştıkça heyecan ve korkuları daha da artıyordu. Nihayet bunun bir bebek ağlaması olduğunu anladılar. İki koca kayanın arasındaki boşlukta, kundağa sarılmış bebeği görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler. Kucağa alınınca bebek ağlamayı kesti.
Çok güzel bir bebekti bu… Doğayı kaplayan karın beyazlığı vardı teninde. Ok gibi kirpikleri boncuk gözlerini süslüyordu. Pamuk yanaklarını ıslatan gözyaşları süzülüyor, kiraz dudaklarından yere damlıyordu. Altın sarısı kıvırcık saçları, mavi gözlerine uyum sağlamıştı. Baba oğul dakikalarca bakarak hayran kaldılar. Bu dalgınlıklarını, bebeğin tekrar ağlamaya başlaması bozdu. İhsan:
— İşe bak, ne erkek bebekmiş bu, nasıl da korkuttu bizi. Asıl bu bebeğin yüzüne bakan tüm korkularını unutur, yavrucak o kadar güzel ki gözlerimi alamadım…
Baba:
— Zavallı, çok aç olmalı… Hangi vicdan bırakabilir bu bebeği?
Sonra mırıldanarak: “Hiç merak etme güzel bebek, sen de bir çocuğumuzsun artık. …”
İhsan:
— Önce ona bir isim koymak lazım.
Baba gülümseyerek:
— Şunun gözlerine baksana. Şahin gibi bakıyor, adı şahin olsun ha, ne dersin?
— Olsun derim. Gel bakalım Şahincik... Önce bir güzel karnını doyuralım...
İnanılmaz bir mutlulukla eve dönerler. Evdekiler de çok sever Şahin bebeği. Her ihtiyacına bakarlar. En dar zamanlarında bile biraz para bulsalar ona harcarlar.
İhsan ve küçük kardeşi Sinan onunla oyunlar oynuyor,anneleri uyuması için masallar okuyup, ninniler söylüyor, baba eve gelirken yeni oyuncaklar alıyordu. Şahin, bu ailenin sevilen bir maskotu olmuştu artık.
Gel zaman git zaman Şahin büyümüş, yakışıklı bir delikanlı olmuştu. Hiçbir şeyi saklamadılar ondan… Kendisini mağarada iki koca taşın arasındaki boşlukta bulduklarını anlattılar. O, söylenenlere pek şaşırmamıştı, çünkü onların gerçek ailesi olmadığı, kendisinin diğer kardeşlerinden farklı olmasından belliydi. Bu işte bir gariplik olduğunu seziyor, fakat belli etmiyordu. Gel gör ki Şahin büyüdükçe huyları da değişmeye başladı. O sevimli, güzel huylu çocuk gitmiş; yerine hırçın, huysuz, kaba birisi gelmişti sanki…
Bu değişimin sebebini kimse anlayamıyordu. Kimi el bebek gül bebek büyütüldüğü için fazla şımarmış diyor, kimi öz ailesini hiç göremediği için sinirleri bozulmuş diyor, kimisi de yakışıklı olduğundan kibirlendiğini söylüyordu…
Aslında bu ani değişikliğin içine, sayılan nedenlerin hepsi de giriyordu. Artık babası ve ağabeyleriyle birlikte çıkmıyor, hiç kimseyi dinlemiyor, kendi başına buyruk kasabaya inip geziniyordu. Bu değişiklik sadece ailesini değil, komşularını da çok üzüyordu. Ailesi, olanlara pek tepki vermiyor, onu aileden biri gibi görmeye devam ediyordu.
Gün geçtikçe Şahin sadece yatmak için eve gelir oldu. Kalacak bir yer bulsa bir de harçlığı olsa hiç uğramayacaktı belki de… “Nerede kaldın, bu saate kadar neredeydin?” gibi sorular sorulduğunda “Küçük çocuk değilim ben, ne yapacağımı biliyorum.” cevabını veriyordu.
Şahin, yine bir gün kasabaya inmek için erkenden üstünü başını giydi. Yaptıklarından hiç pişman değilmişçesine elleri cebinde, umursamaz bir tavırla köyün taşlı, tozlu, çekilmez yollarını ardında bıraktı. Her gün kasabanın girişindeki çeşmenin yanında, eski bir taburede perişan bir kadın otururdu. Ne zaman Şahin’i görse yüzünde bir tebessüm oluşurdu. Ama o, hiç oralı olmaz, yoluna devam ederdi. Kahvehaneye gider, akşama kadar oyalandıktan sonra eve dönerdi. Lakin o gün, çok dalgın gördüğü aynı kadının yanına yaklaştı. Uykusuzluktan gözleri ağırlaşan kadın, kafasını yavaşça kaldırdı ve yine gülümsedi. Şahin, üzerinde yırtık bir elbise ile ayağında eski bir ayakkabı bulunan ve gıdasızlıktan benzi solmuş bu kadını baştan aşağı süzdü. Kadın çirkin değildi fakat bakımsız ve yoksul olduğu için perişan bir haldeydi. Şahin yüzünü ekşiterek:
— Ne var be teyze? Her geçtiğimde sırıtarak suratıma bakıyorsun! Dilencilerin kendini acındırması gerekir. Bak ne diyeceğim, bu işler sadece eski kıyafetle olmaz. Yüz siman da çok önemli, acıklı bir halde olacak, biraz ağla ki sana iyice acıyıp para versinler. Öyle hep sırıtmakla olmaz, anladın mı?
— Ben dilenci değilim ki, her yoksul dilenci midir sence? Yanlış bu sözler, iki günlük dünyada kalp kırmaya değmez. Ben sadece sana değil, herkese gülümserim. Yani hayata gülümserim denebilir. Eminim bir gün de hayat bana gülümseyecek, hiç bir şey karşılıksız değildir.
Şahin, sıkılmış gibi oflayarak bu sözleri yarıda kesti:
— Aman be teyze, tamam ya... Ne halin varsa gör. Nasihat alacak yaşı çoktan geçtim gördüğün gibi. Der ve hızla oracıktan uzaklaşır.
Ah be Şahin, nasıldın, ne hale geldin. Ne kadar da çok seviyorlardı seni. Çocukken neşe saçardın her tarafa. Nasıl değiştin böyle, niye kibirlendin bu kadar? Ne komşular, ne arkadaşların ne de ailen eskisi gibi. Hepsi bu değişimden korkar duruma geldiler.
Bir gün yine geç saatlerde eve dönünce ailesi bu sefer azarladı onu:
— Yeter artık, nedir bu halin, her gece bu saate kadar merakla beklemek zorunda mıyız? Seni hep dinledik ama sen bizi hiç dinlemedin, bari şimdi iyi dinle. Bundan sonra eve geç gelmek yok, biz de merak etmeyeceğiz artık.
Bu sözleri umursamaz bir tavırla dinleyen Şahin, sahte bir gülüşle karşılık verdi:
— Çok mu merak ediyorsunuz? Bundan sonra başımın çaresine bakacağım.
Bu alaycı sözlerden sonra yüzünü ciddi bir tavır aldı, ses tonunu yükselterek söylendi: “ Bu köyde bir dakika dahi durulmaz! Bir daha da beni sormayın, birbirimizden kurtuluyoruz işte.”
Bu sözler onun hayatını belirlemişti belki de… Eşyalarını toparlarken “nasıl geçineceğim” sorusu vardı kafasında. Ama her zamanki gibi yine pişman değildi. Gecenin geç saatinde hiçbir aydınlatma aracı olmayan bu köyde, o yokuşlu yolları nasıl geçecekti de kasabaya gelecekti? Gelince geceyi nerede geçirecekti?
Yatağının başucundaki gaz lambasını aldı ve ürkek adımlarla yola koyuldu. Ay ışığı doğuncaya kadar gaz lambasına ihtiyaç vardı. Bir hayli ağır olan sırtındaki bohçasıyla, uzaktan gelen köpek sesleri eşliğinde, zorlu yokuşu çıkmaya çalıştı.
Ne sıkıcı bir yolculuktu bu... Yaz günlerinin akşamları bile sıcak ve nemli olurdu buralar. Üstüne, yüklerle birlikte bir de yokuş çıkınca dayanılmaz bir hal alıyordu. Bir noktadan sonra hep inmeye başlayacağı için yokuşu çabuk geçmeye gayret ediyordu.
Nihayet tepeye vardı ve ineceği yola şöyle bir göz attı. Derin bir nefes aldıktan sonra, iki yanında başak tarlalarının sona erip, sararmış tütün tarlalarının başladığı yola devam etti. Bir hayli yürüdükten sonra, ileride kasabanın renkli ışıklandırmaları göründü. Alışık olduğu her zamanki yolunda yürümeye devam etti. Kasaba girişindeki ünlü çeşmenin yanında bulunan kütüğe sabitlenmiş taburenin bu sefer boş olduğunu gördü. Şahin, kasabanın bilindik misafirhanesinde kalmaya karar verdi. Ancak parası yalnızca bir ay süreyle orada kalmasına izin veriyordu.
Sayılı gün çabuk geçti… İş aradı fakat bulamadı. Doğrusu kasabada da herkesçe, huysuz, tembel ve kaba olarak tanındığından kimse iş vermek istemedi ona… Bir kaç kere kasabadan çıkıp şehre gitmek istedi, lakin bütçesi onu buraya mahkûm ediyordu.
Korktuğu ve hiç gelmesini istemediği o günler elbette ki çabuk geldi. İleriki günlerde durumunun ne olacağını tahmin edebiliyor ancak elinden bir şey gelmiyordu Şahin’in… Böyle giderse gecelerini kenar mahallelerdeki tenha sokakların köşelerinde, bir yere yumulup uyumaya çalışarak geçirecekti belki de… Eskimiş, zamanla yırtılacak olan kıyafetine ve ayakkabılarına bakıp, alay edercesine sırıtan insanlara boyun eğecekti, ne korkunç… En kötüsü de “açlık” denen şeyle ölümüne mücadele edecekti.
Tüm bunları düşündükçe sinirleniyor ama çaresiz, eli kolu bağlı oturmak zorunda kalıyordu. Kim bilir, belki de olanlardan pişmandı... O da karar verememişti pişman olup olmadığına… Ta ki gün geçtikçe, yavaş yavaş eskiye dönmek isteyene kadar… Hatta bazen içinden geçenleri eve gidip anlatmak istedi. Ama gururu buna izin vermiyordu.
Sabahlarını kasabada boş boş gezmekle, gecelerini kaldırım kenarlarında uyumakla, açlığını ise yarım ekmek ve bir tas su ile dindirmeye çalışarak günlerini geçirir oldu. Zamanla bünyesi zayıfladı, benzi soldu. Ne zaman kasaba girişindeki çeşme başına gitse, oradaki taburenin boş olduğunu görüyor, merak etmekle birlikte, biraz da üzüntü duyuyordu.
Şahin, o kadının durumunu yaşadıkça onu daha iyi anlıyordu. Ancak kendisi fakirlikten hiç memnun değilken, onun en zor durumda bile içten gülümsemesine anlam veremiyordu.
Sonunda, haftalardır boş kalan, o ağaç kütüğüne çakılmış paslı taburede Şahin oturuyordu artık. O tabure, yoksulluğun simgesi olmuştu belki de… Kim bilir, daha nice insanlar gelmiş, oturmuştu o tabureye Şahin gibi. Bazısı hep gülümsemişti yine de… Durumundan şikâyetçi olanlar da vardı elbet… O tabureye oturduktan sonra pişman olup dersini alanlar da çoktu şüphesiz.
Şahin, o güler yüzlü kadının yerini tutamıyordu. Eskiyi hatırlayıp pişman olduğunu anladıkça ve o günleri geri getiremeyeceğini düşündükçe çıldıracak gibi oluyor, hayattan nefret ediyordu. İşte Şahin’in o kadından tek farkı, orada her zaman çatık kaşlı biri olarak oturuşuydu. Hiç kimseyi sevmiyor, herkese sert ve kaba davranıyordu. Durum böyle olunca, kasaba halkı da onu dışlıyordu. Yalnız başına, kimsesiz bir şekilde o taburede oturuyor, eski günlerini, yerini aldığı kadının sıcak gülümseyişini ve ailesini düşünüyor, onların kendisini ne olursa olsun çok sevdiklerini hatırlıyor, hatırladıkça da üzülüyordu. Bunları düşünürken önünden geçen onlarca insanın kendisine uzun süre bakmalarına da aldırmaz olmuştu. Yalnız, bazı insanlar ona acıyıp önüne para attıkları zaman, çok sinirleniyor ve arkalarından: “Hadi oradan! Her yoksul dilenci midir be!” diye bağırıyordu…
Bir gün yine dalgın dalgın otururken, orta yaşlarda, uzun ve siyah saçlı, gayet şık giyinişli bir bayanın kendisine doğru yaklaştığını gördü. Kafasını kaldırdı ve bu güzel bayana dikkatlıca baktı. Siması hiç de yabancı gelmemişti ona. Kadın o anda gülümseyince Şahin şok oldu adeta. Bu gülümseme onun gülümsemesiydi… Yerini aldığı kadının…Paslı taburede oturan kadının. Şahin şaşkınlığını dışa vurmuş olacak ki kadın şunları söyledi:
— Bana bir zamanlar dilencilik dersi verene bak sen…
Şahin, suskunluğunu bozmadı. Kadın, sırtını koca çınara dayayarak oturdu ve konuşmasına devam etti:
— Nereden nereye, bendeki değişime şaşırdın değil mi? Duymuşsundur, eskiden kasabanın sonunda bir giyim fabrikası vardı . Sonra nedeni anlaşılmayan bir yangın çıkmıştı orada. Korkunç bir yangındı, kül oldu güzelim fabrika…
Kadın duraksadı, Şahin’in kendisini dikkatle dinlediğini görünce, üzüntüyle içini çekip devam etti:
— İşte ben eskiden orada, arkadaşlarımla beraber terzilik yapıyordum. Fabrika yanınca hepimiz dağıldık. Sigorta güvencemiz de yoktu maalesef.Tüm arkadaşlarım ailesinin yanına koştu. Ben ise öylece kaldım ortada… Çünkü işe girdikten birkaç ay sonra korkunç bir trafik canavarı yüzünden kaybetmiştim onları. Haliyle, uzun süre yas tuttum. Tam toparlanmıştım derken, çalıştığım fabrika yandı işte… Sonra buralara düştüm, senin şimdiki halin gibi…
Şahin, başı yerde, elindeki yaprak parçasıyla oyalanırken pişman, bir o kadar da meraklı gözlerle kafasını kaldırdı. Zayıf bir sesle:
— Peki ya sonra?
— Tüm kasaba halkı, yaşadıklarıma rağmen, beni güler yüzlülüğüm ve pozitifliğimle takdir etti hep. Sağ olsunlar, benim için yardım kampanyası düzenlemişler kasabada… Ayrıca beni kasabanın dışında, şehre yakın bir başka fabrikaya işçi olarak aldılar. Orada da yeni arkadaşlar edindim. Bu arada evlendim, artık bir evim var ve şimdi çok mutluyum. Kasaba bana uzak kaldığı için şehre yerleştim. Bugün de kasabayı ziyarete geldim işte…
Şahin,dolu dolu olan gözlerini saklamak için önce yüzünü çevirdi, sonra kendini toparladı ve söze karıştı:
— Neler yaşamışsın…
Kadın başını salladı, sonra sevinçli bir ses tonuyla:
— Buraya gelmemin asıl amacı sana hayatımı anlatmak değildi. Senin şimdi yaşadıklarını yaşamıştım. Bu yüzden durumunu anlayabiliyorum. Hem, yüzünden okunuyor ki dersini de çok iyi almışsın. Şimdi seni bu halde bırakamam. Ha, söylentilere göre ailenle tartışmışsın, o yüzden bu hale düşmüşsün. Bak ne diyeceğim… Şehirde senin için bir iş bakacağım. Orada büyük küçük mutlaka buluruz bir iş… İşine başlayıp kendini toparlayınca ailenle barışmanı, onlara pişman olduğunu anlatmanı istiyorum. Eğer kabul edersen, eşimin ve arkadaşlarımın da yardımıyla şehirde sana küçük bir ev de tutarız.
Bu tekliflere sadece bakakaldı. Kendisi, zamanında ona kötü davrandığı halde, şimdi kadının bu iyiliğine bir anlam veremiyordu. Kadın, yaptığı teklifleri Şahin’in kabul ettiğini gözlerinden okumuştu. Sakin ve yumuşak bir ses tonuyla:
— Hadi o zaman, oyalanma buralarda. Umarım en kısa zamanda iş buluruz sana.
Şahin güçlükle yerinden kalktı. Zayıf, halsiz bacakları, gövdesini taşımakta zorlanıyordu. Artık saraylarda yaşasa, karnını istediği yemeklerle tıka basa doyursa bile bünyesi zayıflamıştı bir kere…
Çok geç artık, şehre gider gitmez hastalandı… Ateşler içinde kıvrandı, soğuk terler döktü. Kadıncağız, onu çabucak iyileştirmenin yollarını arıyor, doktorlara götürüyordu. Her bakan doktor, yaşadıklarından dolayı bünyesinin çok zayıfladığını söylüyor ve ümitsizce birtakım ilaçlar yazarak durumunu zamana bırakıyordu.
Bir gün yine sohbet ederlerken Şahin, kadına şöyle dedi:
— Olur ki, ben ölürsem, ailemle konuşamadan gidersem tabutumu köydeki aileme gönder. Çok pişman olduğumu, onları çok sevdiğimi söyle. Benim için onlardan helallik iste... Kadın sözünü keserek:
— O nasıl söz evladım? Duyan da üç günlük ömrün kaldı sanır. Vasiyet etmen için bir sebep yok… Öleceğini nerden çıkarıyorsun?
O günün gecesi Şahin’in gözüne uyku girmedi bir türlü. Sağa döndü, sola döndü yine uyuyamadı. Tüm gece, ateşler içinde anlaşılmadık sözler sayıklayıp durdu. Uzun bir çabadan sonra nihayet uyudu, bir daha uyanmamak üzere... Geride haksızlık ettiği fakat çok sevdiği ailesini, kendisini bataklıktan kurtarmaya çalışan o güler yüzlü kadını ve paslı taburesini bırakarak derin bir uykuya daldı. Vasiyeti üzerine cenazesi köye gönderildi;
Köy evinde acı bir feryat figan yükseldi,
Şahin, Şahin! dediler, dağlar taşlar inledi,
Buruk buruk geldiler, önünde el bağladılar,
Tabutuna yönelip ağladılar, ağladılar!

[5584 kişi okudu] [8 kişi yorum yaptı]
YORUMLAR

Rümeysa Dolaş
(21.01.2012)

Sayın Soner Erden,
Öyküde kaçırılan detayların olduğu yönündeki eleştirilerinize katılıyorum. Ancak detaylara girseydim sizin de belirttiğiniz gibi bir roman yazmam gerekirdi.
Öyküde, paslı taburede oturan kadın Şahin'e sadece acıma duygusuyla yaklaşıyor. Çünkü onun yaşadıklarını, zamanında kendisi de yaşamıştır.
Yorumunuz için teşekkür ederim.
Saygılarımla...

soner erden
(21.01.2012)

öncelikle yazınızla ilgili görüşlerimi yazmadan önce şunu belirtmek istiyoruk;sizden iyi bir yazar değilim sadece edebiyatı yaratan cümlelerin lezzetini seven biri olarak bir kaç şahsi görüşümü beyan etmek istiyorum.
hikayenizin kurgusu çok güzel.bunun altını sağını solunu bir dantel gibi işleyerek kendi edebi lezzetinizi de katarak çok güzel bir roman çıkarabilirsiniz bu hikayenizden.sizi tebrik ediyorum.
benim gördüğüm eksikliler;hikaye çok hızlı ilerliyor çok acelecisiniz,biraz deyalara dalın.Ormanda bulunan çocuk bir aileye giriyor orada anne(üveyanne)hikayede hiç yok.Sonra taburede ooturan kadınla fazla bir duygusallık yok aralarında neden sadece böyle suratsız bir çocuk için geri dönsün.bu kısımlarda daha yumuşak detaylı geçişler yapabilirsiniz.Bu en azından benim tespit ettiğim ,gerisi sizin takdiriniz.başarılarınızın devamını diliyorum.saygılar.

Ayşe Korkmaz
(11.01.2012)

Sevgili Rümeysa,
Muhteşem bir hikaye daha okudum. Uzun olması ayrı bir güzellik. Paylaşımınız için teşekür ederim. Köşenizde doya doya güzel hikayeler okuyoruz.
Başarılar, selam ve sevgiler.

üzeyir gündüz
(09.01.2012)

Sevgili Rümeysa,
"İlk okuyucu"nun yorumunu dikkatlice okudum.Bu konuda Ülkü hocama katılıyorum.Gördüğüm kadarıyla,son derece iyi niyetli bir yorum.Zaten adam,sizin bu öykünüzün diğerlerine göre "biraz" sorunlu olduğunu söylemiş.Demek ki diğer öykülerinizi beğenmiş.İlk öykü klitabı yayınlandıktan sonra,yapılan eleştirileri dikkate alarak metin üzerinde birçok değişiklikler yapan nice yazarlar var.Unutma,sabırla koruk helva olur.
Burada yorumun tamamı üzerinde bir değerlendirme yapmam olanaksız,ama ilk cümleyle ilgili yorumunda birazcık haklılık payı var galiba.Oysa bütün yazarlar ilk cümleyi önemserler.
Bence sen,sabrın güzelliğini bilen bir insansın.Hakaret içermediği sürece,bütün yorumlara açık ol.Göreceksin, bu seni daha dikkatli ve daha başarılı bir yazar yapacaktır.Yorumlar olmasa yazdıklarımız ne işe yarar ki?Ayrıca bu sitenin bir Edebiyat Okulu olduğunu unutmamak gerekir.Hepimizin öğreneceği daha çok şey var.
Başarı,sabır ve anlayış dileğiyle hoşça kal...


Semiha özden
(08.01.2012)

Sevgili Rümeysa
Oykudeki betimlemeler çok güzel, sürükleyici bir anlatım var..sonuna kadar zevkle okudum. son paragraftaki ağıt cok duygulu ve öykünün özeti gibi. Tebrik eder devamını dilerim..

Ülkü Duysak
(06.01.2012)

Sevgili Rümeysa,
Eserine yorum yazan "ilk okuyucu" rumuzlu okura bence bu kadar hiddetlenmemen gerekir. Çünkü eleştirilerle karşılaşmak her yazar için söz konusudur.Benim eserlerimden birine bu tür yorum yapılsa; "Acaba o kişinin söylediklerinde doğruluk payı var mıdır ?"diye düşünürdüm. Sen başarılı bir yazar olma yolundasın zaten. Her başarılı yazar haklı ya da haksız bu tür eleştirlerle karşılaşmıştır."İlk okuyucu" nun bunu tamamen iyi niyetle yaptığını düşünüyorum ben. Ben de benden daha usta bulduğum yazar arkadaşlarıma yazılarım hakkındaki düşüncelerini soruyor;söylenleri dikkate alarak gerekli düzenlemeleri yapıyorum. Bu çok normal.Bazen üçüncü bir göz bize kendi yazılarımızda göremediklerimizi gösterebilir. Başarılar diliyor, sevgilerimi yolluyorum.

Rümeysa Dolaş
(05.01.2012)

Sayın ilk okuyucu,
Yorumunuzda bu öykü diğerleriyle karşılaştırıldığında biraz sorunlu diyorsunuz. Bence sorunlu olan sizin yorumunuzdaki yaklaşımınız. Bazen bir okuyucu, bazen ilk okuyucu, bazen başka adlar altında diğer öykülerime de çok sayıda eleştirel yorumlar yaptınız. Yazılarıma yapılan yorumlarınızın tamamı olumsuz eleştiri şeklinde. Oysa öykülerime çok güçlü kalemlerden güzel yorumlar geliyor.
Yorumlarınızda bazen genele bakacağınıza noktaya odaklanıyorsunuz. Bazen sadece eleştiri yapmak için kendinizce bir şeyler bulmaya çalışıyorsunuz. Sizin düşündüğünüz kalıplara tıpatıp uyan cümlelerden hoşlanmayabilirim. Bu da benim tarzım. Öyküde yerine göre devrik cümle, yerine göre halk dilini de kullanabilirim. Önemli olan anlatılmak istenen şeyin anlaşılmasıdır bence. Ayrıntılar bazen bıkkınlık verebilir. Örneğin, "Sobanın içindeki odunları yak" denmez. Sobayı yak denir. Veya bir iyilik yapana "Hayrını gör." derler. Oysa hayır gözle görülmez. Ama bu cümlede bir yanlışlık da yoktur.
Bazı öykülerime yaptığınız eleştirilerinizin altında "Yanlış anlama ama.." diye not düşüyorsunuz. Ben de size -yanlış anlamayın ama- beğenmiyorsanız daha güzelini yazın, başkaları da yararlansın diyorum.
Saygılarımla..

ilk okuyucu
(05.01.2012)

Sevgili Rümeysa,
Diğerleriyle karşılaştırıldığında,bu öykün dil,anlatım ve kurgu açısından biraz sorunlu.Aslında,bu öyküden kocaman bir roman çıkabilir.Olayların psikolojik arka planı çok zayıf bırakılmış.Bence acele etmişsin.Olaylar çok çabuk gelişiyor.
Dil ve anlatımla ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum.Önce tabure neden paslı? Demirdense sorun yok,ama bir açıklık getirilmeli.İkinci olarak, ilk cümleyi bir gözden geçir:Titreyen kim,titreten ne?Cümlenin tümleci yok.Öznesinde de sorun var:Soğuk mu titretir,kar tanecikleri mi?Ayrıca çok sayıda özne-yüklem uyuşmazlığı göze çarpıyor(tekillik çoğulluk açısından).Unutma,sen üniversite sınavlarına hazırlanıyorsun.Bence bu öyküyü bir de edebiyat öğretmenine göster ve benim değerlendirmelerimle karşılaştır.
Son sözüm şu:Acele etme,yazdığın metinleri birkaç kez daha oku
Sağlık,esenlik ve başarı diliyorum.
 
Daha güzellerini okumak istiyorsanız, lütfen yorumlarınızı yazın.

 

Diğer Köşe Yazıları [Rümeysa Dolaş]
Konu Tarih Hit Yorum
Dört Mevsim İlle de İlkbahar 01.03.2017 419 0
Kardan Adam 21.01.2017 586 0
Korkularımız 04.12.2016 853 1
Bir Hedefiniz Var Mı 05.10.2016 5913 1
Kitap Dolu Bir Ev ile Çiçek Dolu Bir Bahçe 31.07.2016 1261 0
Paylaşmanın Erdemi 30.06.2016 1062 0
Bilgi ve Hayal 31.05.2016 1277 1
Kitap ve Okumak 01.05.2016 1763 2
Çalışkanlık ve Tembellik Üzerine 01.04.2016 1515 2
Küçük Çocukların Büyük Hayalleri 01.03.2016 1428 1
Deneyim 30.01.2016 1749 1
Şans Kapısı 30.12.2015 1766 1
Zaman Her Şeyin Çaresi 29.11.2015 1814 1
Doğruluk 30.10.2015 1988 4
Çocuk 30.09.2015 2175 3
Güzel Bir Düşünce 31.08.2015 2257 3
Gel Dese de Bakma Cimri Aşına 30.07.2015 1850 0
Mutluluk 30.06.2015 2042 0
Başarıya Koşmak 01.06.2015 1921 0
Güzel Söz Söyleme Sanatı 01.05.2015 2414 0
İlkbahar 31.03.2015 2966 0
Sevinç ve Hüzün 01.03.2015 3021 2
Başlangıç Adımı 02.02.2015 2118 0
Pamuk ile Mino 03.01.2015 2013 1
Bir Tatil Heyecanı 04.12.2014 2242 0
Yetim Cino 05.11.2014 2336 0
Korkak Tavşan 06.10.2014 2843 5
Mircan ve Can 07.09.2014 2057 0
Teyzeme Mektup 08.08.2014 13685 1
Horoz Dövüşü 09.07.2014 2589 1
Serhat'ın Rüyası 10.06.2014 2462 0
Azmin Zaferi 11.05.2014 2463 2
Değirmenci 12.04.2014 3465 1
Tatil Sevinci 12.03.2014 3414 1
Mine'nin Oyuncak Bebeği 12.02.2014 3574 4
Doğayla Sohbet 13.01.2014 4380 2
Yamaçtaki Çiçek 13.12.2013 4946 3
ALİŞ 13.11.2013 3883 2
Köyde Bir Bayram 14.10.2013 3988 2
Mavi Uğur Böceği 16.09.2013 5342 3
Ayaşlı ile Kiracıları 26.08.2013 3931 0
Dünya Nimeti 06.08.2013 3663 0
Açlık 16.07.2013 3258 0
Kuyucaklı Yusuf 26.06.2013 4310 1
Acımak 06.06.2013 3863 4
Memleket Hikayeleri 16.05.2013 3911 2
Küçük Arı 26.04.2013 4339 2
Cimri 05.04.2013 5193 4
Çok Sesli Bir Ölüm 12.03.2013 5983 0
Yalıda Sabah 20.02.2013 4229 0
Fareler ve İnsanlar 29.01.2013 3877 0
Yeraltından Notlar 09.01.2013 4067 2
Kırık Hayatlar 19.12.2012 4302 0
Çalıkuşu 29.11.2012 4114 1
Efendi ile Uşak 08.11.2012 5490 1
İki İhtiyar 18.10.2012 4191 0
Üç Öğüt 28.09.2012 4420 2
Gün Olur Asra Bedel 07.09.2012 4629 2
Beyaz Gemi 17.08.2012 3961 3
Toprak Ana 27.07.2012 4209 1
Ve O Hiçbir Şey Demedi 07.07.2012 4572 3
Gandhi 17.06.2012 4166 2
Cimri ile Cömert 27.05.2012 6332 3
Hayaller Gerçek Olsa 06.05.2012 5712 2
Uçurtmaların Pilotu 15.04.2012 5841 4
Budi'nin Okyanus Macerası 25.03.2012 5472 6
Bulutların Savaşı 04.03.2012 6798 4
Bir İlimiz 15.02.2012 6160 7
Kış Denince 25.01.2012 5288 7
Işık Araçları Konuşursa 14.12.2011 8527 11
Tweety'e Mektup 24.11.2011 5905 4
Kınalı Koç 05.11.2011 4976 5
Orman Kanunları 16.10.2011 5640 4
Kara Tahta 27.09.2011 5801 7
Büyük Çınarın Öyküsü 07.09.2011 4960 4
Köy mü Kent mi? 16.08.2011 4886 2
Bir Papatyanın Dilinden 29.07.2011 5137 2
Gazeteci 06.07.2011 4601 6
Önlenemeyen Olaylar 16.06.2011 5499 4
Ormanda Bir Piknik 28.05.2011 6263 2
Kayıp Yetenek 30.04.2011 7178 3
Çocuk Olmak 21.04.2011 5633 2
Fıkra Cümbüşü 06.04.2011 5267 6
Hoş Geldin Bahar 20.03.2011 12161 12
Sarıkamış'tan Mektup 11.03.2011 7440 2
Sevgi İle Yaşamak 02.03.2011 6241 5

En Çok Okunan Köşe Yazıları
Konu Yazar Hit Yorum
Oğuz'un Okul Müdürüne Mektubu Nazmi ŞİMŞEK 27488 5
Gül Yetiştiren Adam Murat Soyak 23453 1
Kurbağa ile Fare Rıfkı Kaymaz 20887 11
Yoksulluk İçimizde Rıfkı Kaymaz 19937 0
Silgi Kullanmadan Yaşamak Erbay KÜCET 19666 4
Teyzeme Mektup Rümeysa Dolaş 13685 1
Zeytin Karası Gözler Sırrı Er 12899 24
Mektup Erhan Şibik 12785 24
Hoş Geldin Bahar Rümeysa Dolaş 12161 12
Öylesine bir yazı ipek can 11507 11

En Çok Yorumlananlar Köşeyazıları
Konu Yazar Hit Yorum
Zeytin Karası Gözler Sırrı Er 12899 24
Mektup Erhan Şibik 12785 24
İşgalci Erdal Noyan 8126 22
"Cahile Kelam, Nafile Kelam" Rıfkı Kaymaz 7919 16
Adı Hazan Erhan Şibik 8885 15
dona çeker kalbimin dehlizleri Erhan Şibik 9527 15
Hoş Geldin Bahar Rümeysa Dolaş 12161 12
Nöbet Değişimi Editör 2290 12
2011' de İz Bırakanlar... Erhan Şibik 7785 12
Öylesine bir yazı ipek can 11507 11
Yasal Uyarı
Sitemizde yayınlanmakta olan ses, resim ve metinleri, bilgisayarınıza indirip kayıt edebilir ve ticari olmamak kaydıyla kişisel amaçla kullanabilirsiniz. Sitemizde yer alan metinlerin, ses dosyalarının, resimlerin kopyalanması, gerçek veya elektronik ortamlarda yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu eser, yazarımız Sayın, Rümeysa Dolaş tarafından sitemize gönderilmiştir. Bu dokümanın izinsiz yayınlanması kullanılması dağıtılması kopyalanması, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.


Bu eserin burada yasadışı olarak yayınlandığını düşünüyorsanız lütfen bizi uyarınız..  

Web Kalem - Edebiyat Okulu
     
Tüm köşe yazıları için tıklayın...
 
      Köşe Yazıları
Editör .
Artık Yazma Zamanı
 
Rıfkı Kaymaz
Kurbağa ile Fare
 
Ferit Kasim
Muhayyile
 
Sırrı Er
Çanakkale şiiri nerede ve nasıl yazıldı?
 
Ülkü Duysak
Bana
 
Erhan Şibik
Bir Çocuk Ağlar ve Kent Islanır
 
HALİS AYHANLI
Bir Başarı Öyküsü Başarı Kreş ve Anaokulu
 
Erdal Noyan
Yeni Evin Birincil Konuğu
 
Rümeysa Dolaş
Dört Mevsim İlle de İlkbahar
 
Oyhan Hasan Bıldırki
Mektup
 
Üzeyir Gündüz
DOLUNAYA KAFA TUTAN KEDİ
 
Erbay KÜCET
'Seksenler' Neyimiz Oluyor?
 
Osman Aytekin
Analar
 
Ayşegül Sözen Dağ
Ninemin Oyunu
 
Leyla Uğur Karaca
Günleriniz Aydın Olsun
 
Fatma Yangin Eksioglu
KAHRAMAN KORSAN
 
Nur Ersen
KARA TREN
 
Melike Cerit
Dedeme Nineme Mektup
 
     
Tüm Köşe Yazıları ...
  Tarihte Bugün  
  ------------------------- 1599 İngiltere'de mutlakiyetçiliğe karşı ayaklanmanın önderi Lord Oliver Cromwell doğdu.   1719 Robinson Crusoe yayımlandı. Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'nun Yaşamı ve Tuhaf Maceraları adlı romanı bir İskoçyalı gemicinin gerçek öyküsünden yola çıkarak, kazaya uğramış bir gemicinin bir adada 28 yıl boyunca geçirdiği serüveni dile getiriyordu.   1744 İsveç'li gökbilimci Anders Celsius (d. 1701) öldü.   1859 Kızıldeniz'le Akdeniz'i birbirine bağlayacak 101 mil uzunluğundaki Süveyş kanalının kazılmasına Mısır'ın Akdeniz'deki kıyı kenti Port Said'de başlandı.   1874 Radyo dalgaları üzerinde çalışan ve bu yolla ilk haberleşmeyi sağlayan Nobel Ödülü sahibi fizik bilgini Guglielmo Marconi (ö. 1937) doğdu.   1900 Avusturya doğumlu fizikçi, Nobel Ödülü sahibi Wolfgang Ernst Pauli (ö. 1958) doğdu.   1915 Arıburnu Zaferi kazanıldı.   1918 Kars ve Ardahan düşman işgalinden kurtuldu.   1925 Mareşal Hindenburg, Almanya'nın halk oyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.   1926 İran'da Rıza Han Pehlevi, kendisini şah ilan etti.   1929 "Zabitler ve askeri memurların 25 yaşını ikmal etmeden evlenmemelerine" ilişkin kanun Türkiye Büyük Millet Meclis'inde kabul edildi.   1932 Başbakan İsmet İnönü, Sovyetler Birliği'ne resmi ziyarette bulundu.   1939 Alman uçak şirketi Lufthansa ile sözleşme imzalandı. 1 Haziran'dan itibaren İstanbul-Berlin seferleri başlayacak.   1940 Amerikalı oyuncu Al Pacino doğdu.   1941 Atatürk'ün yaveri, Bilecik Milletvekili Salih Bozok öldü.   1945 46 ülkeden gelen delegeler Milletler Cemiyeti'nin yerini alacak Birleşmiş Milletler'i kurmak üzere San Fransisco'da bir araya geldi.   1946 İstanbul - Ankara hattında yataklı tren seferleri başladı.   1951 İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, siyasi bildiri yayımladığı gerekçesiyle, Ord. Profesör Dr. Ali Fuat Başgil hakkında 25 Nisan 1951 tarihinde soruşturma başlattı.   1952 Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü, Yunanistan'a resmi ziyarette bulundu.   1953 Cambridge Üniversitesi'nden iki bilim insanı kalıtsal özellikleri anne ve babadan çocuğa taşıyan molekül yapısını buldular. Bu moleküler yapıya DNA adını verdiler.   1957 Antalya'nın Fethiye ilçesinde 7.1 büyüklüğünde bir deprem oldu, 67 kişi öldü.   1959 CHP'li Kemal Satır'ın İskenderun'da yaptığı konuşmayı yayımladığı için hakkında dava açılan Ulus gazetesi yazı işleri Beyhan Cenkçi 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.   1962 Anayasa Mahkemesi kuruldu.   1968 Andre Malraux'nun Türkçeye çevrilen "Umut" adlı kitabı "komünizm propagandası" yapıldığı gerekçesiyle toplatıldı.   1968 Ses sanatçısı Safiye Ayla servetini Türk Eğitim Vakfı'na bağışlayacağını açıkladı.   1969 1000 Türk işçisi Almanya'dan sınır dışı edildi.   1970 İsrail Hava Yolları'nın İstanbul bürosuna bomba atıldı.   1974 İtalyan sinema oyuncusu Sophia Loren Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın konuğu olarak Türkiye'ye geldi.   1974 Portekiz'de Karanfil Devrimi: General Antonio Spinola'nın yönettiği askeri ayaklanmayla Salazar'ın faşist diktatörlüğü devrildi.   1976 Portekiz'de faşist diktatörlük sonrasında yapılan ilk serbest seçimleri Mario Soares liderliğindeki Sosyalist Parti kazandı.   1979 13 ilde süren sıkıyönetim 2 ay daha uzatıldı ve 6 ilde daha sıkıyönetim ilan edildi.   1980 Profesör Sadun Aren Sıkıyönetimce Ankara'da gözaltına alındı.   1982 İsrail Sina'dan çekilmesini tamamladı.   1983 Askeri yönetimin hazırladığı ve siyasal faaliyete yurttaş katılımını önemli ölçüde kısıtlayan Siyasi Partiler Kanunu Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.   1983 Pioneer-10, Plüton'un yörüngesini aştı.   1988 Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Erdal İnönü, Anavatan Partisi'nin SHP Genel Merkezine dinleme araçları yerleştirdiğini iddia etti   1989 Yol-İş sendikasına bağlı 120 bin işçi bir saat geç işbaşı yaptı.   1989 TRT Genel Müdürü Cem Duna Başbakan Turgut Özal'ın isteği üzerine istifa etti.   1990 Uzay teteskobu yörüngesine oturtuldu. ABD uzay mekiği Discovery (Keşif) mürettebatı ilk uzay teleskobu Hubble'ı yer çevresinde alçak bir yörüngeye oturtmayı başardı.   1991 141. ve 142. maddelerin kalkması sonucu Ankara Dev-Genç davası düştü.   1995 Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyine giren 35 bin askerinden 20 bininin geri çekildiği bildirildi.   2000 TBMM'de grubu bulunan beş siyasi partinin genel başkanları, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday gösteren öneriyi imzalayarak TBMM'ye sundu.   2000 Başbakan Bülent Ecevit, Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday gösterirken Genelkurmay'a danışmadığını açıkladı.   2000 Başbakan Bülent Ecevit, Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığına aday gösterirken Genelkurmay'a danışmadığını açıkladı. Koalisyon liderleri toplantısında çaresizlik içinde düşünürken Sezer'in isminin gündeme geldiğini belirtti.   2001 Merkez Bankası'na özerklik getiren yasa TBMM'de kabul edildi.   2002 Türkiye'de ilk TV tüpü imalatı yapan Uğurgül fabrikalarının kurucusu Ahmet Uğurlu vefat etti.   2002 Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, yürüttüğü soruşturma çerçevesinde AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, tutuklanması istemiyle DGM Yedek Hakimliği'ne sevk etti.   2005 Japonya'da hızlı tren kazası sonucu 107 kişi öldü.   2005 Bulgaristan ve Romanya'nın, Avrupa Birliği'ne girişi için müzakereler başladı.  

Oğuz Moldur  
 
  Belirli Gün ve Haftalar  
   
KİTAP


Açmazsan kapağını,
Hapsedersen dolaba,
Geniş dünyan dar olur,
De ...
 
  Ülkü Duysak  
  Yağmur  
    Yağmur Nasıl Oluşur?
Denizlerdeki ve göllerdeki sular güneş ışınları sayesinde  
  Fatmagül  
  Misafir Defteri  
   
tek kelimeyle süper ödevim için işe yaradı saol ...
 
  büşra    
Deyimlerimiz
    Kör ölür, badem gözlü olur.
. ...
 
  Sema Güven  
  Bir Kitap  
    Eğlenceli Sorular
Ersin Osman SÖĞÜTLÜ
Sayılar ve sayı dizileri, Şekil ve kelime tamamlama gibi pek çok sorul ...
 
  Emre Pekün  
  Güzelim, adını kola kutularında arama. ...
Burak Şen
 
  Minik Kalemler
  Kompozisyonlar
  Öyküler
  Şiirler
  Derlemeler
  Resimler
  Diğer
 Amatör Kalemler
 
  Kompozisyonlar
  Öyküler
  Şiirler
  Derlemeler
  Diğer
 Usta Kalemler
 
  Yazı
  Öykü
  Şiir
  Derleme
  MASAL/FABL
  Galeri
  Diğer
  Çocuk Kitaplığı
  Kategoriye Göre
  Yazar Adına Göre
  Yayınevine Göre
 Ansiklopedik ve...
 
  Belirli Günler ve Haftalar
  Okul Öncesi
  Bilgi Küpü
  Deyimler ve Öyküleri
  Tarihte Bugün
  Linkler
  Gezi Notları
  Çocuk Edebiyatçıları
  Çocuk Edb. Araştırmaları
  Şehirlerimiz
  Başka
  English Articles
  Günlüğümden
  Matematik Yazıları
  Zeka Küpü
  Mizah Tükkanı
  Genç Tüketici
  Hobilerimiz
  Piyes
  Güzel Türkçemiz
  Duyurular
  Çocuk Yayınevleri
  Aile Bilgilendirme Platformu
 Galeri
  Objektiflerden
  Adam Olacak Çocuk
  Küçükken Büyünür
  Çeşitli
  Sözün Özü
  Hoşlanmadığımız Sözler
  Yanlış Sözler
  Duvar Yazıları
  Öğrenci Sözleri
  Yöresel Sözler
  Atasözleri
  Özdeyişler
  Bilmeceler
  Mesaj / Duyuru