web kalem - http://www.kalem.biz
  ANA SAYFA   İLETİŞİM   AKADEMİ KALEM   Français   Sık kullanılanlara ekle   Ana sayfa yap   Arkadaşına öner
  Kullanıcı Adı:  
  Şifre:  
 
Google
 
   
 
 
Web Kalem - Edebiyat Okulu
  DUYURULAR
    Teknik Destek İçin İletişim
Değerli Kalem Sakinleri;
Her türlü teknik s ...
 
  . b i z d e n  
 

Sadık Arslan tarafından USTA KALEMLER - bölümüne ANLARSIN başlıklı kayıt eklendi. [19.03.2017 12:37:40]

Abdullah Balkaş tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Bir Güneş Batıyor Ömrümden başlıklı kayıt eklendi. [05.03.2017 22:46:28]

fatma coşkun tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Fatma Söyler başlıklı kayıt eklendi. [01.03.2017 20:00:55]

Oya Oral tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Gri Sabahım başlıklı kayıt eklendi. [09.02.2017 21:02:28]

Bilgehan BAYRAK tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne “BU CÜMLE BEŞ KELİMEDEN OLUŞUYOR” başlıklı kayıt eklendi. [05.02.2017 14:19:33]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Karagöz İle Hacivat: Miras başlıklı kayıt eklendi. [22.01.2017 16:30:54]

Senay BAYGIN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ağaç başlıklı kayıt eklendi. [14.01.2017 13:21:19]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne En Acılı Gün Fırat Kalkanında başlıklı kayıt eklendi. [14.01.2017 13:19:08]

Emre Apaydın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ölüm Ötüşü başlıklı kayıt eklendi. [04.01.2017 23:08:07]

İSMAİL GÜN tarafından USTA KALEMLER - bölümüne GÜNEŞLİ GÜNLER yahut ÇOCUKLUĞUM başlıklı kayıt eklendi. [01.01.2017 20:16:35]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Karagöz İle Hacivat: Matiz başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2016 00:19:09]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Bıktım Artık Yalnızlıktan başlıklı kayıt eklendi. [26.12.2016 23:14:53]

Nur Ersen tarafından USTA KALEMLER - bölümüne GEÇ KALACAĞIZ başlıklı kayıt eklendi. [20.12.2016 22:45:38]

pınar güden tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne yüksekova başlıklı kayıt eklendi. [18.12.2016 14:16:49]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne BİR KÖRPE CENAZE başlıklı kayıt eklendi. [18.12.2016 14:09:54]

Senay BAYGIN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Geçmiş Zaman başlıklı kayıt eklendi. [07.12.2016 09:11:47]

Emre Apaydın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İşsiz Tuşlar başlıklı kayıt eklendi. [04.12.2016 22:43:24]

imdat ÇELİK tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Sustukça Susanlar başlıklı kayıt eklendi. [04.12.2016 22:38:49]

La Edri tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Yanıldık Bayım, Yanıldık Hanımefendi; Burası Orası Değil! başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 10:50:02]

La Edri tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Hesablanmamış Rızkı İnsanlığımızın başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 10:47:50]

La Edri tarafından AMATÖR KALEMLER - Kompozisyonlar bölümüne ÖZ RİTİM başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 07:50:05]

La Edri tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne KARINCA başlıklı kayıt eklendi. [18.11.2016 07:46:14]

Berrak Fidan Gökdaş tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne HAYAT DEĞİŞTİREN ÇİÇEK başlıklı kayıt eklendi. [09.11.2016 11:03:22]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Bıraktıklarım başlıklı kayıt eklendi. [01.11.2016 23:24:09]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne bulanık başlıklı kayıt eklendi. [31.10.2016 23:51:26]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne KIYAMETLER başlıklı kayıt eklendi. [31.10.2016 23:50:23]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne degerliydi gözyaşlarım başlıklı kayıt eklendi. [28.10.2016 14:37:22]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Keloğlan Zenginler Ülkesinde başlıklı kayıt eklendi. [28.10.2016 14:36:08]

cemil meriç taşgıran tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne aslı siyah mavi gök başlıklı kayıt eklendi. [22.10.2016 12:42:34]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Simitçi Çocuk başlıklı kayıt eklendi. [18.10.2016 04:09:19]

yusuf Dikeç tarafından USTA KALEMLER - bölümüne sustum başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:44:43]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Süpürgeci Keloğlan başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:41:53]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Beceriksiz Cin başlıklı kayıt eklendi. [15.10.2016 22:40:31]

Sümeyye Tekin tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Yakın ölüm başlıklı kayıt eklendi. [12.10.2016 20:36:39]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne -15 Temmuz- başlıklı kayıt eklendi. [11.10.2016 16:35:58]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne YAZAR OSMAN AYTEKİN’DEN İKİ YENİ KİTAP! başlıklı kayıt eklendi. [08.10.2016 22:56:18]

yusuf Dikeç tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Gitti başlıklı kayıt eklendi. [04.10.2016 00:01:43]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne KAÇMALI AMA... başlıklı kayıt eklendi. [02.10.2016 19:29:21]

Sefa Yetkin tarafından AMATÖR KALEMLER - Öyküler bölümüne Ölüm Yolu başlıklı kayıt eklendi. [29.09.2016 08:03:02]

Ayşegül Sözen Dağ tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Menekşe Bayramı başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 23:35:29]

M. Ali Köseoğlu tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne Dört Mevsim Dört Yaprak başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 23:05:51]

Beyza Nur Demirci tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Ben Çocuksam Eğer başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 22:36:27]

Beyza Nur Demirci tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Ben Çocuksam Eğer başlıklı kayıt eklendi. [18.09.2016 22:35:16]

Oguz s. Dost tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Klişe başlıklı kayıt eklendi. [11.09.2016 21:28:51]

Oguz s. Dost tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İntihar Listesi başlıklı kayıt eklendi. [15.08.2016 22:09:11]

fatma coşkun tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne aşk başlıklı kayıt eklendi. [08.08.2016 13:40:49]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne UĞRUNDA CANIMI ADARIM TÜRKİYEM başlıklı kayıt eklendi. [20.07.2016 23:29:12]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne NE BİLSİN başlıklı kayıt eklendi. [18.07.2016 10:35:41]

Serdar Yıldırım tarafından USTA KALEMLER - bölümüne Kaplumbağanın İkinci Evi başlıklı kayıt eklendi. [08.07.2016 16:21:38]

Attila Oğuz tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sen Ol ! başlıklı kayıt eklendi. [30.06.2016 18:33:24]

Büşra Özen tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Cumartesi Farkındalığı başlıklı kayıt eklendi. [14.06.2016 17:20:06]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne YÜREĞİMİ YAR başlıklı kayıt eklendi. [07.06.2016 03:40:49]

Murat Fatih Yaşar tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne İnsanoğlu başlıklı kayıt eklendi. [25.05.2016 23:02:12]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sen Kusurların En Mükemmelisin. başlıklı kayıt eklendi. [23.05.2016 21:37:36]

Osman Aytekin tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne BİR SİTİLİST TASARIMCININ ESERLERİ… başlıklı kayıt eklendi. [15.05.2016 11:10:22]

ayçin vicdanlı tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne bir annenin duası başlıklı kayıt eklendi. [10.05.2016 00:00:09]

Berrak Fidan Gökdaş tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne YAŞAM KAYNAĞIM başlıklı kayıt eklendi. [01.05.2016 23:05:31]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne KültüR Birleşimİ 23 NisaN başlıklı kayıt eklendi. [24.04.2016 14:36:13]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sendendir Belki başlıklı kayıt eklendi. [20.04.2016 11:38:27]

Bilgehan BAYRAK tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne NEDEN Mİ MUTLU DEĞİL İLİŞKİLER? başlıklı kayıt eklendi. [13.04.2016 11:10:50]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Çağımızın Durumu başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:48:42]

yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne umudunu kaybetme başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:46:25]

Yusuf Dikeç tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Herkes Çok Dertli Anladım başlıklı kayıt eklendi. [11.04.2016 04:43:57]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne KANASIN başlıklı kayıt eklendi. [03.04.2016 22:33:54]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - Şiirler bölümüne İYİLİK Mİ KÖTÜLÜK MÜ başlıklı kayıt eklendi. [30.03.2016 11:10:56]

Büşra Özen tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Ömür Buğusu başlıklı kayıt eklendi. [28.03.2016 22:09:13]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Ah Çanakkale~ başlıklı kayıt eklendi. [17.03.2016 21:06:21]

Sinem GÖKÇE tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne YALNIZIM başlıklı kayıt eklendi. [13.03.2016 11:26:04]

ORHAN AFACAN tarafından AMATÖR KALEMLER - Şiirler bölümüne YEDİ KAHRAMAN başlıklı kayıt eklendi. [13.03.2016 11:22:01]

Galip Yalçın tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne BİL İSTEDİM başlıklı kayıt eklendi. [10.03.2016 21:00:22]

Mücahit Üzün tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Geceler Işıksız Karanlığa başlıklı kayıt eklendi. [24.02.2016 09:19:16]

Merve Kara tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Senden Bana Kalan başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:53:43]

Merve Kara tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Tek Başına başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:48:12]

Editör . tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Tek Başına başlıklı kayıt eklendi. [15.02.2016 20:46:10]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne BİR ADAM BEKLİYOR IŞIK ALTINDA başlıklı kayıt eklendi. [28.01.2016 15:57:28]

Emircan Emircan tarafından MİNİK KALEMLER - Kompozisyonlar bölümüne Temizlik başlıklı kayıt eklendi. [12.01.2016 10:36:47]

Karani GÜNSUR tarafından USTA KALEMLER - Şiir bölümüne Kaçış Yok başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:55:07]

Farah Mina ERTÜRK tarafından USTA KALEMLER - Yazı bölümüne Aborjinler başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:47:51]

Emircan Emircan tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne ANNEM başlıklı kayıt eklendi. [30.12.2015 01:44:10]

emircan emircan tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne KİTAP SEVGİSİ başlıklı kayıt eklendi. [27.12.2015 23:05:11]

İkra Uyanık tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne ABLALIK başlıklı kayıt eklendi. [26.12.2015 15:23:00]

İkra Uyanık tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne İNSAN başlıklı kayıt eklendi. [25.12.2015 11:37:37]

Mustafa YALÇIN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Ne Güzel başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:19:21]

Nehir EREN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Liman başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:13:37]

Sevim Sude DOĞAN tarafından MİNİK KALEMLER - Şiirler bölümüne Ah Bu Deniz Var Ya başlıklı kayıt eklendi. [23.12.2015 21:10:14]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne AŞKIN RÜZGARI ESER başlıklı kayıt eklendi. [05.12.2015 02:35:06]

fatma aydınlı tarafından USTA KALEMLER - bölümüne ONDAN KALAN (ÇOCUK TİYATROSU) başlıklı kayıt eklendi. [28.11.2015 15:11:35]

Sinem GÖKÇE tarafından USTA KALEMLER - bölümüne YALNIZIM başlıklı kayıt eklendi. [14.11.2015 20:35:37]

Sadık Arslan tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne FERİDE başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:11:30]

Editör . tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne FERİDE başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:07:20]

Rumeysa Enise Ezberci tarafından AMATÖR KALEMLER - bölümüne Sokak Hayatı:1 başlıklı kayıt eklendi. [12.11.2015 21:04:49]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne NAMUS DİYE BAKTIĞIMIZ başlıklı kayıt eklendi. [09.11.2015 11:19:07]

cengiz yılmaz tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Yalnızlık başlıklı kayıt eklendi. [03.11.2015 22:59:47]

cengiz yılmaz tarafından AMATÖR KALEMLER - Diğer bölümüne Filistin Gülümsemesi başlıklı kayıt eklendi. [03.11.2015 22:57:01]

fatma nur polat tarafından MİNİK KALEMLER - bölümüne Vatan ve Cumhuriyet başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 22:02:27]

Erhan Şibik tarafından USTA KALEMLER - Öykü bölümüne Şiir Gibi Çocuklar başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 05:44:52]

Deniz Eren Akkaya tarafından USTA KALEMLER - bölümüne AYRILIK başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 01:02:25]

fatma nur polat tarafından KÜLTÜREL - bölümüne Help! help! başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 00:58:52]

ahmet cemil tarafından USTA KALEMLER - bölümüne KIZILELMA BİZİ BEKLİYOR başlıklı kayıt eklendi. [24.10.2015 00:57:33]

 
  Güzel Türkçemiz
    SÖZCÜKTE ANLAM (devam)

*TERİM ANLAM
Bir bilim, sanat ya da m ...
 
  Piyes
    YÜZSÜZ KOMŞU (SKEÇ)



EV SAHİBİ -Huuu! Komşuuu!
 
  Genç Tüketici
    Yön Mağazacılık (İstikbal Bayii) İçin Teşekkürler
Bu hafta sonu bazı ev eşyaları almak üzere ailecek ...
 
  Mizah Tükkanı
    KOMİK KEHANETLER
Radyonun geleceği yok"
Lord Kevin - İskoçya ...
 
  Zeka Küpü
    MANTIK SORULARI
Topkapı ya giderken yolda yedi karısı olan bir ada ...
 
  Matematik Yazıları
    KOLAY ÇARPMA ÖĞRENELİM

MATEMATİK TEKERLEME
2 x 1 = 2 hani ...
 
  Günlüğümden
    gülümsediğime bakma
insanlar zaman sürecinde kaybolmamak için kendisin ...
 
  English Articles
    SULTAN’S SIGNATURES, CALLIGRAPHY AND DECORATION ON COPPER

Rıfkı Kaymaz
Rıfkı Kaymaz was born 19 ...
 
  Okul Öncesi
    Çocukların Yetiştirilmesi
Bana göre bu ölümlü Dünyada en kalıcı olan insanla ...
 
  Şehirlerimiz
    HASANKEYF


İnsanlık tarihinin ilk ve en önemli ...
 
  Çocuk Edebiyatı
    ZEYNEL BEKSAǒIN ÇOCUK ŞİİRLERİ

Dr. Sabahattin ÇAĞIN
Dokuz Eylül Üniv ...
 
  Çocuk Edebiyatçıları
    Cahit UÇUK

17 Ağustos 1909 tarihinde Selanik’te doğdu. ...
 
  Gezi Notları
    Fildişi Mektupları – 15
Yeni ufuklarda hasbihâl edebilme ümidi ile can dos ...
 
  Ödevlerim
    Tuğra Nedir? Nasıl Okunur? Bölümleri...
TUĞRA
Osmanlı Padişahlarının isim ve lâkapl ...
 
  Son Aktif Üyelerimiz  
 
  fatma cskn  
  İslamalp  
  SaidThat  
  fnpolat  
  muzesen  
  Abdullah  
  15şenay  
  Rümeysa Dolaş rumeysadolas  
 
  Ziyaretçi  
   
 
Haiti Mektupları - 35
Adnan Fahir Akyol
Yazdırılabilir sayfa


Candostum, hayatımın önemli bir sayfası daha kapanmak üzere. Akılda olmayan bir yeri, umulmadık bir zamanda cilve-i kâder hükmü dairesinde muvakkaten mesken tuttum. Gelirken heybeme yüklediğim esrar ve gizem perdesi, dönüşe durduğum anda yerini bambaşka bir hüviyete takas etti. Sarı liralara vuracağım bir hesabın çok ötesinde limitsiz bir kâra imza attığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Allah’ın keremine gökteki yıldızlar adedince şükürler olsun ki; ruhumdaki pası giderecek zımparayı, ziftleşmiş gönlümü parlatacak cilâyı ve zihni tökezlemelerimi düzeltecek “sırât-ı müstakîm” i bulmak yâd ellerde nasip olacakmış. Gün içindeki bitmez tükenmez koşturmacalardan fırsat bulup ta figüran rolünden sıyrılarak, ân’ı “hikemiyyat” buudunda yaşamak ne büyük nimetmiş meğerse. Milenyum çağında Haiti kalesinin kapılarını bizlere açan ilk Türk yiğidi, candostum, canım kardeşim merhaba !..

Kalan iznimizin son günü / son defa denizde, sahil sefâsı sürdük Murat kardeşimle. Jacmel’in tenha ve temiz koylarından biri olan La Saline’deydik. O olta attı yüksek bir kayalığın üzerinden, nasip-kısmet uğruna. Ben ise vakit ikindiye kavuştuğundan Karayip Denizinden abdestimi aldım, Haitili gençlerin garip bakışları altında. Eşimin valize “ne olur-ne olmaz lazım olur” niyetiyle koyduğu cami figürlü sarı seccadeyi nispeten temiz gördüğüm yemyeşil çimenlerin üzerine serdim usulca. Dalgaların kadife misali kulağımı okşayan nağmeleri eşliğinde huşu içinde edâ ettiğim namaz sonrası cevşen’den de bir bölüm okudum. Hüzün kapladı apansızın bedenimi ve çepeçevre ruhumu. Acaba diyorum kendi kendime, bu güzel ahengin benzerini bir daha yudumlayabilecek miyim? Kendi öz yurdumda yaşamak nasip olur mu yine, Âlemlere Rahmet/Sultanlar Sultanı Rasûlullah’ı aciz kalbimi titreten gözyaşlarıyla yürekten anabilmek / düşünebilmek. Sadece O’na meftûn olup, sadece O’na kilitlenmek. Medine minberinde “Ümmetî- Ümmetî” diyen Gaye İnsan-Ufuk Peygamber’ in şefaatine nail olmaktan başka duamız olabilir mi? Gözlerimi okyanusun dönülmez ufkuna dikerken birden kapatıp kıbleye döndüm. Beytullah’ı, Kâbe-i Muazzama’yı hayal ediyorum. İçim huzur dolu, içim heyecan dolu. Mekke’nin nurunu Jacmel’de hissetmek. Ötelere namzet âciz bir kulun Allah’a sığınma noktasında, edeb’i zorlama bâbından olmasa gerek yaşadığım duygular. Af buyur can dostum; vaziyetim, teslimiyetin zirvelerinde en sevda haliyle. Zaman ve mekânın kıskacına girmiş cümle âlem kulların payına düşen; şartları insafsızca sorgulamak yerine, “hâli” tefekkür havuzunda boğmak olmalı. Zor olan yolu seçmek, hedefin azametine göre makbul kabul edilebilir. Basit ve sığ alanlarda ağzı kocaman laf yapanlara hasım olup gırtlak patlatmanın kulakta bırakacağı tesirden ziyade, gönüllere “ümit tohumları” ekmektir yegâne kaygımız. Derdimiz / davamız, o tohumlara hayat verecek suya her daim sahip olmaktan geçiyor.

Şuna inanıyorum ki; hadiselere bakış açımızı değiştirip empatik olma şuuruna erişirsek, mesele olarak gördüğümüz birçok konu kendiliğinden çözülecektir. Kul hakkından korkarak, kalp ve akıl süzgecinden geçireceğimiz “şahıs ve hadiseler” yanlışa sapmadan / net olarak yerli yerine oturacaktır. Şikâyet ve dedikodu marazından uzak durduğumuz müddetçe taşıdığımız kumaşın kalitesine halel gelmez. Unutmayalım ki, “İyi atlara binen iyi insanların” bıraktığı izleri takip etmek bizi felâha kavuşturur. Kalbi Allah sevgisi ve Rasûlullah muhabbeti için atan hiçbir Müslüman, “marifetullah” halkasına inat kendini ağırdan satmadan, yüzünde tebessümü / dilinde sükûtu eksik etmemeli. Etrafında cereyan eden onca çetrefil hadiseye rağmen, aklını ve kalbini kullanıp farklı açılımlarla değer kazanabileceğini düşünerek sayılı nefeslerini alıp vermeli.

Beşeri anlamda Haiti’yi mercek altına aldığımızda; başta sen değerli candostum olmak üzere bizden önce sefer eyleyenlerin sözlerine / yorumlarına aynen katılmak durumundayım. Mesleki tecrübe, bilgi, görgü vs. klişe tespitlerin dışında, şahsım adına ekleme yapabileceğim birkaç husus daha var. Birlikte çalıştığımız ekipler karmasından İspanya-Uruguay-Arjantinli iş arkadaşlarıyla mesai paylaşmak oldukça keyif vericiydi. İnsiyatif alabilme, çözüme yönelik mesleki davranış refleksi ve olaylara geniş perspektifle yorum getirebilme kabiliyetlerini oldukça gelişmiş buldum. Fransa-Kanada-ABD kökenli meslektaşlarda ise burunlarından kıl aldırmama kibiri yanında, mesleki anlamda son derece şekilci, ani karar verebilme yeteneğinden mahrum ve prosedür / formalite düşkünü bir yapı söz konusu. Kalan Afrika orjinli meslektaşları ( Burkina Faso-Senegal-Nijer-Benin-Gine-Mali ) mümkün mertebe objektif değerlendirmek gerekirse; mesleki standardın çok altında oldukları için sınıfta kalırlar ve mâteessüf etik davranış dersinden de Eylül’e gelmeleri gerekir. Can dostum, öncelikle vatan ve millet olma duygusunu özümseyememiş bir halk kitlesinden ya da onun kurumsallaşmış şekli devletten, temel stratejik yaklaşımlar beklemek abes olur. Yerel polis teşkilatı mensubu bir görevlinin karakolda bira içmesi, kız arkadaşlarıyla (!) karakol önünde sarmaş dolaş olup iğrenç görüntü vermesi, karakola sığınmış ve bir şikâyetini aktarmaya gelen bayanlara farklı ve art niyetli yaklaşımlar, görev saatlerine hiç riayet edilmemesi, güneş battıktan sonra çarşı esnafı misali neredeyse karakolu kapatıp uyku moduna uygun yer arayışları vs. gibi listeyi uzatabilecek bir dizi çarpıcı olumsuzluklar; halkın adalet makamlarına ve polis mekanizmalarına olması gereken güven ve saygı duygusunu temelinden dinamitliyor. Peki, o zaman biz niçin buradayız? Bugüne kadar neler yapabildik? Fazla beylik laflara dolanmadan rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki, Birleşmiş Milletler olarak makyaj / göz boyama / pansuman tedavisi olmaktan öteye geçemiyoruz. Aldatma ve aldanma senaryosu almış başını gidiyor. Ayrıntılarda boğulmadan, şahsi hesaplaşma noktasında kendi evimizin önünü -Jacmel’i kastediyorum- bir nebzecik olsun temizleme becerisi ve başarısı gösterebildiysek ne mutlu bize. Küresel gücün örtülü operasyonlarına taktığı BM kılıfı daha kaç bedene uyar ve sığar orasını tahmin etmek elbette ki çok zor. Ama kolay olan bir şey var ki, o da Allah’ın hesabına inanmak ve son nefese değin O’na hizmet etmektir. “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır – En’am Sûresi, 59.Âyet”


Önceki mektubumda zikrettiğim gibi manevi kazancımın sacayakları; kendimi sorgulama / tefekkür hassasiyetini yudumlama / tenkit ve bakış muvazenesini dengeleme şeklinde tezahür etti. Dünün bereketini bugünlere taşıyabilmek, yarınlara özgü ümidimi perçinliyor açıkçası. Burada, günlük hayatın içinde aldığım mesajları / uyarıları uygun bir şekilde formatlayıp, manevi rezervimi zengin ve güçlü kılacak zihni süreci tamamlamam gerekir. Bu noktada istikrarlı kalabilmek; en başta kendime olan saygı ve samimiyetimin rengini belli edecektir. Candostum; Jacmel Mektupları’nın sürekliliği, muhatabı olma büyüklüğünü göstermiş olmandandır. Edebî kaygıdan uzak, gönül damlalarından müteşekkil ”Otuzbeş Mektup “un itibarı sana aittir. Takdir-i kıymeti de sende saklı kalsın. Sağ olasın, ruhuma ayna, kalbime yâren oldun. İnsanın senin gibi inanç ve değerleriyle “kimlik ve kişilik sahibi” bir kardeşi olması ne kadar huzur verici bilemezsin. Allah senden razı olsun.

Can dostum, artık sözün bittiği yerdeyiz. Kızlarımı çok özledim. Onların hayatından bir yıl ödünç aldım buraya gelirken. Şimdi gereğini yapma zamanı. Karakızım Yasemin’i, sarıfıstığım Meryem’i baba şefkatiyle kucaklayıp, sevgiyle bağrıma basmanın hasretindeyim. Onlara şerefli ve onurlu bir meslekten, helal rızık yedirmekten büyük bir miras olamaz benim için. Allah’ım acılarını göstermesin bana. Vefakâr eşim mesaj yazmış dostum; nasip olur da varırsam akşam yemeğinde memlekete özgü -bilirsin- yumurtalı sarmaşıkotu ve üstü sarımsaklı yoğurtlu arapsaçı kavurmaları, kurufasulye, pilav ve turşu var. Bir de anamın elini öper de, babama sarılırsam daha ne isterim ki Allah’tan ! Haiti / 04.12.2007

[10564 kişi okudu] [221 kişi yorum yaptı]
YORUMLAR

Sevil GÜLPEMBE
(14.02.2017 16:29:44)

Kendimle kısa bir hasbihal :) Şehirleşme, dünyaya açılma, bizlere medeniyetin tartışmasız unsuru olarak görünüyor ama bu süreçte kaybettiklerimizi çok da hesap etmiyoruz. Tabiatın içinde olamayışımızın acısını adeta ona hükmederek çıkarırcasına, bahçeli evlerden, göğü delen apartmanlara taşınıyor, topraktan uzaklaşıyoruz. Mektuplar betonlaşan ruhlarımızda tatlı bir esinti oldu kendi hesabıma. Kırlardan şehirlere akan fetih duaları ve ırakları yakın eden gönül divanı. Elinize sağlık Adnan Fahir bey, orjinal bir derinlik var sizde, ruhuma çarpıp iz bırakan.......

Aytekin ZEYTİNBELİ
(19.12.2016 10:24:59)

Önce İstanbul Beşiktaş, sonra Kayseri ve şimdi El-Bab...Yarabbim son kaledir bu Türk Yurdu, yardımını/ihsanını esirgeme İslamın kılıcı ve kalemi olmuş bu asil milletten...Saldırılar hem içerden hem dışardan nefes kesmeye matuf biliyoruz...Sığınağımız sensin Allahım...Terörle bizi hizaya getirmek isteyenlere lanet olsun, Rabbim tezgahlarını başlarına yıksın inşallah...Duygulandım elimde değil... Mektuplar'a diyecek söz yok zaten...İman ve samimiyet okudum yetmezmi ?....

İnci KUTAY
(08.12.2016 09:45:35)

Yaşamı "check" etmek ne özeleştirinin ne de üçüncü şahısları brife etmenin merkezindedir. Bazen elin, kolun kalkamaz yüreğin şişer ve anlam veremezsin çektiğin sıkıntıya. Her şey üstüne gelir doğru, dürüst olmak istersin çoğunluğun eğri olduğu yerde. Ama bir türlü umutsuzluğa düşmemek için çabalar çabalar ve tekrar aynı noktaya gelirsin. İsyan etmek istemezsin yaşadıklarına, sorgulamaya başlarsın neden? Neden? Hep eğri yollar , eğri insanlar çıkar karşına ama yinede umudunu tüketmemeye gayret edersin.Kızarsın bağırırsın her şeye rağmen umutsuzluğun içinde umut ararsın.Evet, çoğumuzun hayatı hep böyle değil midir? Adnan Bey'deki anılar çizgisinde uzayıp giden "hesap verilebilirlik" maruzatı var Divan'da. Samimiyetine inandım, okurken duygulandım. Bu da bana yetti, gayrı diğer okurlar ne düşünür bilemem......


İnci KUTAY
(08.12.2016 09:11:59)

Yaşamı "check" etmek ne özeleştirinin ne de üçüncü şahısları brife etmenin merkezindedir. Bazen elin, kolun kalkamaz yüreğin şişer ve anlam veremezsin çektiğin sıkıntıya. Her şey üstüne gelir doğru, dürüst olmak istersin çoğunluğun eğri olduğu yerde. Ama bir türlü umutsuzluğa düşmemek için çabalar çabalar ve tekrar aynı noktaya gelirsin. İsyan etmek istemezsin yaşadıklarına, sorgulamaya başlarsın neden? Neden? Hep eğri yollar , eğri insanlar çıkar karşına ama yinede umudunu tüketmemeye gayret edersin.Kızarsın bağırırsın her şeye rağmen umutsuzluğun içinde umut ararsın.Evet, çoğumuzun hayatı hep böyle değil midir? Adnan Bey'deki anılar çizgisinde uzayıp giden "hesap verilebilirlik" maruzatı var Divan'da. Samimiyetine inandım, okurken duygulandım. Bu da bana yetti, gayrı diğer okurlar ne düşünür bilemem......


Nesrin KAYA
(28.11.2016 11:35:07)

Batı öğretisi "İnsan, insanın kurdudur". Kinin, nefretin, öfkenin, bencilliğin, hırsların, menfaatlerin ve çıkarların “tahammül ve özgürlük” kelimelerinin sınırlarını belirlediği yeryüzünde -bugünlerde ne kadar tahammülsüzüz birbirimize diye hayıflanıyoruz. Ne kadar boşa bir hayıflanma bu.İnsanın nefsi ile sınırlarını belirlediği şey elbette herkesin üzerinde farklı duracaktı. Oysa adalet tüm vicdanlarda aynıydı. Çünkü “adalet” bir emirdi, tüm yeryüzüne. Her vakit için adalet çağrısı yapan minarelerimiz kalplerimizdi ve biz akılla saflaştık. Akıl yürüteçleri ile yürümeye çalışırken kendimizi sağlama almaya çalıştık. Ve ne çok dayanağa tutunduk, nefsimizi doğrulamak ve doyurmak istercesine.Gelişim kitapları, sokak reklamları, diziler, müzikler, tv.ler, idoller, modeller, moda, dayatmalar, ezberler, markalar, el alem, yarışlar, yarışmalar, hırslar, manşetler, v.s. yürüteçleriyle bize öğretildiği gibi mutluluğun, konforun, rahatın sırlarına erdik yeryüzünde bencillikle. Saydığım argümanlar, uluslararası kapitalist sömürgeci düzenin de baş enstrümanları olmuş durumda. Adnan bey bunu yurtdışı BM görevlerinde yaşayarak öğrenmiş, fazla söze ne hacet. Pratik yaşamdan süzme tecrübeleri "hatırat" boyutunda okumak keyifliydi......


Yusuf DİKEL
(14.11.2016 10:55:31)

"Ormɑnı görmedin, ɑğɑcı görmedin,rüzgârın önüne sɑvurduğu birkɑç kuru yɑprɑğı insɑn zekɑsının bütünü sɑnıyorsun.." der Üstad Cemil Meriç. Fildişi kule'den değil yaşanası tefekkür aleminden bir derin sesleniş bana göre. İfritten sorularla şuursuzca savrularak boğulmak yerine, iman adamı olmayı denemeliyiz . Adnan bey, siz de öte coğrafyalardan/uzak ellerden idealist bir aydın hassasiyeti ile yazmışsınız hatıratınızı, tebrikler ...

Ayşe KOÇBAŞ
(04.11.2016 13:59:27)

Bir insanı sevmek, aynı zamanda kendini sevmeyi de hakkını vererek başarmak demektir ve nefret tohumlarının salisede bilmem kaç bin defa ortaya saçıldığı toplumumuzda her zaman olduğundan daha kıymetli bir keşif haline gelmiştir. Adnan Bey'in kumaşında sevgi ilmikleri göz kamaştırıcı, ellerine sağlık......

Ayşe KOÇBAŞ
(04.11.2016 11:40:51)

Bir insanı sevmek, aynı zamanda kendini sevmeyi de hakkını vererek başarmak demektir ve nefret tohumlarının salisede bilmem kaç bin defa ortaya saçıldığı toplumumuzda her zaman olduğundan daha kıymetli bir keşif haline gelmiştir. Adnan Bey'in kumaşında sevgi ilmikleri göz kamaştırıcı, ellerine sağlık......

Gülay ÖZDENNUR
(21.10.2016 10:47:54)

Sevgili KALEM ailesi bireyleri !...Hani sabah uyandığınızda sosyal medyada birbirinden keyifli fotoğraflarla karşılaşıp iç geçiriyorsunuz ya... Ya da sanki bir anda ülkeye refah gelmiş, tüm siyasi karmaşa son bulmuş gibi sevinçle gülümseyen insanları gördükçe içiniz açılıyor ya... Sürekli eğlenen, ha babam gülen ve hep keyfeden ne çok insan var diye şaşırıyorsunuz ya... Hatta, “neden benim hayatım böyle ışıl ışıl değil”, “ne zevkli insanlar var, etrafları, çiçekleri, kahveleri bile ayrı güzel, ben niye beceremiyorum” diye arada bir de hayıflanıyorsunuz ya... Hah, işte hiç kafanızı yormayın diye söylüyorum. Yok öyle bir şey! Yani yalan demek istemiyorum tabii, ama durumu kısaca özetlemek gerekirse: Hayat, fotoğrafta güzel. Bir de Adnan Fahir Bey'in bizzat yaşadığı ve paylaşarak bizlere yaşattığı "Gezi Notları" nda duyumsayarak okumak güzel. Hissetmek ise herkesin nasibine düştüğü kadar yurdumun güzel insanları :)

Filiz GÖLOVASI
(12.10.2016 10:10:39)

Sevgili güzel "Kalem.biz" dostları !...Evvela kendimize gelmeli, aslımıza dönmeliyiz. Öyle çok şeyimizi kaybettik ki. Gece hayatımız, uykularımız hatta rüyalarımız bile bozuldu. Küçük görerek ihlal ettiğimiz herhangi bir yasak, aslında farkına varmasak da manevî dünyamız için büyük bir darbe etkisine sahiptir ve daha birçok ihlalin de önü böylece açılmış olmaktadır.
Bu çağın insanı olan bizler, yaşadığımız dönemde vuku bulan olaylara imani bir perspektiften bakmalıyız. Hz. Peygamber (sav), “Müminin ferasetinden sakınınız; zira o Allah’ın nuruyla bakar.” buyurarak, hadiselere bakış zaviyemizi tespit etmekte ve dünyaya baktığı penceresi ile mü’mini ayrılmaz bir bütün olarak nazarlara sunmaktadır. Bu nedenle bizler, sosyal olaylara, toplumsal değişimlere, çevreye hülasa tüm oluşumlara, imanın kazandırdığı feraset ile bakmalı ve bu doğrultuda kritiğe tabi tutmalıyız. Unutmayalım, silkiniş manevi manivelanın şahlanması ile irtibatlıdır. Adnan Fahir Bey'in manevi zenginliği ile hemhal olmaktan keyif aldım. Allah yar ve yardımcısı olsun biz âciz kulların ve aziz memleketin ......

Ulvi KARAMAN
(03.10.2016 12:42:11)

Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz anlarda dahi, beklenmedik engellere takılıp düşebiliriz. Böyle zamanlarda başımızı çevirir ve el uzatacak bir dosta, bir desteğe ihtiyaç duyarız. Düştüğümüzde elimizden tutup bizi kaldıran o kişilere dost deriz. Okuduğum gezi notlarında yüreği sımsıcak bir Dost'un elini yakaladım hamdolsun....Gönlü haznedar Adnan Bey'e selam olsum, elinize sağlık....

Rabia ÖZCAN
(27.09.2016 09:21:47)

Düşündüm de hayat; kimilerine göre ıssız bir vadide, nokta olabilmektir. Kimilerine göre nefsinin istediği her şeye ulaşabilmek. Kimilerine göre hedeflenen noktaya varabilmek. Kimilerine göre suya sabuna dokunmadan bir ot misali nefes alıp vermek. Kimilerine göre takva üzere yaşamak ve ölmek. Kimilerine göre ilmi derinliğe sahip olabilmek. Kimilerine göre iyi okullarda okuyup iyi imkanlara sahip olabilmek.
Hayat sadece peşinde koştuğumuz meşgaleler değildir, aksine insani hasletlerin sergilendiği bir geçiş sürecidir. Fakat hayatın tam kalbinde nedense sevgi değil hep nefret ve savaşlar vardır. İyi ile kötünün savaşı, insanla beşerin, zayıf olanla güçlü olanın mücadelesi hep devam eder. Neyin peşinde koşar, neyi hedefler ve ne için çaba gösterirseniz hayat dediğiniz şey o olur. Halbuki hayat insana Cennet kazancı için bahşedilmiş bir imkandır, fakat insanların çoğu bu imkanın farkında değiller. Bu hayat cenderesinde fevkalade iyi nasiplenmiş Adnan Fahir Bey'in yazılarında iman ve ihlas parametreleri vücut bulmuş. Elinize sağlık, gönlü bereketli güzel insan......

Hasan Ali ÇATIKKAŞ
(20.09.2016 11:27:06)

Sonbahar geldi, kış kapıda bekliyor. Güneş son iyi niyetini gösteriyor hepimize. Tatil sezonu nihayetiyle yaz ataleti de kayboluyor. Kışa Allah kerim demek düşüyor bize. Bir dünya iş bekliyor yapılmayı. Bayram da geride kaldı. En küçüğünden en büyüğüne hayat detaylarda akıp gidiyor. Uzun bekleyişler, kısa sabredişlerle harcıyoruz ömrümüzü. Okul zilleri çaldı, yeni dönem/yeni sezon. Rabbim başta ülkemizi milletimizi vatanımızı korusun ve yüceltsin. Şer cephesi boş durmaz, bizlere de uyanıklık ve feraset ihsan eylesin. Adnan Fahir'in gezi notları alabildiğine doğal ve samimi geldi bana. Farklı bakışı var "hayat" a dair. Hoşçakalın "kalem.biz" ailesi.....



Nefise Sultan SANCAKELİ
(09.09.2016 11:56:06)

Düşünün ki; çınar ağaçları asırlık ömürlerinde birçok yaşanmışlığa şahitlikleri nedeniyle hep olgundurlar, hep dingindirler. Çınaraltı çocukları da, sırtlarını dayadıkları, gölgeliğinde oturdukları çınarların köklerini derinlere, dallarını göğün daha yükseğine yönelttikleri gibi, geçmişinden haberdar, geleceğe umutla bakarlar. Güncel olanın büyüsüne kapılmadan tarihi bir akışkanlık içinde hayatlarını yaşarlar. Çınaraltı çocukları, çınar ağaçlarına plaket çakmazlar. Plaket çakan yabancılardır, ziyaretçilerdir, gelip geçenlerdir. Oysa hayatlarının merkezine çınaraltlarını yerleştirmiş olanlar zamanla bizatihi çınarlaşırlar. Ne mutlu ki Adnan Bey siz de muhterem bir çınaraltı çocuğusunuz, sizi okumak ve tanımakla bahtiyar oldum, selam ve hürmetlerimle.........


Şafak Nil Onatça
(31.08.2016 12:44:26)

Hasan Sabbah'ın çağdaş versiyonu/Haşhaşilerin başpapazının okyanus ötesinde lüks dairesinde oturup bu ülkenin geleceğini kumanda etmesine elbette izin vermeyeceğiz.Gördük ki darbe girişimi başarısız olsa da bize kan kaybettiriyor. O gece darbe girişiminin başarılı olmuş olma ihtimali bile tüylerimizi diken diken yapmalı ve ona göre daha dik durmalıyız.Bu memleket bizim, bu görev elbette bize düşüyor. Kötü günler geçirdik. Allah bir daha ne bir darbe ne de bir darbe girişimi yaşatsın bize. Adnan bey akıcı hoş bir gezi notları dizisi okudum, keyif aldım, keşke devamı gelebilseydi farklı alanlar da olabilir, düşünün bunu......


Hümeyra Dalaman
(09.08.2016 16:22:45)

Rabbime şükürler olsun ki memleket olarak maruz kaldığımız bu cinnet saldırılarını olabilecek en az hasarla atlattık..Elli senedir dini bir cemaat adı altında kendini gizleyerek, biz ahmaklardan(!) topladığı paralarla devleşen, devlet kurumlarnda yapılan tüm sınavların sorularnı çalarak yine devletin tüm kurumlarna yerleştirdği beslemeleri ayrı husus...Bir tarafta bu kardinal 'in (FG) kapılarının eşiğinde köpeklik yaptığı üst akıl ağababaları ABD,AB(İngiltere-ALMANYA-FRANSA-İTALYA)VATİKAN ve İSRAİL,diğer tarafta çalınan sorularla devletin her kademesine bol maaşlarla yerleşen bunun beslemeleri boş durmazlar. Devlet, tümünü kurumlardan geri dönemeyecek şekilde atmalıdır. Bugün de milli iradeye sahip çıkacağız, yarına çıkacağız çıkmaya devam edeceğiz, buram buram tarih kokan ecdadımdan bize emanet kalan bu cennet vatanımıza.. Kanımızın son damlasına kadar tek vatan tek bayrak tek millet tek devlet baş komutanımız Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan....Güzel insanların güzel atlara binip gitmesine, Müslüman, mazlum milletimizi boynu bükük bırakmasına Güzel Rabbim izin vermedi, çok şükür...Sizin de elinize sağlık Adnan Fahir bey, ufuk açıcı hatıratınız kurak gönüllere esinti oldu........

Serap Hatun TUYGUN
(29.07.2016 11:28:28)

Tarihe şahitlik ettik bilmeden. Her gecenin bir sabahı misali. En dibi görmeden kuyudan kurtulmanın zor olduğu gibi. O kara gecenin ardından , 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gerek siyasetçiler gerek halk ve gerekse polisimiz kenetlenip ülkemize hainlik içinde olanların karşısında durdu. Zannediyorum bu kadarını tahmin etmediler. Belki de ülkede farklı ideolojilerin oluşu, son yıllarda yaşanan sıkıntılı olaylar, siyasetçilerin sürekli atışma halinde oluşu , terör olayları umutlandırdı onları. O pusuda bekleyen vatan haini FETÖ/PDY paralel terör örgütünü. Bu halkın bir daha bir araya geleceğini tahmin etmediler. O siyasetçilerin aynı masaya oturabileceğini düşünemediler. Akıllarınca beklenen zaman gelmişti. Kendi insanına, kendi askerine, kendi polisine mermi ve bomba yağdırmak tam bir cinnet saldırısı olmuştur. Allah'ım şu cuma günü hürmetine aziz memleketimizi her türlü şer'den uzak ve emin eyle. Vatan sevdalısı Adnan bey sizi de böylesine dolu ve manidar hatıratı Kalem'e aldığınız için müteşekkirim .......

Abdullah Hayrani YAZIDERE
(14.07.2016 12:41:01)

Merhaba "KALEM" dostları !...Hava yağışlı olmadığı sürece, yıllardır aynı saatte evimden çıkıp, işyerine yürüyerek gidiyorum. Alıştıktan sonra, artık çok kısa gibi görünen bu yürüyüş süresi, benim için hem bedensel hem de zihinsel bir açılım sağlıyor: Gün boyunca yapacağım işleri düşünüyorum, evden çıkıp yine bir başka kapalı mekâna girmeden, doğayı ve insanları gözlemliyorum…Bu yürüyüş sırasında bir yandan sabahın o dinginliğinde kendimi sorgularken, bir yandan da çevremdeki seslere kulak veriyor, karşılaştığım görüntüleri izlemeye çalışıyorum.En çok ilgimi çeken, birlikte evden çıkıp bir yol ayrımına kadar yürüyen ya da arabayla gelip indikleri yerden ayrılan, kısacası yol boyu karşılaştığım birbirlerini uğurlayan eşler oluyor. Sevgiyle, kucaklaşarak, öpüşerek ayrılanların çevrelerine yaydıkları sıcaklık, doğal olarak benim de içimi ısıtıyor. Güne böyle bir enerjiyle başlayan bu insanların, bütün çalışma saatleri mutlaka olumlu ve gülümseyen bir yüzle geçecektir, diye düşünüyorum. Yine onların sergiledikleri bu sıcak duygu ve yaklaşımlar, bir şekilde yaşadıkları ortama da yansıyacaktır. Pozitif enerji katmaktır dileğim, bu uzun satırları sizlerle paylaşırken. Gün boyu karşılaştığımız, görüştüğümüz her insana, gösterebileceğimiz daha dostça bir ilgi, tatlı birkaç söz, bir gülümseyişle bu sıcaklığı tüm çevremize yayabiliyoruz. Ve hakikaten tebrikler/teşekkürler Adnan Fahir Bey...Nefis hatıratınızı okumanın dışında bizatihi yaşadım sanki...

Naile Meryem YALÇIN
(12.07.2016 10:57:51)

Duyduk duymadık demeyin ey güzel okuyucular / kalem.biz takipçileri !... Biz, hepimiz… Zenginimiz, fakirimiz, küçüğümüz, büyüğümüz, sağcımız, solcumuz hala ölümü o masum insanlara yakıştıramamışken, hala aramızda duyarsızlaşmamış yürekler varken, her an sevdiklerimizin başına birşey gelecek korkusuyla yaşarken, şehitlerimizin sayısına artık yetişememenin sancısını yaşarken, güzel yurdumuzun akıbetinden endişe ederken…toplum bu kadar huzursuz ve gerginken…Sen ve senin gibiler; O bıraktığınız ‘güllerinizi’ de alın…O pis kahkahalarınızı çekin; masum bedenlerin cennete gittikleri ‘O’ yerden… Türkiye sevdalısı bizler kızılcık şerbeti içip dudaklarımıza tebessüm gülü yerleştirirken, nefret ve intikam tohumu yerine sevgi/muhabbet filizleri fışkırtma derdinde olanlara selam olsun....Milli birlik ve bütünlüğümüz her şeyin üstündedir... Adnan bey sizi okurken canlandı tüm bu duygular....Size de kucak dolusu selamlar, ellerinize ve yüreğinize sağlık, paylaşımınızla isabet buyurmuşsunuz/enfes bir edebi-milli hatırat olmuş vesselam......


Aysun Mîrî BABACAN
(21.06.2016 11:41:06)

Kendi pratiğimden yazayım istedim. Basit bir bilgidir. Korku, öfkeyi ve şiddeti çağırır. Ötekini yok etmek üzere ‘var oluşunu’ belirleyenlerin, gerçekleri kabullenmek yerine suçu ısrarla savunanların çaresizliğine dikkatle bakın. Orada suçluluğun neden olduğu gizli utancı, küçümsenmenin acısını, değersizlik hissini, kibri, bencilliği, haseti ve bütün o kaotik duygu çatışmasıyla açığa çıkan aczi göreceksiniz.Sürekli başkalarını suçlayan, tehdit eden, iftira atan, sözlü veya fiziksel şiddete başvuranlara, kamusal yaşamın evrensel ölçülerini, hukuku reddedenlere, baktığınızda tedirgin olduklarını fark edersiniz. Düşüncelerine, yaşam biçimlerine, inançlarına katılmadıkları herkesi saygısızca küçümseyerek, küçük düşmekten korktuklarını çok belli ediyorlar. Modern seyyah refleksiyle kalem'e alınan bu saptamalarda, ilgincin ötesinde kabuğunu kırmaya çalışan bir "ÖZ" sancısını yakaladım gibi...Herşeye rağmen emeğinize sağlık Adnan Fahir Akyol beyefendi.......


Yonca Sâre ÇAKARBEY
(15.06.2016 13:15:55)

Garip bir süreç yaşıyoruz... Çok garip...Kimin ne dediğinin bir önemi yok artık. “Ya bendensin ya onlardan” sığlığına tıkılıp kaldık...Canımızı acıtmayan acılara duyarsızlaştık iyice...
Okuduklarımız, dinlediklerimiz sadece inandığımız fikri pekiştirsin diye...Geri kalan “öteki”...
Bu anlamsız “girdap” yutuyor hepimizi...Ve yazmak, söylemek anlamını yitiriyor...
Bu “anlamsızlık” kalemlerimize kıyıyor sonra...Neyseki Adnan Fahir bey gibi maneviyatı yüksek/köküne bağlı güzel insanlar hala var aziz memleketimizde.....

Hulusi KUTLULAR
(15.06.2016 13:09:15)

"İman ve İslam Atlas" ınıza sımsıkı sarılın ve bırakmayın. Elinizdekini vermeyin. Zamana yenik düşmeyin. Çünkü hayat kısa, yol uzun. İnsanın yapmak istediklerine yetmiyor. "Bir varmış bir yokmuş" diye başlayan masal kadar hızlı geçiyor ömür. Hayatı güzel yaşamaya, sevmeye ve sevilmeyle geçen iman seyahatine devşirin, tıpkı Adnan Fahir Bey'in yaban ellerde yaptığı gibi...

Mehmet ÖZYAKAR
(14.06.2016 09:58:04)

Sabır; tembelce bir bekleyiş veya boş oturuş değildir. Aksine, geçirilmesi gereken süreçte, devamlı içsel mücadele isteyen, duyguları, düşünceleri ve hareketleri devamlı kontrol etmeyi gerektiren, ruhsal fırtınaları dengeleyen, ruhun olgunlaşma durumudur diyebilirim.. Sabrın içinde kendine hakimiyet vardır. Dolayısıyla karşılaşacağınız herhangi bir olaya karşı gösterdiğimiz sabır, farkındaysanız bizi birçok yanlıştan ve zarardan korumuştur. Hatırat boyutunda akıp giden ömrü Kalem'e alıp, dikkatimize sunan Adnan bey 'e tebrikler, sabır ve sebat örneği sergilediği için.......

Selim SIRRI
(09.06.2016 09:25:29)

Adnan beyin ruhunu ve kalbini sevdik bu mektuplarda. Hissettiklerini beğendik okudukça. Oldukça değişik ve farklı bir tat . Doğallığı, sadeliği ve o nispette derinliği alıp götürüyor bizleri masalsı diyarlara. Ellerine sağlık......

Elif GÜLTEKİN
(26.05.2016 14:21:18)

Ruhu engin insanlar kendiliğinden destek verir etraflarındakilere. Sadece yakınlarını ya da kendi dostlarını, akrabalarını değil, birilerini kayırmak anlamında değil, bizatihi yaratıcılığı teşvik ederler; her nerede görürlerse görsünler.
O yüzden kimlerle arkadaşlık ettiğimiz, vakit geçirdiğimiz ve kimlerin lafını/eleştirisini ciddiye aldığımız hususunda seçici olmak en iyisi, şayet akıl ve ruh sağlığımızı muhafaza edebilmek istiyorsak. Dost tavsiyesi "Mektuplar" ruh'uma iyi geldi, hoş geldi safalar getirdi....

Dündar İZBIRAKAN
(13.05.2016 14:31:57)

Pek çok insan dünya hayatının geçici ışıltısına aldanıp istek ve arzularının peşinde yok yere tüketip duruyor ömrünü. Tıpkı bir yaprak misali savrulup duruyor yaşamın içinde. Bir gün öleceği gerçeğini unutup ölüm sonrası için kayda değer bir hazırlık yapmadığı gibi değersiz ve anlamsız bir şekilde yaşıyor hayatını. Oysaki ölüm, yaşamın ikiz kardeşidir. Yaşamla birlikte var edilmiştir. Bu minvalde "Gurbette vuslat/ vatanda gurbet" Adnan bey in ellerine sağlık ki bu darb-ı mesel'i pek âlâ çözümlemiş, helal olsun......

Alparslan KUZPINAR
(03.05.2016 13:36:12)

( ( ( * Ne güzel bir gün / Ne kutlu bir vakit aman Yarabbim !....3 Mayıs Miraç Kandili ve dahi Türkçülük Günü - Milliyetçiler Bayramı.... Milliyetçilik anlayışının temeline Türk kültürü, Türk tarihi ve İslam dinini koyuyoruz biiznillah. Türklerin İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte millet olma şuurunun daha da arttığı âşikardır. Türklük şuuru ile İslam inancının birbiriyle iyi bir şekilde kaynaştığı hususu ile, İslam inancına içten ve dıştan yapılan saldırılara karşı hep Türk milliyetçilerinin karşı koyduğunu cümle cihan iyi bilir. Ezcümle; Rabbim şu anda Cizre'de Sur'da Nusaybin'de Yüksekova'da Şırnak'ta Siopi'de vatan ve milletimizin birliğine kasdeden hain terör maşalarını imha eden kahraman TÜRK ASKERİNİ ve POLİSİNİ korusun yüceltsin, şer odaklarının kurdukları ya da kuracakları tezgah ve pusuları başlarına yıksın inşallah. Adnan Bey'in de ellerine sağlık böyle dokunaklı bir hatırata imza attığı için. Allah memleketimize zeval vermesin. Başka TÜRKİYE yok.....

İlkay AKBOĞA
(20.04.2016 11:22:49)

Yaşamanın nüfus cüzdanı tarihinin eskimesiyle doğru orantıda olmadığını anlamak için zamanı iyi değerlendirmeye bakmalı. Yansıttığın enerji ile kendini ve çevrendekileri mutlu etmek en güzel özellik. Adnan bey'i gurbet ellerde yaşamın her anını dolu dolu geçirmenin huzur ve heyecanını naklettiği muhteşem/nadide mektuplarında öğrendik, nasiplendik. Elleriniz dert görmesin, gönlünüz fevkalade zengin, hep öyle kalsın lütfen......

Zeynep Beyti DIBLAN
(15.04.2016 16:03:39)

Güvenmek demek "insanın içi rahat olması" demektir, huzur demektir, mutluluk demektir, ördüğün duvarları yıkmak demektir, malını canını teslim etmek, kalbini açmak demektir, hayatına ortak etmek bir başkasını, ona dayanmak ve tutunmaktır, hiçbir tehlike ve tehdit gelmeyeceğini bilip, kendini olduğun gibi gösterebilmektir, karşındakinin var olduğunu bilmek ve hissetmektir. Su gibi okuduğum bu mektup türündeki hatıralar dünyasında kendimi öyle güvende ve emin hissettimki anlatamam. Ellerinize sağlık Adnan bey, hakikaten ruhum okşandı o gizemli dünyanızda .....

Yasemin KARAHİSAR
(11.04.2016 10:26:50)

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır.
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım. Bu gece dağ başları kadar yalnızım….der Attila İlhan ‘’Yalnızlık’’ şiirinde. “Yalnız olmak” ile “Yalnızlaşmak” aynı şey midir sizce ? Bence değil. İçimizdeki kocaman boşluğun adı Yalnızlık. Öyle bir boşluk ki genç, yaşlı demeden hayatın her evresinde hissettirebiliyor kendini.. Ben buradayım dercesine. Gurbetin uzak ve yalnızlığa mahkum havasında, bu denli derinleşme kabiliyetini mektuplarıyla bize yaşatan Adnan Fahir bey' e teşekkür etmek isterim. Elinize sağlık ......


Öznur ŞANIVAR
(05.04.2016 10:42:28)

Hayat ile ölüm makas'ın iki ucu gibi sanki. Hayatımız kimi zaman yalnız, kimi zaman insanlarla beraber, kimi zaman da kalabalığın içinde bile kendimizi yalnız hissederek geçiyor. Bazen bir anda gelen sımsıcak bir tebessüm, şefkatle saran kollar ve güvenle ellerimizi sıkan eller yaşamımızdaki kendi değerimizin, yeniden farkına varmamızı sağlayıp güçlendiriyor bizleri. Bize kendimizi iyi hissettiren, şefkatle , sevgiyle yaşama bağlayan eller oldukça daha güçlü, daha mutlu olacağımıza inancım tam. Yaşanmışlıkların güzel ifadesi olmuş bu adrese teslim nadide "mektuplar" . Sevgi yumağında yoğrulmuş manevi kucaklaşmalar içime dokundu ....

Ayhan Bircan KURTOĞLU
(29.03.2016 10:12:23)

Kıymetli muhterem okurlar!.. Aziz "kalem.biz" ailesinin mümtaz üyeleri!..
Kendinizin, ruhunuzun, içinizde saklanan o hiç büyümeyen çocuğun farkında mısınız ? Hayatın kendisi olduğunuzu düşündünüz mü hiç ? Gözlerinizin görünenden daha derin bakabildiğini keşfettiniz mi mesela?
Bulutları seyrettiniz mi hiç, daha yakın olayım diye gökyüzüne, çıktınız mı çatılara? Bulutlara bakıp şekil çıkarmayı oynadınız mı?
Mesela kuşlara dokundunuz mu ? Avucunuzun içinde pır pır eden sıcacık, minicik yüreğini hissettiniz mi hiç?
Ağaçlara tırmanıp dal oldunuz mu? Yaprak oldunuz mu? Sarıldınız mı bir ağacın gövdesine ,gücünü hissettiniz mi hiç ?
Uğur böceği uçurdunuz mu mesela? Karıncalarla konuştunuz mu?
Gül yaprağındaki su damlasının tadına baktınız mı hiç? Yapraklardaki kırağıyı sildiniz mi?Mezarlıklarda yürüdünüz mü mesela? Mezar taşlarındaki isimlere mutlu hayat hikayeleri kurdunuz mu? Su verdiniz mi toprağına?
Melek oldunuz mu mesela? Sihirli bir değnekle dokundunuz mu yüreklere?
Farkında oldunuz mu yani kısaca hayatın?
Farkına vardınız mı acıyla mutluluğun? Fark ettiniz mi hayat her şeye rağmen güzeldir.
"İnsan zannedermiki başıboş bırakılacak" Başta Adnan Fahir bey'e ve hayatı dolu dolu anlamlandıran güzel insanlara selam olsun..


Nuray İSABEYLİ
(19.03.2016 18:40:36)

Paramparça olmuş gönüllerde tatlı bir ruh esintisi misali mektuplar....Ellerinize sağlık Adnan bey...

Mustafa Asım BİGADİÇ
(18.03.2016 13:31:49)

*** Gri bulutların geçerken uğradığı bir coğrafyanın çocukları değildik biz,ya da güneşin umarsız yayıldığı. Merhametli anaların kederli gözyaşlarında ıslanmayı ve iyi adamların, aydınlık gülüşlerinde ısınmayı bildik biz.İnsanın kaderini, biraz da içine doğduğu toprakların kaderi belirliyor belli ki.Kendi tenhalığına çekilmiş insanların amansız durağanlığı, sancısı içinde yarım kalmış bir şarkının aynı nakaratı gibi dudaklarda... Söyleyip duruyoruz yılmadan, mutlak bir imanla;"Kaderin üstünde bir kader vardır..."Hep aynı acı sonla kırılan kalemlerin, yazmadığını okumaktan başkası gelmiyor elimizden. Başka türlüsü mümkün değilmiş gibi. Ve ben samimiyetimle ifade edeyim ki; bu tesirli mektupları okurken "deja-vu" oldum. Kapanmayan vicdan dosyalarının istiflendiği mahkemenin bâki kalan kubbesinden selam olsun Kalem.biz ailesine ve onun sâdık müdavimlerine.......


Kemal İncek
(09.03.2016 18:45:08)

Kendimizi düşündüğümüz için ahiret'imizi, büyük hesap gününü umursamadığımız için de imanımızı kaybetme riskiyle yaşar vaziyetteyiz. Hazin tabloda ucuruma yuvarlanan bir cemiyette yalanlar üzerine kurulu yaşamlar, şerefimizle ironik bir diyaloğa geçiyor. Heyhat "her nefis ölümü tadacaktır " . Mektuplarda kendimi buldum, öz'ümü keşfettim. ...

Ufuk Eşikçi
(01.03.2016 20:10:37)

Okunurken zihne, kulağa ve göze hoş gelen hatıralar dökümü. Ders alinacak pek çok nokta var.Kaleminize sağlık Adnan bey.....

Ahmet Nizam ŞENÖZGEL
(22.02.2016 11:25:50)

Birlik ve beraberliği geçtim de, sakin olmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz kesin. Her gün kendimize linç edecek yeni birini bulmaya çalışıyoruz. Zorlanmıyoruz da, ufacık bir kıvılcım yetiyor koca bir yangın çıkarmaya. Halbuki Adnan Fahir bey gibi reflesk geliştirebilsek ya da ufuk çizgimizi kalınlaştırabilsek "eşref-i mahlukat" olmanın hem haklı gururunu hem de külçe gibi ağır mesuliyetini yaşayacağız sanki. "İki günü bir olan, ziyandadır" der Gaye İnsan-Ufuk Peygamber (sav). Sevgi dolu günlere yelken açalım duası ile selam, saygı ve hürmetler "kalem.biz" sitesine olsun......

Hayriye KOŞAN
(15.02.2016 00:46:09)

Mazruftaki belagat gücü büyüleyici. İfadelerin sırrı; güzergahı dikkatle takip edince ortaya çıkıyor. Bağlayıcılığı görsel ve zihinsel keyiften kaynaklanıyor. Kalem'inize sağlık ......

İbrahim Malik ERTAŞ
(12.02.2016 15:26:21)

Okurken hislendiğim, hislenirken manevi dünyada derinlere daldığım bu mektupların sahibine teşekkürü bir borç bilirim. Her mektupta bir ibret tablosu, bir tefekkür buudu, bu dalda ya da diğer alanlarda devamı gelse ne muhteşem olurdu bence. Birçok okurun da aynı fikre sahip olduğuna eminim. Elinize sağlık Adnan bey........

Mahmut Ömürlü
(11.02.2016 11:24:20)

Edebi yorum konusunda iddiam olmasa da Adnan beyin harika mektupları beni mest etti. Ellerinize sağlık, duygularım şahlandı okurken.......

Anka Umay URAS
(11.02.2016 11:18:49)

Dünyanın berbat olduğunu değil, ama acımasız olduğunu düşünüyorum. Kompleks bir dünya bu, çocukken bize öğretilen kötüye karşı iyinin kazandığı bir dünyadan uzak. Büyüdüğümüzde dünyanın gerçek işleyişini tekrar öğrenmemiz gerekiyor. Bu denge bozucu bir durum. İnsandaki kötülük kavramı beni heyecanlandırıyor. Kötülüğün gerçekte ne olduğunu anlamak isterdim. Nasıl ortaya çıktığını ve işlediğini. Şimdilerde yoğunlaştığım araştırma konum bu. Kaos mu kargaşamı?...Merak mı gerilim mi?...Ve bilinçaltımın oynadığı başat rol. Üstüne göz attığım malum mektuplar. Keşke psikolik analizler baskın geleydi, transatlantik posta güvercinin ayaklarına iliştirilmiş mistik saplantıdan uzak "saf ve masum hitabetler" .......


Azra HANEDAN
(09.02.2016 13:14:54)

Herkesin hayatında böylesi anlar vardır, dinlediğiniz şarkılardan, izlediğiniz filmlerden, duyduğunuz herhangi bir hikayeden veya tanık olduğunuz bir olaydan ister istemez kendinize ait bir şeyler çıkarmaya zorlarsınız. Anlatılanlarla alakan yoktur belki de ama doğanın kanunudur bu, orada bahsi geçen mutlaka “sen” olmalısındır. Şarkıda gidemeyen adam, filmdeki aşkı için ölen kız, efsanedeki cesur ama fakir genç aşık… Bir anda rolüne bürünen bir oyuncu gibi, sahipleniriz. Böylece daha da anlam kazanır, normal bir olay bile unutulmaz olur ömür boyunca. İki müstesna bölümden oluşan "mektuplar silsilesi"nde sanki kendimi yaşadım......

Pelin BİLGİÇ
(08.02.2016 10:16:51)

Biliriz ki; mutsuzluk susturur insanları tüketir,çabuk yaşlanmaya neden olur.Sorun olmasa da her şeyi sorun eder,zamanla hoşgörü biter.Ruhunda kopan fırtınaları kimseyle paylaşmayan yürekler kaldıramaz olur ağırlığı.İlk gözlere yansır.Işık kaybolur gözlerde.Umutsuz bakar,boş bakar.Ağacın yeşilini,gökyüzünün maviliğini fark etmemeye başlar.İşin en kötüsü çevresinde ki mutlu insanları da çekemez olur.Kimsenin mutluğuna tahammül edemez.Bedenimizi hasta eden ruhumuzun baskısıdır oysa. İç bunaltan bu cenderede latif ifadelerle ruhumuza seslenen Adnan Fahir bey'i oldukça başarılı buldum. Elinize sağlık efendim......

Sultan YALÇINEL
(04.02.2016 10:55:39)

Gurbetin hüzün ikliminde soluklanmış Adnan bey'e selam olsun...Hüznün tarifini yapabilir miyiz ? Üzüntü mü? Kırgınlık mı? Burukluk mu? Acı mı? Yarım kalmışlık hissi mi? Özlem mi? Melankoli mi? Keder mi? Bu duyguyu tarif etme olanağımız var mı?
Bazen yarım kalmışlık hissiyle karışsa da her yarım kalan hüzünlendirmez bizi.. Özlem de değildir. Özlemde beklentiler vardır ama hüzünlenince bir şey de beklemeyiz biz.. Melankolideki çökkünlük bitmişlik yoktur. Bir nevi kederdir, efkardır. Hüzün'de isyan yoktur, bitmişlik yoktur, çökkünlük yoktur. Kişi içinde gösterişsizce yaşar bu duyguyu...Göğsümde bir yumruk gibi oturan hüznü, böylesi içli mektuplarla dağıtan Adnan Bey'e şükranlarımı sunarım...Öyle iyi geldinizki......


Ezgi Irmak ÖZTEKİN
(31.01.2016 15:15:58)

Adnan Fahir bey, mektuplarıyla ülkenin malum sakinlerinin aksine şehirde değil de, dışında okyanus ötesinde son derece ilginç kişi ve olayların kol gezdiği sanki Öteler'e yakın bir yerde yaşamış..... Bunun bir sebebi var: Manevi hesaplaşma / Nefis muhasebesi.... Daha önce başka bir mekanda yaşamadığı çile yumağı.... Üstelik, yüce bir ruhun yine/yeniden dünyaya geliş çilesi gibi....Tüm bunlar okuyucuların müellife ucube gözüyle bakması için yeterli nedenler de olabilir, saygı duyarız..... Sırf bu yüzden modern debdebeli şehir hayatından kopararak siyahi insanlarla karşılaşmasının nelere malolacağını hesap etmeden garip bir yaşanmışlığa götürmüş....Ziyadesiyle etkilendim....

Nermin Ateş KORKÖK
(25.01.2016 13:50:27)

Şu bir gerçek ki; insanlar kendi hayatını yaşamadığı için mutsuz. Değilmi ki hep birileri mutlu olsun diye koşturmaktan yürekleri yorgun. Hepsi bu...Üzülmeyelim dostlar! Giden kendi kaybetmiştir aslında. Neyi mi? "Verdiğin sevgiyi, değer ve emeği..." Maske takan insanlardan Allah'a sığınırım. Allah verdiğin emeği hak edecek insanı karşına çıkarsın. Çünkü Allah adildir. Kimsenin hakkını kimseye bırakmaz. Bu dünyada öyle insanlar var ki, melek gibi insanların kalbini kırıp yine de kendini haklı sanıyor. Allah bizi onlardan korusun. Adnan bey gibi dolu dolu nefes alıp veren / sadece bakmayan gören hususiyetlere bezenecek kul'ların bol olduğu "Ümmet-i Muhammed" den olma duasıyla hürmetler selamlar cümle okuyuculara.....


Kevser AKINCIOĞLU
(21.01.2016 11:55:14)

Dünyayı etkisi altına alan mevcut kaotik hissizlik hâli sanırım en yoğun şekilde içinde bulunduğumuz coğrafyanın milletleri yaşanmakta. İnsan olduğumuzu hatırladığımız kısa süreli molalar dışında karmaşa, ölüm, terör, savaş bu toprakların kaderi olmuş. Yataktan bugün hangi güzel haberleri duyarım düşüncesi ile değil, yine kaç kişi öldürüldü, yine hangi şehirde bombalar patladı, kaç mülteci bedeni kıyıya vurdu soruları ile uyanıyoruz. Haber bültenleri kötü haber müneccimleri gibi sadece ölümlerden bahsediyor. Zihinlerimizde haber denilince aklımıza sadece ölümler, cinayetler, savaşlar, terör saldırıları geliyor, diğerleri haber olamayacak kadar sıradan. Bu elim noktada Adnan Bey'in mektupları ilaç gibi geldi bana. Rüya aleminde gezinen "Bizler" vicdanlarımızı toprağa gömmüş insancıklarız, yeniden filizlenmesi için kaç mevsime, kaç yağmura, kaç gözyaşına ihtiyaç var bilmiyoruz. En iyisini / hayırlısını Allah bilir...

Songül ATALAY
(18.01.2016 12:17:34)

Bu ne güzel mektuplar böyle...Tavsiyemdir kalem.biz dostlarına...Günlük koşuşturmacanız arasında biraz nefes almanız ve kendinizi şımartmanız için. Bu nadide mektupları yağmurlu soğuk bir kış gününde sıcacık bir sobanın yanında veya yumuşacık bir battaniyenin altında okuyunuz... Ya da sıcak bir yaz günü kumsalda, ulu bir ağacın serin gölgesinde, tembel bir hamakta ... Mazrufta kendimi gördüm / buldum ... Elinize sağlık Adnan bey .....


Bekir Hafız DOĞAN
(15.01.2016 11:03:34)

İnsan olmaktan yorulur bazen insan. Hayat yorar, aşk yorar, yalnızlık yorar, kalabalık yorar, gelen yorar, giden yorar... Sana sunulan hiçbir şeye alışma bu yüzden. Terk edenler yorar... Daha az güvenmeye, daha az sevmeye ve daha az inanmaya tecrübe diyorlar. Ama bu tecrübe değil, tecrübeyi doğru kullanamamaktır. Daha az güvenmek, güven sorunu yaratır. Gerektiği kadar güvenmelisin. Daha az sevmek yalnızlığı getirir. Hak ettiği kadar sevmelisin. Daha az inanmak inancını zedeler. Neye ne kadar inanman gerek, onu bilmelisin. Adnan Fahir bey de iç hesaplaşmanın tavan yaptığını gördüm uzak el'lerde...Beğenerek ve imrenerek bir çırpıda okudum kendi payıma düşen anekdotlarla.....


Osman GÜLSOY
(08.01.2016 10:52:46)

Yaşamın yazıyla, yalnızlığın ölümle iç içe geçtiği bir dünyadayız. Adnan Fahir bey bu tehlikeli yakınlığı fantastiğe,cesurca göz kırpan bir anlatımla birleştirerek dostunun zihninde canlandırıyor. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen parçalı mektuplar, yalnızlığın derinliklerinde ve ölümün karanlığında birleşiyorlar. Ölüm deyince içe kapanıp tırsmayın, varın siz "hesap verme an'ı" deyiverin Mahkeme-i Kübra vaktine.....

Sevinç ÖZARSLAN
(05.01.2016 13:05:36)

Kapadım gözlerimi...Bir köprünün tam ortasında durdum, aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan, ikisi de aynı soruyu sordu... Kimsin sen, kimin tarafındasın...Aşk mı intikam mı, mahkum mu, cellat mı... Hep ikisinden birini seçmen istendi... Ama hep bir üçüncü şık var... O da ateşe atlamak...Öyle Bir döngüdür ki hayat, sevdiklerinle yer değiştirir durur. Çaresiz hep oynarsın, aynı oyunu... Sanırım siz de sırat köprüsü ızdırabını uzak ellerde yaşamışsınız Adnan bey, umarım ki; burak atıyla da mülaki olmuşsunuzdur şahs-ı maneviyenizle....


Almıla Nur ALBAYRAK
(04.01.2016 14:56:15)

Neden yazarız? Daha doğrusu neden anı defteri tutarız? Yaşamımızın her döneminde ama özellikle ilk gençlik çağında, sorunlarımızı, mutlu mutsuz anılarımızı, bedenen bizi çakılı kılarken gönlümüzü fersah fersah uzak coğrafyalara savuran rüzgarları, bizi yargılamadan dinleyen, paylaşan birilerine, farklı mekanlara gereksinim duyarız. Ve onları sabırla ve belki bilinmez bir hazla kaleme dökeriz mahremin en perdeli haliyle...Adnan Fahir bey sizi bu konuda oldukça başarılı ve samimi buldum...Tekrar tekrar okuyorum her defasında farklı bir "haz" duyarak...


Fatma Şule GENÇTÜRK
(01.01.2016 15:57:40)

Çatışmanın, kaosun ve yüreğimizi yakan ölümlerin son bulduğu, yeniden sosyal ve ekonomik sorunları konuşabileceğimiz yeni bir yıl temenni eder, savaşsız, kavgasız, barış ve diyalogun hakim olacağı umutlu bir "2016" yılı dilerim...Allahım memleketimize zeval vermesin. Mektuplarınıza sadece "her türlü altına imza atarım" demek isterim Adnan bey....

Mehmet Ali Aksantaş
(28.12.2015 10:48:45)

Kültür ve birikimimizi, din ve dilimizi korurken, geleceğin bilinmezliğini anlamaya çalışmak, fert ve toplum olarak sorumluluklarımızın farkına varmak, kendimizin, çevremizin ve zenginliklerimizin değerini bilmek, daha sorumlu hareket etmek görevimizi sorgulamak; sorun ve sıkıntıları kangrenleşmeden, körler/sağırlar misüllü birbirimize düşmeden çözme becerisi göstermemizin çözümleri zannımca "Haiti ve Fildişi Mektupları" nın ana temasını oluşturmaktadır. Güzel bir serbest çalışma ...


Şebnem AKSOYLAR
(24.12.2015 10:47:48)

Düşlediğimiz dünya ne kadar büyük ve ulaşılabilirse, içinden kopup geldiğimiz bozgunlarımız da o derece gerçektir. Bozgunları yok sayarak düşleri gerçekleştirmek de imkansızdır. Düşlerimiz kadar bozgunlarımız da düştüğümüz zeminde muhatap olduğumuz sınavlardan birisidir. Sınavdan kaçarak hesaba çekilmekten kurtulma yanılsaması böyle bir şey olsa gerektir. Umulur ki; Adnan Bey'in mektup formatında gördüğümüz samimiyet sınavı hepimize ders hükmünde olsun. Gönlünüz gam keder fırtınasından berî olsun inşallah.......

Oğuzcan KURTBAŞI
(22.12.2015 10:38:08)

Bu mektuplarda; uluslararası bir platformda nezaketi, derinliği, sevgisi ve hoşgörüsüyle kalpleri kazanan; vizyonu, misyonu, rol-model şahsiyeti ile çevresine emniyet duygusunu hakim kılan; dünyaya ahiret ölçüsüyle bakarak; ebedi saadeti feda etmeye değmediğini görebilen bir "iman adamı" Adnan Fahir bey'i gördüm, okudum, hamdolsun. Bizi biz yapan ve bugünlere taşıyan önemli tarihsel dinamiklerimize, milli / manevi değerlerimize dört elle sarılma dileklerimle "kalem.biz" ailesine selamlar .....

Buket Sâra MAVERA
(18.12.2015 10:57:03)

Salkım saçak yıldızlar altındayım. Yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak. Tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim, inancım, imanım ... Sizde kendimi gördüm, mesud ve bahtiyarım bu tarifsiz saadetten...Teşekkür ederim yüreğinize / Kalem'inize .....

Yeliz SERÇE
(16.12.2015 16:07:17)

Işık saçan bir şiirsellik ... Adnan bey, unutulmaz dehşetli ilk mektubundan (Fildişi Mektupları-1 ) postaya verilen gizemli son mektuba değin muhteşem bir şey keşfetmiş: İman ehli olmak ... Hayatımızda unutmak istemediğimiz olguların güçlü bir kalem'de vücut bulma emeği...Saygı duyuyorum ...

Leyla GÜZELDEMİR
(14.12.2015 15:51:25)

Sahip olduklarımız mı belirler ne kadar mutlu olacağımızı, sahip olduklarımızın takdir edilmesi mi? Ve sonunda takdir edilmek uğruna verdiğim emeğin yorgunluğu omuzlarıma çöktü. İnadım bile beni olduğum yerden kaldıramıyor. Neden pes ettin diyorlar? Pes etmek değil ki yaşadığım, nereye koştuğumu bilemeden koşmanın anlamsızlığını fark etmek. Fark ettim ki en iyi okulları bitirmek, meslek sahibi olmak hatta aşık olmak bile değil benim istediğim. Ne istediğimi bilememenin boşluğunu hiçbir şey doldurmuyor. Adnan bey belki de siz hayatınızın rengini yâd ellerde yakaladınız bilmeden. Costunuz duygular kabardıkça, yazdınız iman'ınız kâvileştikçe. Kader bu belli olmuyor, nerede ne zaman kendi Öz'ümüzü keşfedeceğimiz / keşfedemeyeceğimiz. Neticede ölümlü dünya, kazık çakamayacaksak bu gezegene; daha neyin kavgasını veriyoruz vahşi yaratıklar misali.....


Sait ALTUNAY
(11.12.2015 11:00:02)

İnsanlar kendi hayatını yaşamadığı için mutsuz. Hep birileri mutlu olsun diye koşturmaktan yürekleri yorgun. Hepsi bu...Üzülme! Giden kendi kaybetmiştir aslında. Neyi mi? "Verdiğin sevgiyi, değer ve emeği..." Maske takan insanlardan Allah'a sığınırım. Allah verdiğin emeği hak edecek insanı karşımıza çıkarsın. Çünkü Allah adildir. Kimsenin hakkını kimseye bırakmaz. Bu dünyada öyle insanlar var ki, melek gibi insanların kalbini kırıp yine de kendini haklı sanıyor. Allah bizi onlardan korusun...Ve siz Adnan Fahir bey; yazdıklarınızla gurbette halis bir Müslümanın vizyon ve misyonunu başarıyla temsil ettiğiniz hakikati ile müşerref olduk...Elinize kolunuza yüreğinize sağlık muhacir kardeşim......


Halil İbrahim SEMAİ
(09.12.2015 10:53:19)

Yoruldum artık gurbet ellerde,
Memleket özlemi yüreğimin tâ derinlerinde...
Gurbet içinde gurbet,
Vuslata çıkan hangi yoldur?
Bilmiyorum ancak, bu kaderin çizdiği yoldur....

İşim gereği bulunduğum Lüksemburg'tan yazıyorum bu nadide edebiyat sayfasına. Arkadaşım "oku keyif alacaksın, belki kendini bulacaksın" dedi. Aynen öyle de oldu vesselam. Hissiyatım dalgalandı. Elleriniz dert görmesin Adnan Fahir bey ...

Kürşat İSLAMOĞLU
(07.12.2015 13:19:31)

Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, nice vakittir zihnim, kalbim bu fikirlerle dolu. Şimdinin global dünyasında böylesi soylu düşünceler kimine yavan ya da iptidai gelebilir. Onları kınamıyorum, onları Çanakkale Şehitliği'ne veya Allahüekber Dağlarına davet ediyorum. Umulur ki kalpleri titrer. Velhasıl; bu perspektiften okuduğum harika gezi yazıları için teşekkür ederim vatanperver Adnan Bey...

Mahir KIZILCA
(04.12.2015 15:35:46)

Rüya, bütün çektiğimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram…
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su…
Ağıyor yeşil.

Ahmed Arif Usta'dan dem vurdum. Gezilerde yaşanılanlar bildiklerinin tekrarı değil, yeniden öğrenme bilincini uyandırır yüreği "aydın" kimselerde. Özeleştiri formatıyla zenginleşmiş olsa da fazlaca mistik kayış var sizde. Belki refleks, belki de bilinç-altı reel ketvurmalar bu handikapınız. Emeğe saygı, yazın bence. Okunası cehver saklı hala sizde Adnan bey....

Nilay YILMAZ
(02.12.2015 15:29:27)

Hayatta en çok merak edilen, fakat hakkında çok az şey bilinen yerdir "gurbet". İçine düşünce de anlaşılamayan, anlaşılmaya çalışılırken de şimdiki zamanı unutturan sarsılmaz gerçektir. Hiçbir şekilde nazı geçmeyen insanların birbirlerine küstüğü bir ortam, unutulan her şeyi beyinde bir bir canlandıran en kutsal mekandır gurbet. Gurbet bazı insanları olgunluğun zirvesine çıkartırken, bazı insanları çocukluğun dibine indirebilir. Bu diyarda hiç ummadığı insanlar tanışıp kaynaşır ama sen ebediyen küs bırakılabilirsin. Hak etmediğin bir yaşama sürüklenebilirsin. Ya da insanlığa dair unuttuklarını hatırlatır gurbet. Adnan bey hem Haiti'de hem de Fildişi Sahili'nde bu sınavı başarıyla vermekle kalmamış, damıttığı fikirler/heyecanlarla biz okuyucuları kendi rahlesinde "kemal-i ihlas" ile ders vermiş. Gönlünüz engin, zihniniz hep billur gibi olsun.....

Mine AKYILDIZ
(01.12.2015 10:28:23)

Dünya ağrısı çekmeyeceğim dünyalara kaçma niyetim var bir süredir. Elbet bu ülkede yaşarken, sırasız ölümler olurken bunu yapmak çok zor. Benim kaçışım en çok da edebiyat oluyor. Okurken,yazarken kaçmaya çalışıyorum. Biraz olsun sancımı unutuyorum gibi. Dost tavsiyesi üzre Adnan bey ile tanıştım "kalem.biz" kavşağında. Hoş oldu, isabet buyurdu ......


Gülay ZİRVE
(30.11.2015 12:34:03)

Günlerdir hayretler içindeyim. Nasıl olur diye başlıyorum sormaya, olamaz olmamalı diye bitiriyorum istifhamlarımı. Türkiye’de ne çok Rus dostu varmış meğer! Önceleri Rus dilberlerinden mütevellit bir hayranlık diye yorumlarken son olaylarda meselenin bu olmadığını da görmüş oldum.
Durum aşk sevda meselesi olsa anlarız, en azından anlayış gösteririz.Bu durum ideolojik bir yakınlık, ait olma, kendinden görme hastalığı! Bir nevi soysuzluk, kendini inkâr etme, mensup olduğu millete ihanet boyutudur aslında.Bir ülkenin milli meselesi karşısında o toplumun topyekûn "BİR" olması, aynı çizgide saf tutması beklenir ki bütün dünyada öyledir. Ama bizdeki o ilginç güruh sosyal medyada çağ açarak maalesef “Rusya’dan özür dileme kepazeliğini” gösterme bahtsızlığına imza atmıştır!..Bu kasvetli atmosferde Adnan Fahir Akyol'un takdire şayan gurbet yazılarıyla/anılarıyla bir nebzecik olsun rahatladım. Beyni ve kalbi "AYYILDIZ" için harekete geçip heyecan duymayanlar, dikenli tarlada orak sallasın/çekiç vursun taşlaşmış öz'lerine. Ve son duam "Allah ıslah etsin kalpsizler güruhunu"....


Sümeyye Nurdane DORUTAY
(29.11.2015 15:10:16)

Çok içten yazılmış, ziyadesiyle etkilendim. Buhranlar iman koridorunda tuzla buz edilmiş. Derinliğinde samimiyet var. Elinize sağlık Adnan bey....

Nuran Azra ÖZFEN
(25.11.2015 23:47:36)

Mili birlik ve beraberlik duygularının şaha kalkması gereken bir zamanda bile çatlak ve köksüz jargonla dil dökenler var çapsız zeminlerde. Niye böyle olduk kahroluyorum. Hani "hudut namustu" Nerde kaldı "ulusal çıkarlar" Öte yanda uzak memleketlerden ciğeri yüreği vatan aşkıyla yanmış halis muhlis bir Türk evladı Adnan bey'in yazıp bizimle paylaştıkları. Tarih ve coğrafya çalışalım biraz ki, elimizdekilerin ne olduğu bellolsun. Kimi altın arar Amik ovasında, kimi tenekeye altın deyyu sarılır suyun öte yakasında. Kelebekler domino etkisi yaparmış, evvel zaman içinde .......

Pervin Bozkurt
(23.11.2015 18:34:54)

Hayran kaldım bu içten duygularla bezenmiş / buram buram iman ve memleket kokan hatıralara. ... Tüm çıplaklığıyla dökmüşsünüz pırlanta gibi kelime bohçanızı...Duygularım kabardı inanın...Beni affedin ama "yine yeniden yazsanız" .....

Mustafa TOZBEY
(20.11.2015 10:52:38)

Dünyanın hali tam bir fantastik kurgu gibi. Yüzüklerin yeni efendileri olmaya hazırlar. Yeni bir orta dünya tanımı yapıyorlar ve bunu hakikaten de dünyanın ortasında hiç bir kural tanımadan gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Tam bir kopuşu anlatmak için o filmleri hazırlıyorlar sanki. Bilgisayar oyunlarından fırlamış gibi kolayca adam kesiyorlar, yakıyorlar, kaçırıyorlar, tecavüz ediyorlar, alıp satıyorlar, kalabalığı tarıyorlar, tam ortada bomba patlatıyorlar. Ve dünyanın bir kısmı hayranlıkla bu kurguyu izliyor, takip ediyor.Modern dünyayı içerip aşan bu kurgu, zalimliğinizi örtemeyecek. İşlediğiniz cinayetleri, yaptığınız katliamları dünya sisteminin döktüğü kanla yıkayamayacaksınız. Aynı mezara gömüleceksiniz. Rabbim tüm inananların yar ve yardımcısı olsun, ehl-i küfre fırsat ve imkan vermesin. Bu müstesna Gezi hatıratına böyle hislerle noktayı koymak ta kısmetmiş. Tebrikler Adnan bey, kürsüyü boş bulup üçbeş kelam zırvaladıysam özür dilerim cümle takipçilerden....

Kadri Cem AKNEHİR
(19.11.2015 14:13:22)

*** Nasıl farklılaştığımızdan bahsederken söze "biz" diyerek başlayacağım ama bu imkansız. Çünkü Türkiye’de kendimizi, nüfusun bütünü içinde anlamlandırabileceğimiz "biz" diye bir toplumsal varlık yok. Biz aslında hiçbir zaman gerçekten "Biz" olamadık. Kelime oyunu yapmıyorum; söylemek istediğim tam da şu: Biz olmayı beceremeyen bizler, nüfusun toplamından küçük "biz"lerin toplamıyız. Nüfusumuz toplumu değil bir "toplam"ı ifade ediyor. Kader birliği yapma iradesine sahip yolcularız aynı gemide. Bunu idrak edebilsek hakkıyla "ne büyük saadet" olacak kimbilir ?... Madde /mana ikileminde seyyah Adnan Fahir bey öylesine güzel savuruyor "biz"leri yerkürenin bilinmez noktalarına...Başarılı ve keyifli...


Tülin Nur ÇAĞLAR
(18.11.2015 12:41:33)

Fransa dünyanın 3. en çok silah satan ülkesi. Tarihleri katliamlarla dolu "Senegal-Haiti- Cezayir".... Yüzbinlerce insanın katlinden sorumlu Fransa şimdi mağdurlarımı oynuyor ?.. Adnan Bey'in Haiti Mektuplarını okurken duygulanmadan edemedim şahsen. Düzen aynı düzen, asırlar geçse de ... Beynimizi tokatlayalım, uyutmalarına izin vermeyelim... Elinize sağlık, Kalem'iniz dert görmesin .....

Murat İbrahim BAYRAKTAR
(17.11.2015 11:54:38)

Fransa'daki vahşice vuku bulan terörist saldırıyı nefretle kınıyorum ama ......Tüm dünya ülkelerindeki büyük binalar, köprüler, tesisler anlamlı olsun diye Fransa'nın renkleri olan beyaz kırmızı mavi'ye bürünmüş. Biz yıllardır bölücü terörle uğraşıyor şehitler veriyoruz kimse bizim Bayrağımızın rengine bürünmedi. Sadece hiç bir suçu günahı olmayan ölen insanlar için üzülüyorum. Tıpkı bizde ölen suçsuz insanlara olduğu gibi. Sonuçta fatura yine Müslümanlara kesilecek, ırkçılar harekete geçti bile, Türk Milleti ne kadar sabırlıymış meğer. Adnan beyin bu güzel hatıratına üç beş kelam yazarken hissiyatım coştu, affola ..... :(

Ceyda PEKİN
(16.11.2015 11:41:51)

Haddimi aşıp edebiyat kürsüsünden ahkam kesip yorum yapmayacağım, ama böyle de güzel yazılmaz ki!...Tekrar tekrar okudum, her defasında ayrı bir haz duydum, keyif aldım. Duygu ve düşüncelerimi kütüphane raflarında istifleyen bir "görünmez el" oldu sanki bu gezi yazıları (Haiti ve Fildişi)...

İsa Rahman UZAN
(13.11.2015 13:54:40)

" Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil. " Ve siz Adnan bey, iyi ki sesiniz çıkmış manevi alemden edebi satırlar istikametinde. Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen hayat her şeye bedeldir. Sizi, yalnız ve sessizce okumak içimde patlayan çığlıklardır ancak. Ruhum dinginleşti, keyif aldım gök kubbede bıraktığınız bu hoş sâdadan ...


Sibel Zencefil
(12.11.2015 13:10:11)

Herkesin malumudur ki; İnsanların edebiyata olan ilgisinde yaşayışları, toplumsal özellikleri, eğitim düzeyleri, diğer kültürlerle etkileşimleri, maddi durumları gibi faktörler önemlidir. Aslında insanlar yaşam kaygısından uzaklaştıkları sürece edebiyata, sanata ilgi duymuşlardır. Dost tavsiyesiyle "kalem.biz" de okuduğum Adnan Bey'in zihnimdeki çözümlemesi de bundan ibaret. Gurbet el'de iç dünyada derinleşme kabiliyeti...Tebrik ve takdir ederim.....

Erdem Can ERTAN
(11.11.2015 12:23:15)

Edebin dünya ehli için ayrı, dindarlar için ayrı, ârifler için ayrı kıstas ve görüntüleri olduğu, her mesleğe veya toplum kademesine göre başka edeblerden söz edilebileceği, "Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen" Efendiler Efendisi'nin Muhammedî edeb ile ümmetine örnek olduğu, velhasıl "insan" olmak için edebin ilk şart sayıldığı açıktır. Başka bir ifadeyle, edeb, insanın gündelik yaşamını baştan sona kuşatmadığı sürece huzurlu bir hayattan söz edilemez. Okuduğum bu güzide mektuplarda sadece ve sadece "edeb" i gördüm elhamdülillah, elleriniz dert yüreğiniz gam görmesin Adnan Fahir bey....

Kadir Gülenyüz
(10.11.2015 14:58:10)

Yazarın doğrudan deneyimi ile alakalı hususlar. Kendisi hizmet ederken güvenilirliği ölçüsünde halet-i ruhiye sinin pek gizemli sırlarını açmış. Mektuplar hakikaten kendine özgü emsalsiz bir eser ortaya çıkarmış neticede. Küçük adamların altından kalkabileceği meseleler değil bunlar, omzundaki yükü nasıl da maharetle taşımış (ıyor) vesselam......

Mustafa Hayri YARBAŞI
(10.11.2015 09:47:50)

Öyle bir his verdiniz ki biz okuyuculara; çevremizdeki insan ve olaylara nasıl bir üslupta halisane niyetle dikkat kesilmenin anahtarlarını tutuşturdunuz farkında olmadan. Hayatı dolu ve boş yaşamak arasındaki kalın çizgi "Hiç düşünmezmisiniz?... " sırrındaki Ferman-ı İlahi'dir. Sizi farketmek güzeldi, elinize sağlık Adnan bey.......

Rabia Çatakgülü
(09.11.2015 10:28:44)

İlahi fermanların sizin gibi feraset sahibi kul'larda nasıl bir iz bıraktığını gösterdi bu mektuplar. Samimiyetiniz sayesinde bağlıyorsunuz kendinize seçme "kelimeler" inizle. Lütfen yazın, ruh dünyanızı yansıtın bizlere. Bu emeğin bedeli manevi alemde ola ki "muazzam güzelliklerle" kıyasa durur......

Musa Çağlardere
(04.11.2015 15:56:12)

Mesken tuttuğunuz dünya coğrafyasının çok değişik / orijinal mekanları. İçinizdeki sağlam basiret ile keskin inanç sayesinde dökülmüş hoş lakırdılar vesselam. Fena değil, okunası var bu gizemli ifadelerin. Tebrik ve selam ile Adnan Fahir bey......

Mehmet Ali Akdoğan
(02.11.2015 12:40:16)

Verilen mesajlar, paylaşılan görüşler bizimle yakından ilgili. Yaşamın içine sunduğu katkılar dikkat çekici boyutta kayda değer. İyi okununca, satır aralarındaki lezzetin tadına varılması kaçınılmaz. Keyif alınması mutlak bir "gezi yazısı" ama mektup formatında ki; bu sıcaklık ve samimiyet aşılıyor metne.........

Fatih Babaoğlu
(29.10.2015 10:52:01)

Gönül sazımızın tellerine uzak diyarlardan böylesi dokunuşlar hislendiriyor. Dil ile kalb; gül ile bülbül diyaloğunda bir tat veriyor hakikaten. Coşkunuz eksilmesin, mürekkebiniz bol olsun efendim. ......

Fatih Babaoğlu
(29.10.2015 10:49:16)

Gönül sazımızın tellerine uzak diyarlardan böylesi dokunuşlar hislendiriyor. Dil ile kalb gül ile bülbül diyaloğunda bir tat veriyor hakikaten. Coşkunuz eksilmesin, mürekkebiniz bol olsun efendim. ......

Selim Yükselenalev
(26.10.2015 09:53:56)

Mektuplar hatırat boyutunu çoktan aşmış görünüyor. Okunma sayılarıyla, muhtevasıyla aldı başını gidiyor. Hak ediyor mu ?.. Elbette ve kesinlikle, beğendim duygulandım, ya da kendimden bişeyler gördüm Kalem'e dökülen kırıntılar arasında .....

Emrah Arıcılar
(23.10.2015 10:50:58)

Beyin fırtınaları...Kafada rövaşata...Ruhi hezeyanlar...Işıltılı vehimler...Mektuplardan damıttığım fikir hüzmeleri bunlar, oldukça çarpıcı...Kalem.biz in edebi deryaya kazandırdığı "içi dolu bir damla" olmuş gerçekten..........

mehlika yerdelen
(22.10.2015 10:06:56)

Karanlık sokaklarda bir eliyle elimizden tutarken diğeriyle de fener marifetinde projeksiyon sağlayan rehber havanız var Adnan bey....Ellerinize yüreğinize gönlünüze sağlık efendim....

nazım sudoku
(19.10.2015 15:43:11)

İsmine âşina olup ta derinliğine pek nüfuz edemediğimiz kavramlar Adnan Bey'in kaleminde yerli yerine oturmuş "tebrikler"....Aydınlanma ve özeleştiri noktasında şaşkınlık yaşatıyor değerli yazarımız bizlere...Zirveden üstümüze yuvarlanan bir kaya dehşetindeyken birden okyanus dalgalarında köpük köpük oluveriyoruz ....Merak ve ümit saikiyle sormadan edemeyeceğim: Devamı gelmeyecek mi?....

mesude mert
(13.10.2015 16:40:07)

Dipsiz karanlık kuyularda bulduğum bir ışık / bir nur gibi geldiniz bana...Eliniz yüreğiniz dert görmesin Adnan Bey.......

Gözde AYDIN
(03.06.2015 10:31:52)

Dünyada herşeyin bir sonu var. Hepimiz ölümlüyüz ve çok da uzun yaşamıyoruz. Bunlar bildik gerçekler ama bazen insanlar bu bildik gerçekleri unutuyorlar diye düşünüyorum. Unutmasalar hayatı cehenneme çevirmek için böylesine çabalamazlardı herhalde. Tuhaf bir boşluk varken içimde, Adnan Fahir bey'i keşfettim tesadüfen. Benzer fırtınalar aynı frekansta kesişince Haiti / Fildişi Mektupları serinlik kattı kaskatı yüreğime......

Betül CEVİZOĞLU
(08.05.2015 11:08:25)

Hepimiz uğraşıp didinip, kendimize bir hücre yapıyoruz. Ve, onun içine girip hapsediyoruz kendimizi. Artık bütün dünya o küçük hücre oluyor insan için. Hücremiz dışında olup bitenlerle pek ilgilenmiyoruz. Kendi kurduğumuz hücrenin duvarlarına alışıyor ve hep o duvarları görmek, hep o duvarları konuşmak istiyoruz. Üstelik onların duvar olduğunu da bilmiyoruz. Hücrenin duvarlarını ufuk çizgisi sanıyoruz. Bu kadar sığ ve derinliksiz fikirlerin etrafta uçuşmasının onları bu denli önemsememizin tesadüf olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde. Adnan bey, Haiti ve Fildişi'nde hücrelerinizi kırmışsınız, bu belli. İltifat kaygısından ziyade, vardığınız son noktayı güncelleyip formatlarsınız yine bu mevkide "mutlu oluruz" .......

Can ŞERBETÇİ
(30.03.2015 11:52:08)

Geçmişim ve geleceğimle ilgili rüzgarlar estiriyor bu anılar zinciri. Sanki çok iyi bir falcı gibi. Saklı şeyler, sırlı konular, bas bas bağırabiliyor satır aralarında. Fısıltılarla mırıldanarak, ta başından beri anlıyorsun kalp kırıklarını. Duygularımı duyurdu bana Adnan Fahir bey, en içten teşekkürlerimle ......

Dilan Karamanoğlu
(25.03.2015 11:31:22)

Esenlik ikliminde düşsel yaşamdan dökülmüş inci damlaları gibi... Kadim coğrafyadan yazan bencileyin saf'lar barut kokusundan ziyade böylesi nefes açıcı belagat metinlerine ihtiyaç duyuyor ... Verilen mesajlar, vurgulanan mevzular dün'ün daralmış/tıkanmış volkan tepesinden fışkıran ruh patlamaları nev'inden ... Hüzün atmosferinden huzur dua'sı ile Adnan bey'i selamlıyorum ......

Beste Naz SÜLÜN
(18.03.2015 15:18:57)

İnsana olan umudun tükendiği, çaresiz kalındığı bir zamandayız...İnsanlığa umut veren, sağlayan ruh ortamından yoksunuz..Dört bir yandan karabasanların abanması gibi bir kuşatılmışlık var...Bu her an ve her durum için geçerli...Adeta boğulacak gibi, soluk alamayacak gibi...İnsanın insan ile bağlarının kesildiği, sevgisizliği, dayanışmazlığı, çıkarcılığı, bencilliği ve dahası var...Böylesine dağınık ve savruk ruh serkeşliğinde hatıratınızı hissederek okumak çorak ruhumu serinletti, ellerinize sağlık Adnan Fahir bey....

Oya Küçükberber
(17.03.2015 13:39:01)

Caminin kubbesinde patlayan mevlüd sedasıyla kilisenin çan kulesinde inleyen mistik gregoryan müziği arasında gittim geldim sizi okurken....Büyüleyici ve esrarengiz .... Gücenmeyin ama hisseme düşüp beni heyecanlandıran duygu buydu en yalın ifadesiyle Adnan bey .......

Esra Konurbilge
(12.03.2015 11:18:49)

Hayatın "insan kılığındaki nefret" leri ayyuka çıkardığı, rezilliği deşifre ettiği, buna karşın kader hükmünce "insan gibi olanları" ise Allah'ın sevdiği kul'lar zümresi olarak insanın karşısına çıkardığı anlar vardır...Hatırat'ı okurken aldığım pozisyon buydu vesselam Adnan Fahir bey....

Ergün Sabancı
(11.03.2015 11:30:33)

Köklü bir dostluğun meyvelerini topladık bu hatıratta. Yüreğimi okşayan en önemli nokta "samimiyet ve keskin inanç" manivelası oldu. Ellerinize sağlık Adnan bey.......

Banu ERESEN
(27.02.2015 15:43:15)

Dün yollarda yeni çiçek açan ağaçlar, yeşillenen parklar, neşeli küçük kuşlar, ağırbaşlı gemiler, birbirlerine sataşan yavru kediler, heyecanlı bir güneş, boyunlarını dik tutmaya çalışan minicik papatyalar buldum...Şu sıkıntılı hayatta hepsi de beni ayrı ayrı sevindirdi...Üstüne tâ uzaklardan Haiti'den ve Fildişi Sahili'nden içimi gıcıklayan/hoşluk bırakan anılar zincirini okumak tefekkür fânusunda "ehl-i keyif bir fakir" eyledi beni...Tüm dostlarımla paylaşacağım sizi Adnan bey, işte o zaman belleklerde klonlanacaksınız biteviye........

Zülfiye ÇİFTÇİ
(19.02.2015 14:21:06)

Öncelikle Özgecan Arslan ve şiddete uğrayan tüm kadın kurbanların acısını derinden hissediyor ve bu tür vahşetleri kınıyorum...Hatıratınızı okurken huzur ve yalınlık buldum...Yüreğiniz ve kalem'iniz öyle coşkuluki !.....

Güzin Çaltı YENER
(12.02.2015 11:29:15)

Ülkemiz coğrafyasının önemli bir kısmını etkisi altında bırakan kar kadar "saf ve temiz", yağmur kadar " bereketli ve yoğun", rüzgar kadar "esinti ve nefes" yakaladı ruhum...Elleriniz dert görmez inşallah Adnan Fahir bey.....

Gülfidan Kuşoğlu
(06.02.2015 09:57:44)

Bir hayatı "Hayat" yapamamak çok fena bunu biliyorum ama, bunu yapamayışımız belki de en çekici kusurumuz. Eksiklerin yerini sahte erdemlerle doldurmak ve karşımızdakinin de bunlara inanıyormuş gibi yapması, insanların gerçekten birbirini sevmesini engelleyen en önemli barikatlardan biri bence. Kusurları değil de sahte erdemleri seven insanları anlayamıyorum. Samimi ve dürüst bir profil ortaya koyan Adnan bey'i tebrik ederim. Mühim olan sadece olan'ı yaşamak değil, yaşadığını aktarabilmek bihaber divaneler'e.....

Füsun KALELİ
(30.01.2015 10:14:40)

Kendini yaratacaksın, başka hiçbir çare yok, tembelliği bırakıp inşaata girişeceksin ve istediğin hayatı kuracaksın.Bunu yapmazsan, bütün hayatını el değmemiş inşaat malzemelerinin ortasında, senden nasıl bir bina çıkabileceğini bilemeden üşüyerek geirirsin. O malzemeler orada durur, sen de çamurlu bir şantiyede ümitsizce otutursun. Hayatın en eğlenceli oyunu bu belki de. Bizler ne çıkacağını, içimizde ne tür bir "bina" için yeterli malzeme olduğunu bilmiyoruz. Bilmiyoruz hangi yeteneklerin başında sessizce beklediğimizi.Aslında neler yapabileceğimizi. Bu hatıratta gözüme çarpan bu oldu.Adnan bey bu güzide mektupları yazana dek bilmiyordu sanırım içindeki cevherin varlığını. Malzeme çok, hissediyorum. Devamı gelirse "mesud ve bahtiyar" oluruz........

Hatice BAYGUT
(29.01.2015 11:34:21)

Hasret diyarında gönül sazıma vurulmuş bam teli oldu bu güzel "Haiti ve Fildişi Mektupları" ....Elinize sağlık bu güzel ifade ve tasvirler için Adnan bey...

Feyha Kahya Aydoğan
(28.01.2015 10:43:23)

Felsefe yapmak, ahkam kesmek değil maksadım...Bir durup düşünün diyorum sadece...İki dakika düşünün...Ne şairin naif ifadelerindeki kadar "basit" bu hayat; ne yaşadığımız kadar "zor" aslında...Esas olan görebilmek, neyin ne olduğunu...Bu noktada Adnan bey "zor" u başarmış buldum yad ellerde.........

Özcan ŞEHSUVAR
(15.01.2015 14:20:42)

***Merdiven miraca yükseliş demek...Merdiven müminin namazı...Merdiven meleklerle birlikte saf'a saf'a alınacak mertebe...Yaklaşma ve imtihan...Su ve toprak...Su ve toprağa layık-ı veçhi ile bakamayan merdivende durmasın... Okyanusötesinde merdivene çıkıp hak'kını verebilen yiğit Türk evladı Adnan Fahir bey, saygıyla selamlıyorum sizi ve yazdıklarınızı.......

Halis Ayhanlı
(15.01.2015 08:27:30)

Bazen duyduğunuz haberlere inanmak istemezsiniz. Adnan Beyin annesinin vefatı haberi bunlardan biri benim için. Sitemiz yazarlarından bir büyüğümden duydum. İnanmak istemiyorum ama ebedi hakikat da hem bilgimiz hem inancımız içinde... Eğer haber doğruysa Hediye Teyzemize Allah'dan rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olsun diliyorum. Başta Adnan Bey olmak üzere bütün aileye de sabrı cemil diliyorum... Böylesi acıları zamanında paylaşamamak da büyük hüzün veriyor insana. Bundan dolayı da mahcubiyetimi ifade etmek istiyorum... Başınız sağolsun Adnan Bey dostum...

Buse DEVECİ
(13.01.2015 10:58:12)

Kırk yıllık dostumla hasbihal eder derecesinde yakın ve samimi buldum kendime...Hatıratı, "nefis muhakemesi" ile pekiştirmiş Adnan bey; ellerinize ve yüreğinize sağlık....

Merve ÖZER
(31.12.2014 14:07:28)

Biz "kendi dünyamızda" yaşıyoruz ve bizim zaman boyutlarımızda kendimize göre...Küçük zamanlar...O "küçük zamanlara" büyük değerler atfediyoruz, kendimizi çok önemsiyoruz...Önemsizliğimiz, uzaya baktığımızda ortaya çıkıyor. Bazen, insanın anlamsız ihtiraslarından "uzay bilincine" vardıkça kurtulacağını düşünüyorum...Şu küçük dünyada kısa hayatlarımızı biraz daha iyi yaşamayı dileyelim...Sandığımız kadar da önemli olmayabileceğimizi aklımızın bir kenarında tutalım...Okyanus ötesinde / kıtalararasında manidar seyahatini "küçük dünyasını" bizimle paylaşan Adnan bey!..."Teşekkür ederiz..."

Doğuş DERYA
(29.12.2014 12:56:35)

Şiir tadında / tablo görselliğinde zevkli ve alabildiğine keyifli bir yazı dizisi. Adnan bey'e teşekkür etmek lazım bu güzelliği bizlerle paylaştığı için.....

Mısra YURTSEVEN
(27.12.2014 00:03:48)

Selam olsun...
İçinizdeki,dışınızdaki, kalbinizdeki, ruhunuzdaki,beyninizdeki kaybetmediginiz insani duygulara....
Selam olsun...
Sevgilerimle...

Ebru Ekşi AKINOĞLU
(22.12.2014 10:19:40)

Yürüyen hata yapar, kazaya uğrar. Sıkıntı yaşar, eksiği de olur yanlışı da. Ama aslolan yürürken, yola devam ederken kendimizi gözden geçirmektir. Karar verip azmetmek ve bunun üzerine yola çıkmak en hayırlısıdır. Ama karar alırken çizdiğiniz yolun size ait olup olmadığını tartmanın da kimseye zararı olmaz. Yaban ellerde bu kutlu yürüyüşünü "nefis muhasebesi" terazisinde hesaba vuran Adnan Fahir bey' e selam olsun.....

Seçil UÇAR
(18.12.2014 11:08:07)

Yalan'ın alıp başını gittiği, maskelerin pazarda neredeyse bedavaya satıldığı bir zamanda yaşadığı müstesna an'ı manevi dünyasından filtre ederek süzme becerisini gösteren gönül adamı
Adnan bey'i tebrik ederim...

Didem Aynur ALPAY
(15.12.2014 10:43:31)

"Diller ve renkler Allah'ın ayetleri/işaretleridir" gerçeğini bilip dururken, bu ayetlerin, işaretlerin hakkını ve hakikatini teslim etmeden ortaya koyacağımız her bir iddia ancak "fantezi" olmaktan öteye gidemeyecektir. Adnan Fahir bey'i bu noktada oldukça başarılı buldum. Görmek / Bakmak dünyasında rastgele .....

Sibel Tandoğan
(10.12.2014 13:04:08)

Zor ve acılı zamanlardan geçiyoruz. Bu hiç bitmiyor, eskiden de böyleydi. Galiba acıdan korktuğumuz ve acıyı hissetmek istemediğimiz için de gerçeklerle yüzleşmek yerine, içimize kapanmaya, acıdan kaçmaya uğraşıyoruz. Kendimizi uyuşturmaya çabalıyoruz. Bizi uyaracak, irkiltecek, kendimizi sakınmamızı sağlayacak acıyı duymuyor, kendimizi de insanlarımızı da feda ediyoruz. Yaşıyor ama kendi hayatımızı kucaklayamıyoruz. Kendi hayatımıza bile yabancı gibiyiz. Adnan bey'in hatıratı bu noktada oldukça "yalın" ve "doyurucu" geldi bana.......

Betül ÇAĞLAR
(09.12.2014 10:28:48)

Amaçsız insanlar enerjinizi tüketir, vizyonunuzu daraltır, motivasyonunuzu azaltırlar. Belli ki; Adnan bey soluduğu havanın, ayak bastığı toprağın hakkını veriyor bu hatıratla.Yaşattığı manevi iklim de bambaşka.......

Fatma YARAR
(08.12.2014 12:45:01)

İnsanın imanı, küçücük bir günaha bile meydan okuyacak kadar güçlü değilse, o imanın insana ne katkısı olacaktır?...Böyle bir iman, bırakın ebedi bir saadeti kazanmayı; dünyevi geçici bir lezzeti, manevi bir hazzı bile elde etmesi mümkün olmayacaktır. Hatıratta bu iman'ı okudum / gördüm / hislendim ....Feyz dolu nice ömür basamaklarına Adnan bey .....

Özlem Albayrak
(05.12.2014 10:26:12)

Gizemli ifadeler / samimi duygular ve tüm bunların "hatırat" boyutunda sunumu... Elinize yüreğinize sağlık Adnan bey....Devamı gelir / gelecektir temennisiyle selamlar .....

Yüksel MERT
(01.12.2014 10:33:58)

Birgün yolunu kaybettiğinde,
Nerdeyim dediğinde susuyorsa herkes,
Pencerendeki menekşeler solduysa,
Hiçbir gemi sahile götürmüyorsa seni,
Kendine dön....

Elinize sağlık Adnan Fahir bey......

Fatih YÜKSEKBAŞ
(28.11.2014 11:13:04)

Milli / Manevi / Mukaddesat kumaşına işlenmiş ruh motiflerine hayran kaldım. Yazmaya devam etseniz, bizler de okusak bu derin ifadeleri, olmaz mı?....

Murat ÖZYER
(26.11.2014 10:13:07)

Yolunu kaybedersin...Her ruh kendi gerçeğini kendi içinde bulabilir...Ancak bunun için kendi içine dönmeye zaman ayırması gerekmektedir...Herkes kendi düşünce tarzını oluşturmak ve kendi yolunu bulmak zorundadır...Oysa pek çok ruh bunun için tembel'dir...Okyanus ötesinde ruhunu tekrar keşfeden Adnan bey, teşekkürler bu güzel paylaşımlarınız için.......

Nuran Çakmakçı
(24.11.2014 12:56:03)

Gönülden yazılmış her roman, her hikaye, her kelime, her hatıra bir güneş parçasıdır. Düşer omuzlarımıza, kar tanesi gibi usulca, yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden tekdüzelikten. Güneş parçası "Haiti" dir, güneş parçası "Fildişi Sahili" dir. Tebrikler.

Tuba Peksayar
(17.11.2014 11:59:27)

Canım sıkkındı, nedeni özel. Kimler yaralarımızı saracak, düştüğümüzde bizi kim ayağa kaldıracak, umut fakiri olduğumuz bu yollarda kimler ellerimizden tutacak?.. derken arkadaş tavsiyesi sizi okudum Adnan bey. Ruhum sükunete / aklım dinginliğe kavuştu hatıratınız sayesinde...Ne güzel şeyler yaşamış ve paylaşmışsınız bayıldım yaaaa....Sonsuz teşekkürler / tebrikler....

Ayten Çöl
(13.11.2014 10:16:40)

Göz "gördüğünü", kulak "duyduğunu" yansıtır beynimize. Adnan bey'deki akıl/tefekkür melekesi öylesine gelişmiş ki, kaleme aldığı hatırat çizgileri mânâ hazinesiyle dopdolu.Tebrikler, elinize/zihninize sağlık.........

Ekrem Okutan
(10.11.2014 10:38:45)

Milyon laf bir işin yerini tutmaz.Sadece laf üreten, parmağını kıpırdatmayan sözde neferler(!) olmayalım. Yoksa ne Allah, ne tarih, ne de gelecek nesiller bizi affetmez.Bu mektuplardan sızan damlaları iyi görelim. Rabbim, Adnan bey kardeşime bâsiret ve ferâset nimetini ziyadesiyle vermiş ki; ortaya çıkan hatırat ta bunun apaçık ispatıdır.Gezmek tozmak'tan ziyade etrafımızdaki hadiselere "hakiki Müslüman" nazarıyla bakabilmektir maharet.Elleriniz dert görmesin efendim.......

Ömer Faruk Aksekili
(07.11.2014 15:17:26)

İki değerli insanın özel'inden çıkıp ruh cephesinde sunulan bu güzel paylaşım için ne kadar teşekkür etsek azdır...Elinize sağlık Adnan Fahir bey......

Remziye Mıdıklı
(31.10.2014 10:23:09)

Hepimizin içinde pek çok kimlik var.İnsan kaç insandan meydana gelir diye düşündük mü hiç?..Kendimizi, duygularımızı, aşklarımızı, coşkularımızı, isteklerimizi, çelişkilerimizi küçümseyerek hayatı suskunlaştırıyoruz. Kendi sahte hayatlarımızdan utanacağımıza, içimizde kıpırdanan gerçek kimliklerden utanıyoruz.Bu güzel hatırat dizisinde kendim(iz)den çok şey bulmak kısmet olabilir.Titizlikle okumakta fayda var...

Büşra GENÇ
(30.10.2014 10:44:57)

Bu bir hatırat değil, inanç yolculuğu sanki. Kimi zaman özeleştiri, kimi zaman derunî alemlere girizgah yapma refleksi. Farklı bir tad bıraktı aklımda/zihnimde. Yazanın eline / okuyanın gözüne sağlık demek isterim haddimi aşmadan......

Emine Bozkurt
(27.10.2014 13:43:46)

İki safhada hatırat dökümünü okumaktan büyük keyif aldım....Hem edebi anlamda, hem de şahsa mahsus hususiyetleri paylaşma heyecanı oldu benim için...Eliniz yüreğiniz gönlünüz dert görmez inşallah.........

Gülsün BİLGEHAN
(23.10.2014 14:55:50)

Farklı bir stilde betimlenmiş anıları keyif ve merak sarmalında okudum. İddialı olmadığı yazar'ın kalem'inden belli ancak, böylesi derûni mana zenginliği kitap hacminde şekillenmeli. Tebrik ve takdir dileklerimle selamlar...

Seher Kalkan
(22.10.2014 10:26:31)

Bir sözcük bir cümle....Ve bir cümle bir kitap hacminde yer açıyor insan zihninde.....Olan'ı olduğu gibi muhataplarına sunma iradesi....Saygı duydum, elinize sağlık Adnan bey......

Ayşegül Dağıstan
(21.10.2014 14:40:21)

Gelecek kaygısını bir kenara atmış bilgece lakırdılar bu hitap'lar...Özel anlam çıkarma sıkıntısı değil ân'ı yaşama istek ve arzusu bu ifadeler....Coşkulu samimi buldum o kadar.....Fazla da abartmayın çerçevesini iyi kurun...

Özlem DENİZMEN
(16.10.2014 09:55:27)

Akıp giden coşkulu bir nehirden son anda tutup yakaladığım bir dal parçası gibi geldi bana bu hatırat....Sözlerdeki mistik eda bir kutsal "asa" kıymetini katıveriyor....Ellerinize sağlık......

Özge A. Benzerli
(13.10.2014 11:28:25)

O ne güzel ifade tarzı...Ötelerden seslenir bir eda...Tesiri; bıraktığı iz'den belli...Elinize sağlık Adnan bey...

Leyla FERAY
(09.10.2014 15:49:52)

Hayatın kendisini yaşıyoruz sanki bu hatıratta.Kiminin mahreminde koleksiyonunun eksik bir parçası, kiminin de çökmeye matuf ruh enkazının izdüşümü. Kıran kırana çatışma değil, nefsini dize getirme niyetinin resmidir bu yalın ifadeler......

melike karakartal
(30.09.2014 12:12:25)

Duygularımın depreştiği, görselliği beynimde yaşadığım bir hatırat oldu gerçekten.İyi ki kalem'e alınmış bu güzel yaşanmışlıklar ki; hissemize sadece okumak/hissetmek düşüyor sanırım.......

Birgün Aymar GÜLER
(29.09.2014 11:27:45)

Lafı eğip bükmeden ve dahi sözlük çalışmasına mahal vermeden ortaya serilmiş yalın bir yazı dizisi.Mektuplardan müteşekkil olması; hususi/mahrem noktalardan can alıcı vuruşlara zemin hazırlamış.Enteresan geldi, özellikle manevi referanslarla yaban ellerde seyrüsefer eyleme becerisi....Elinize gönlünüze ve kaleminize sağlık.....

elif portakalçiçeği
(25.09.2014 11:15:00)

İçinizden geldiği gibi yazmışsınız, bu besbelli. Anılarınızı her dem taze tutacak anlatım cevherine sahip olmanız şahsınıza bir kazanç olmuş.Keyifle okudum, hatta mükerrer okumalarım da var, onu da diyeyim. Farklı diyarlardan devamı gelsin isterim .......

sanem altan
(21.09.2014 12:38:00)

Pişmanlıkların mevsiminde, ya da hüzünlü sonbaharlarda hissettim kendimi....Kendimle gözgöze geldim sanki....Bir bakıyorsunuz gökyüzü balya balya bulutlarla kaplanıyor, gri bir renk basıyor ruhumun kentini...Bir sağanak patlıyor, kuruyup kavrulmuş yapraklar savruluyor "gezi yazıları" nda.....Sonbaharın hüznüne sıcak bir güneşin karışması hepimize iyi gelecek sanırım....Elleriniz dert görmesin / Kalın sağlıcakla......

Ege Altay Akdemir
(19.09.2014 10:45:12)

Gönülden söylenmiş bir tatlı söz kadar, insanı mutlu eden başka bir şey yoktur. Tertemiz yalın duygularla taçlanmış bir gezi yazısını değil, "samimiyetin ve imanın" fotoğrafını çektim satır aralarında....Elinize sağlık....

Battalgazi Hataylı
(18.09.2014 10:29:42)

Milli / manevi referanslarla coşkulu bir eser ortaya çıkmış. Elinize sağlık Adnan bey....

Alican Karakuş
(17.09.2014 16:23:01)

Başta sıkıcı gibi gelse de sonradan keyif aldım gerçekten. Farklı tonlar/çizgiler sizi uzak el'lerde hoş bir tur'a çıkarıyor.Elinize sağlık Adnan bey...


Ece YILDIRIM
(17.09.2014 10:10:33)

Mızrap vurmuş gönül sazının tellerine...Dertlimi dertli !... Yazana da muhatabına da teşekkürler, böylesi nadide bir hatırata imkan sağladıkları için....Elinize / yüreğinize sağlık olsun......

Fatma Sude Öztürk
(16.09.2014 09:50:14)

Kadife letafetinde hoş bir yazı dizisi.Kendini dünyadan soyutlamış Ötelerden Seslenen bir derviş edasında bulan Adnan Fahir beyi tebrik etmek isterim......

Asiye Bilget
(15.09.2014 10:02:14)

Kelimelerin nokta vuruş gücü oldukça yüksek...Üst perdeden ama içimizden biri gibi seslenilmiş(başarılı) ....Mistik ya da edebi bilmem, ama benim hoşuma gitti bu tarz.......

Şelale KADAK
(11.09.2014 09:45:35)

Uzak coğrafyada yaşanan samimi zaman dilimine şahitlik ettik zannımca....Elinize sağlık Adnan bey, keşke devamı gelebilseydi bu üslup zenginliğinin........

Makbule Yönel Maya
(09.09.2014 09:47:12)

Edebi kaygının ötesinde ruh zenginliğini bize taşıyan anılar dizilmiş, tespih tanesi misali Adnan bey'in "kalem" inde.......

Huriye Küpeli Kan
(05.09.2014 09:52:35)

Kim ne derse desin; ruhuma üflenen mistik ney taksimi'ydi ifadeleriniz / tarzınız...Ellerinize sağlık efendim.....

Necla DALAN .....
(01.09.2014 11:37:09)

Kelimeleri sanki cımbızla seçilmiş, kuyumcu hassasiyetiyle vitrine konumlandırılmış anı zinciri...Keyifliydi, mistik konular az daha hafifletilse "albenisi" çok daha fazla ağır basardı bu edebi çalışmanın.....

Müge İPLİKÇİ
(28.08.2014 12:50:16)

Okurken hissettim ki; keyfekeder tadında kelimeler zinciri mevzilenmiş serkeş ruhumda...Platonik değil, sürrealist çok iddialı olur, bohem hayatının yanıltıcı pırıltıları tam örtüşmez bilirim...Üstad'ın dediği gibi : "Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım…” .... Merhaba yeni hayat !......



Selcan Taşçı
(26.08.2014 10:54:25)

Milli değerlere sımsıkı bağlı, ruh cephesi zengin bir hatırat olmuş gerek Haiti ve gerekse Fildişi cihetiyle. Keyiflendim duygulandım satırlarda gezinirken.......


Işıl Perçinlioğlu
(23.08.2014 15:32:07)

Hatırat türbülansında keyifli yolculuk...Kimi zaman kulağa hoş gelen fransız melodisi, kimi zaman Jerusalem sarmalında inanç hüzmesi, bazen sert kırıcı, bazen de tövbekar Yehuda ayarında...Yaşanmışlıklar derin iz bırakmış....Vesselam ben bunlara şahitlik ettim okurken.......

Belgin Aksoy
(21.08.2014 13:40:44)

İki kanka arasında yazılmış mektuplar. Biraz hüzün, biraz mistik hava; tadı tuzu olmuş. Yorumları biraz abartılı buldum şahsen. Buyurgan tarzdan sıyrılıp vaiz kürsüsünden inebilseydiniz, belki edebi ağırlığını daha çok konuşur/tartışır olurduk sanırım.....

Aslı Düzenli
(18.08.2014 10:04:50)

Hatırat tamam harika güzel nefis....Ama ben buradan Sayın Editör'e seslenmek derdindeyim: Temmuz un başından beri Sitede sayfa yenileme/güncelleme gözardı edilmiş, ihmalkarlık gösterilmiş, lütfen bari Okuyuculara / Takipçilere saygı gösterelim......

gönül ateşsaçan
(16.08.2014 14:43:51)

Tropikal rüzgara kapılmış "siyah inci" gemisi yolcusu oldum sanki sanırsın Karayip korsanı. ...Betimlemeler, coğrafî mekanlar ve tümünün yer aldığı "derin ruh çerçevesi" göz kamaştırıcı. ....Beğendim hoşuma gitti (itirafname) ........

yeşim çelik
(15.08.2014 09:48:26)

Tatil sürecine hakim sıcak yaz günlerinde hoş bir esinti bıraktınız zihnimize ve yüreğimize, teşekkürler........

cemre aydoğan
(12.08.2014 10:56:14)

Üslupta bir tarz yakalamışsınız, mana'da derinlik...Ruhumuza hitap ediyor bu mektuplar, elinize sağlık.....

Ceren Kenar
(11.08.2014 11:16:08)

Tesadüfen gezindiğim edebiyat sitelerinde yine tesadüfen sizi farkettim...Duygu derinliği muazzam, bırakmayın, devam edin yazmaya ve bizleri farklı ufuklara taşımaya........

Safiye Sara ÜLGÜN
(10.08.2014 15:21:22)

Kutsal metinlerden bir yaprak edasında gözlerim kaydı bu hatırata....Yehuda'nın ihaneti, Hz.Ebubekir'in sadakati ve Pir Sultan Abdal'ın dili bulaşmış sizin zihninize ve derin mazinize...."Kimsiniz / necisiniz ve nerdesiniz" üç bilinmeyenli denklemi reddediyorum kendi Mahkememde.... Tevhid akidesine atıf yapalım da bitsin bu muamma "Hâlık’ın birliğine iman edilsin"....Cümle bedende "can" taşıyanlara malum olsun.....

hülya yamaç ekmekçi
(08.08.2014 12:00:25)

Duygusallığın tavan yaptığı kıtalararası bir gezinti.İç dünyanızın bu denli zengin ve derin olması yanısıra kelimelerle hayatiyet kazandırma becerinizi de takdir ve tebrik ederim Adnan bey........

Nuray Sonsırma
(07.08.2014 15:32:46)

Ne hoş ne güzel şeyler yazmışsınız yaaa.....Elleriniz dert görmesin efendimmmm....

İpek Nur AKA
(05.08.2014 10:18:31)

Ruhuma üflenen gezi notları müellifi Adnan bey; üslup ve tarzınız her türlü övgüye müstehaktır...Selam ve sevgilerimle....

belma akçura
(04.08.2014 11:28:21)

Çok sonradan haberim oldu bu güzel hatırat'tan....Farklı bir kazanım oldu benim için...Hissiyat ve manevi pırıltılar göz kamaştırıcı...

kübra aslı mısır
(31.07.2014 10:34:59)

Kadife kıvamında ifadelerden büyük keyif aldım....Yüreğiniz öyle zengin ve coşkulu ki; hep
bu minvalde kalın derim.....

Sebahat Polat
(31.07.2014 10:17:50)

Bayram sürecinde tanıştım Adnan bey'in hatıratıyla...Önce 1-2 sine gözattım, olmadı kesmedi merak çökünce içime...O ne güzel duygu patlamaları/iman tazeleme ameliyesi...Elleriniz dert görmesin.........

şükran ovalı
(26.07.2014 15:42:20)

Sanki oryantalist bir seyyahın garb'ın ufkunda aldığı yolu resimlemek gibi geldi bana bu yazılar...Kâh tarih, kâh coğrafya kâh da maneviyat fırçasıyla şekillenmiş bir tablo...Ama seyri güzel, sıkmıyor baymıyor insanı....

Elif Doğan Türkmen
(24.07.2014 10:55:12)

Yazdığınız gibi oldu "marifetullah kapsülüne binmiş yolcu" gibi yaşadım okurken yazdıklarınızı....Samimiyetiniz ve doğallığınız etkiledi beni....Bakmak / Görmek denklemini çözmüşsünüz bizzat gurbet el'de yaşayarak....Ama ricam odur ki; devamı gelsin bu müstesna ifade zenginliğinin...Elinize sağlık/Yüreğinize ferahlık ..........

Esra Adile İNAL
(22.07.2014 14:38:14)

Gurbet bağında salkım salkım sevgi tomurcuklarını gördüm yazılarınızda.Duygularınız gayet latif bir zeminde arz-ı endam eyliyor.İman atlasını sermişsiniz hem Fildişinde hem de Haitide,ellerinize sağlık sayın Adnan Fahir bey, gönül zenginliğiniz her daim göz kamaştırsın inşallah......

Ayfer Arslan
(21.07.2014 10:17:40)

Yaban ellerde spontane yaşanan harikulade an'ları okuyup hissetmek içimi ürpertti. Alabildiğine doğal, ama gizemli ifadeler kendine bağlıyor "hatırat" ın gurbet ikliminde.Neticede güzel bir çalışma/hoş bir kazanım olmuş müellif ve okurlar bakımından.Elinize sağlık efendim.......

özge eğrikar
(18.07.2014 10:21:27)

ruhta derinleşen bayrak şahsiyetli muhteşem bir kalem.....elinize sağlık Adnan Fahir bey.....

Ayşegül Kuşçu
(12.07.2014 16:06:30)

Natürel bir ortamdan fantastik bir anı zincirine bağlandım. Mistik dozu ağır kaçsa da nedendir bilmem farklı ve etkileyici geldi. İçten bir dışa-vurum benimkisi. Bol okumalar ve beyin tokatlama'lar cümle aleme........

damla uzel
(10.07.2014 15:41:59)

Müstesna bir şarkının melodileri arasında yolaldım gizliden gizliye....İçimi okşadı,ellerinie sağlık adnan bey.....

pınar kalay
(09.07.2014 09:36:34)

Ruhumun derinliklerine nüfuz eden harika bir hatırat silsilesi okudum.Bazen kendimi "check" ettim, bazen duygusal yoğunluğun altında ezildim.Öyle veya böyle etkileyici bir üslupla ele alınan gezi yazısı müellifi Adnan bey'e elinize sağlık demek geldi içimden...............

Kadir Kamuran Seslice
(05.07.2014 18:56:22)

Tarihin ve cografyanın sunduğu güzellikleri hatırat tepsisinde boylesine güzel ikram etmek bence basarı' dır....Kalem'inize saglık Adnan bey......

İkbal Karataş Damar
(27.06.2014 15:53:15)

Fazla mistik buldum.Tamam hoş da bölgenin tanıtımına ağırlık veren, insanı/iklimi/tarihi/mutfak kültürü/değer yargıları gözler önüne seren metinler daha fazla rağbet ve ilgi görürdü sanırım.......

ayla bilginli
(27.06.2014 14:49:12)

Kamuoyuna nakli ve paylaşımı üst düzeyde olması gereken kaliteye sahip "hatırat" ın web sitelerin kıyısında kenarında saklı kalması revâ görünmüyor bana......İyi ki sizi okuma yönünde tavsiye etmişler ve iyi ki satırlar arasında vücut bulan "şahsınızı" tanıma şansına ermişim.....Yüreğiniz esenlik içinde kalsın efendim, varolun ..........

ibrahim bakışlı
(24.06.2014 09:53:06)

Yaşayan şahsiyetin yaşadıklarını bu denli nefis aktarabilme becerisini saygıyla selamlıyorum.Duygu,heyecan,iman ve kader halkalarına takıldım gittim keyifle....

aziz kemane
(23.06.2014 16:33:12)

Okudukça okutturan bir hatırat olmuş, elinize sağlık. Satır aralarında gözyaşı var / ümit var / sitem var ...

Gülçin Akyüzer
(17.06.2014 10:27:29)

Keyifli hoş bir yazı.Okurken sıkılmayı bir kenara bırakın sinema koltuğuna çöküp kalan meraklı bir izleyici gibi hissettim kendimi.Tebrikler Adnan bey.

Haşim İncirli
(13.06.2014 16:07:23)

Çok sonradan farkettiğim bu güzel edebiyat sitesinde bu denli kaliteli bir gezi yazısının halkalarını çözmek keyif vericiydi....

Rabia Derelioğlu
(10.06.2014 13:53:32)

Kelimelerdeki letafet ve manevi dünyadaki zenginlik beni öylesine derinden etkiledi ki bilemezsiniz Adnan Fahir bey...Elinize sağlık gerçekten.......

Fevzi Kızılkoyun
(06.06.2014 10:04:31)

Hayatı ve dünyayı doğru anlamak adına kalem'e alınmış nefis bir hatırat rüzgarına kapıldım....Elleriniz dert görmesin Adnan bey....

enver bilen
(05.06.2014 10:30:33)

Böylesine güzel bir edebiyat sitesinden çıkan bu denli edebi yönden kaliteli, mazruf bakımından zengin bir mektuplar silsilesini okumaktan duyduğum zevki / tadı paylaşmadan geçemeyeceğim....Hoş sâda burda kalmasın Adnan bey, devamı gelir dua ve dilekleriyle Rabbül Alemin'e emanet olunuz.......

Kemal Akay
(03.06.2014 14:12:47)

Gerek Haiti ve gerekse Fildişi cihetiyle tüm adımlarınızı dikkatlice takip ettim Adnan Fahir bey...Allah size öyle bir nimet vermiş ki; belagat mı desem, ruh ve maddede derinleşme mi, kelimeleri inci hükmünde satır ip'ine dizme mi?.....Pek beğendim, pek de hoşuma gitti okuyup satır aralarında kayıp giderken...Allah yolunuzu açık etsin, her zaman güzel ve iyi'lere çattırsın .....

sevinç okçular
(31.05.2014 23:09:49)

İnsanı kendine bağlayan / okutturan bir yazı dizisi, ya da denildiği gibi "gezi yazıları"...Ben o kadar hafife almak istemem şahsen bu ifade zenginliğini keşfettikten sonra....Okurken beyaz-perdede bir filme kaptırıyorum belki film tadında, belki de tasavvufi bir dehlizde yol almaya çalışan şaşkın halinde hissediyorum kendimi....Elinize sağlık Adnan bey gerçekten elinize ve o güzel yüreğinize sağlık....

Hayati Havutçu
(20.05.2014 00:36:06)

Hatıratın bu denli iz bırakan gücü olduğuna şahitlik ettim....Yüreğiniz öyle coşkulu ki tarif edilmez...Kalem'inize kuvvet Adnan Fahir bey....

Ali Talay
(13.05.2014 10:04:15)

Uzun zamandan beri okuduğum en etkileyici gezi yazı dizisi. Hem ruhuma hem de aklıma hitab etti dokunaklı anekdotlarıyla.Bu farklı tad'ın devam etmesini istemek gibi acizane bir talebim olacak değerli Site Yöneticilerine. Elleriniz dert görmesin Adnan bey.......

mahmut övür
(02.05.2014 10:25:40)

Edebi kaygı ya da teveccüh kazanma beklentisi gütmeden yazılan bu hatırat oldukça ilginç geldi uzak geçmiş belleğime.Biraz daha itinalı ve özenli yazılsa, kitap formatında piyasada üst düzeyde talep ve alaka görür eminim.Tenkidimi mazur görün ama her taş'ıma rağmen edebi/hissi bir zemindesiniz Adnan bey.Sağlam durun / iyi seyirler......

safiye yeşilyurt
(26.04.2014 00:42:00)

Adnan Fahir bey, size özel dostunuza yazmış olduğunuz bu müstesna mektuplar inanın çok farklı duygular yaşattı bana. Ruh zenginliği, edebi tad, yâd ellerde hasret yutkunmaları vs. hepsi bir tencerede pişen nefis bir yemeğin olmazsa olmazları gibi yer tutmuş. Nefis muhakemeniz etkileyici ve çarpıcı parametrelerle dolu. Gönül sarayımıza hoşgeldiniz / sefa buyurdunuz........

göktuğ canıtez
(24.04.2014 17:19:18)

Bugüne okuduğum en keyifli gezi notlarıydı. Belki belgesel tarzı bilgilendirmeden uzaktı ama ruhani destek ve referanslarla değişik bir lezzet bırakılmış satır aralarına.Farklı kılan bu nokta da tekrar tekrar okunmaya değer kılıyor belki bu seyyah notlarını.Elleriniz dert görmesin dileğiyle tebriklerimi sunarım Adnan Fahir Akyol.....

ahu hamzalıbeyoğlu
(18.04.2014 14:16:43)

Edebi hissiyatın hayat bulduğu nesir vücudunun seyri ömre bedel....Mazide kalmış ama okudukça tazelenen ifade zenginliğiniz beni büyüledi...Haiti ya da Fildişi Sahili farketmez, muassır seyyah formatında ve tad'ında gidişatınız var Adnan bey...Lütfen ama lütfen bu zerafetten ve ziyafetten beni/bizleri mahrum bırakmayınız....Elleriniz dert görmesin en yalın ifadeyle......Teşekkürler.....

ismail elbilir
(13.04.2014 16:35:00)

"Katip arzuhalım / Yaz yâre böyle" ....Hayatın öz'ünü sergilemekte öyle hoş bir hüneriniz var ki, demeyin gitsin....Bizi hasret koymayın böyle güzel yazılardan Adnan bey........

mehtap kavuncuk
(08.04.2014 18:57:11)

O ne müthiş ifadeler yaaa...Derviş modelinde ama modern izdüşümler çakılmış işaret fişekleri gibi...Gerisin geriye okumak şart oldu bu seyyah damlalarını....Ne bileyim??? İlginç / Orjinal geldi, farklı bir havanız var Adnan Fahir bey...


selahattin akkapı
(10.12.2013 22:08:32)

Uzun zamandan beri okuyageldiğim yazılarınızda farklı bir hava, hoş bir melodi yelpazesi var, bu kesin...Aldığım tad "Atlas" ve "Sızıntı" dergilerinin karışımı gibi...Antropolitik kareografi yanında manevi ket vurmalar, sizin kaleminizde "şefkat tokadı" kalitesine ulaşıyor...Allah gönlünüze göre versin Adnan bey...Mektuplarınızı bekler olacağız posta kutusuna takılı gözlerimizle...Velakin bitmeseydi iyiydi........

turgay sığacık
(06.12.2013 15:53:40)

Bu zamanda böylesi derunî yazılarla muhatap olma şansı kalmadı gibi... Ruhi derinlik, fikri keskinlik ve edebi zenginlik arıyorsanız adresiniz www.kalem.biz olmalı Adnan Fahir bey'in gönül köşkünde misafir kalabilmek için...Elleriniz dert/yüreğiniz gam keder görmesin efendim....

eşref güzelce
(21.11.2013 13:28:27)

Önce Fildişi Sahillerinde başladık sizi tanımaya ve çözümlemeye....Sonra Haiti de bu hasbihal derinleşti ....Ruhunuza ayna olan kelimeler katarı burada kopmamalı zannımca...Herşeye rağmen bizleri farklı alemlere taşıdınız o gönül dünyanızda :Teşekkürler...Elleriniz yüreğiniz derdin sıkıntının yanından geçmesin inşallah...Allah sizi/sizler gibi değerli kadirşinas insanlarımızı korusun(amin)....

Ekin
(19.11.2013 17:02:32)

Ey dosta seslenen, bilmez misin bir kapıyı kapattığında Allah bir başkasını açacak…
Acaba neydi sizin küfenizdeki sarı altınların ederi? O sarı altınların bir tanesini ölçmeye para yeter mi?
Yürekte var olanı şükür orada tekrar keşfettiniz, pasını sildiniz, umarım dualarınızda yürekte olmayanları sis altında kalanları unutmazsınız.
Can dostunuz ilk gidendi, yol gösteren rehberdi efeniz, onun izinden giden yürekte onun ki gibi nice güzel duygulara gebedir…
Bir mektubunuzda bahsetmiştiniz, çamurlar içinde iken bir ibrikten su dökenden bahsetmiştiniz, ne garip nereden nereye geldiniz kısmette Haiti'de okyanusta abdest almakta varmış.
Gurbette hep vatan diye yanarız kendimden bilirim, ama vatana dönünce dışarıdan gördüğümüz güzelliklerini hiç fark etmeyiz.
İki seçenek var : ya Kabe ye yüreğini koymak
ya Kabe yi yüreğine koymak
sen ikincisini yap yüreğin yürüyen Kabe olsun
Nice hacca gidenler vardır ki Kabe ondan kaçar.
Nice gidemeyenler var ki Kabe ona koşar
VEYSEL KARANÎ HZ

Umarım “marifetullah” halkasına inat kendinizi ağırdan satmadan, yüzünüzde tebessümü / dilinizde sükûtu eksik etmeden yaşıyorsunuzdur.
Belki de orada bulunma sebebiniz göz boyama değil, ülkemizi bizleri Müslümanları temsil etmekti.
Kardeşlik çift taraflıdır. Ömür boyu sürer. Ankara’nın puslu soğuk havasında başlar. Daracık yatakhanelerde. Ulusta büyür, Sakarya’da gelişir mezara kadar gider.
Bu mektuplar bitmez bence ülke bu durumda iken, sizde bu yürek varken, ah vah etmek yerine kaleminize çok söz düşer bize yol göstermek için. O kadar çok dönen dolaplar var ki ülkemizle ilgili sizin yıllar önce fark edip mektuplarınızda yazdığınız. Bunları görmek gelecekte yaşanabilecekleri önceden fark edip tedbir almamız için bu yazıların devamı gerek..
Allah'a emanet


mert cansever
(14.11.2013 13:35:25)

Yaşanılan tarifi imkansız ân'ların ve onun beraberinde taşıdığı kutsî çıkarımların sahibi Adnan Bey'i izlemek / okumak büyük bir keyifti.Devamını beklemek gibi bir nazenin talebin sahibiyim.Olursa mutluluğum/uz zihnimin çağlayanlarında akar/gider.Elleriniz dert görmesin,yolunuz hep açık olsun efendim........

avni gemici
(13.11.2013 00:47:30)

*/*....Akıp giden yazılarınıza kilitlenmiştik nice zamandır.Bazen sizin çilekeş hallerinizi yakaladık satır aralarında, bazen de kendi ruh dünyamızın kelimelerle vücut bulmuş halini.Yarım kalan şarkının notalarına mahkum etmeyin bizleri. Selam ve sitemlerimle Adnan Fahir Bey........

sabri başak 09
(08.11.2013 14:53:55)

*** Böylesine değerli ve kendine bağlayan kalem'den ayrı düşmek gibi "fikir sızlatıcı" nâhoş bir habere müteâllik oldum. Dünyaya bakışı ve imanlı yüreğiyle ciddi manada farklılık ortaya koyan bu değerli kalem'den daha çok güzel damlalar izleriz diye düşünüyorum, tabi ki eser sahibi'nin vakti ve pozisyonu müsaitse.Adnan Fahir bey, yoksa yazdıklarınızı tekrar tekrar okumak ta inanın bıkkınlık değil yeni keşiflere sebebiyet veriyor ancak.Elinize, yüreğinize ve gönlünüze sağlık, Allah razı olsun sizler gibi "hikmet ve feraset sahipleri" nden......

Halis Ayhanlı
(04.11.2013 11:21:23)

Bu son gezi mektubuyla aslında damaklarımızda çok hoş tadlar bırakan bir dönem de sona ermiş oldu maalesef... Fildişi'nden hikmet ve sezgi ve hissiyat dolu ve bir anda bizleri çarpan bu mektuplarla Adnan Fahir Beyin çok yakın Dostları tarafından bile bilinmeyen nice değerli özelliklerine, edebi kalemine ve ruh derinliğine nüfuz etme imkanı bulduk. Birçok dostu da birçok kalem ziyaretçisi gibi Adnan Beyi, mektuplaştığı dostunu merak edip durdular. Ben de böylesine zengin bir hissiyatın ve serin bir ruh ikliminin kaynağını bilmek istedim. Adnan Fahir Bey kalemi itibarıyla hakikaten üslup sahibi biriydi, bu açıdan edebi ihtişam beni çok şaşırtmadı. Ancak, geçmişin ve geleceğin meselelerini teşhis edişi, idraki, o doyumsuz ruh gezintileri inanın zümrüt ve zebercet ile donanmış nadide üslubundan daha etkileyici geldi bana...
BU son yazıyı inşallah son mektup olmaz dilekleriyle okudum. Bugüne kadar yaptığım gibi tekrar tekrar bazı yazısını da defalarca okudum. Defalarca yeniden yazmaya başlaması için dualar ettim kalbimden...
Bazı yazıların canı olur nefesi olur. Adnan Fahir Beyin yazıları sadece canlı değil, aynı zamanda can ve ruh veren yazılardı. Bu yüzden bu hayatiyetin devamını arzu ediyorum.
Bir diğer arzum ve ümidim, Adnan Beyin ülkemize ve toplumumuza dair edebiyatımıza ve kültürümüze dair doğrudan alakalı ve düzenli yazması... Ne de harika olurdu diye düşünüyorum, böylesi bir üslup sahibinin bizim meselelerimize dair yazması...
Her yazı elbette yazarının kendisine hitaben yazılmıştır öncelikle. Ancak, yazarının bazen kendilerinden beslendiği, bazen de doğrudan hitap ettiği dostlar, arkadaşlar ve özel eserler olabilir. Ancak, bizler de bu yazıları okurken Adnan Fahir Beyle hatta yazdığı coğrafyalarla bir ilişki kurduk. Bundan da son derece mutluyuz.
Adnan Fahir Beyin şahsında ülkemiz için bu kadar güzel şeyler düşünen, bu kadar özverili çalışan başka insanların da olduğunu görmüş olduk, ki bu da çok ciddi bir kazanç bence.
Adnan Fahir Beye nice uzun ve bereketli yazma, okuma ve yaşama yılları diliyorum. Saygılarımı sunuyorum...

Not: Bu arada, yazılara konulan yorumların da her biri ayrı bir güzeldi. Yazarlarına kalpten şükranlarımı sunuyorum efendim...

meltem k.
(03.11.2013 21:54:51)

Hani diyorsunuz ya dostunuza "ruhuma ayna, kalbime yâren oldun" diye...Edeb dairesinde kıskançlığımızı saklı tutalım, böylesi yüce ruh'tan "hikemiyyat" damlalarını izlemek / ilham almak öylesine keyifliydiki anlatamam...Kader ağlarını sizin üzerinizde ilmek ilmek örerken, savurduğu mekanlarda heybenize doldurduğunuz "hazine" nin kıymetini bir nebze görebildik satır aralarında...Sayenizde gerek Haiti ve gerekse Fildişi Sahili yüreğimizde bir başka mesken tuttu...Okyanus ötesi yaşanan coşku ve çekilen çile, beynimizi tokatladı farkında olmadan...Allah razı olsun diyorum yazdığınız ve yazacaklarınız için...Ruhunun güzelliğini satırlara dökme noktasında gizemli bir nimetin sahibi Adnan Fahir Bey, elleriniz ve yüreğiniz dert görmesin, Allahım sizi ve sizin gibileri çoğaltsın ve korusun inşallah.......


sevda kuşçugil
(02.11.2013 14:17:48)

Hikmet nazarından mürekkep fikir cenderenizdeki misafirliğimiz bitti sanırım...Aldığımız lezzet, hissettiğimiz o derin duygular zihnimizdeki küçük yelkenlinin havalarını öylesine coşkuyla doldurmuştu ki; değil bir küçük sandal, devâsa bir transatlantik mesâbesinde kıymet ve yücelik kazandırdı...Nokta cümle bitiminde kullanılan edebi argümandır malumunuz...Zikrettiğiniz üzre bu son mektup "nokta" değildir...Selam ve muhabbetlerimle Adnan Fahir Bey...
 
Daha güzellerini okumak istiyorsanız, lütfen yorumlarınızı yazın.

 

Yazarın Bu Bölümdeki Son Yazıları
Konu Tarih Hit Yorum
Haiti Mektupları - 34 20.09.2013 9141 5
Haiti Mektupları -33 29.08.2013 8962 4
Jacmel Mektupları - 32 04.07.2013 8727 5
Haiti Mektupları - 31 14.06.2013 8618 5
Haiti Mektupları - 30 15.05.2013 8516 5
Haiti Mektupları - 29 19.04.2013 8438 4
Jacmel Mektupları - 28 06.03.2013 8332 4
Haiti Mektupları - 27 14.02.2013 8272 4
Haiti Mektupları - 26 30.01.2013 8227 4
Haiti Mektupları - 25 18.01.2013 8152 4


Bu Kategorideki Son Yazılar
Konu Yazar Hit Yorum
Haiti Mektupları - 34 Adnan Fahir Akyol 9141 5
Haiti Mektupları -33 Adnan Fahir Akyol 8962 4
Jacmel Mektupları - 32 Adnan Fahir Akyol 8727 5
Haiti Mektupları - 31 Adnan Fahir Akyol 8618 5
Haiti Mektupları - 30 Adnan Fahir Akyol 8516 5
Haiti Mektupları - 29 Adnan Fahir Akyol 8438 4
Jacmel Mektupları - 28 Adnan Fahir Akyol 8332 4
Haiti Mektupları - 27 Adnan Fahir Akyol 8272 4
Haiti Mektupları - 26 Adnan Fahir Akyol 8227 4

Bu Bölümde En Çok Okunanlar
Konu Yazar Hit Yorum
Kompozisyon Nedir? Meral AYDIN 311485 78
İngilizce Şiirler - Türkçe Tercümeli Serdar Yıldırım 209070 15
Matematik Bilmeceleri 1 Zeynep Sude 180894 219
Vatan hakkında Örnek Bir Kompozisyon Hayati Özcan 119801 94
Atilla ÇAKIROĞLU Refik Selimoğlu 94494 110
Efes Antik Kent Ömerhan Kaptanoğlu 65814 11
Cevaplar Derleyen: Zeynep Sude 56388 59
YÜZSÜZ KOMŞU (SKEÇ) Ülkü Duysak 50563 27
Bayrak Nahit Sarı 48465 6
Üzeyir GÜNDÜZ Refik Selimoğlu 41159 58

Bu Bölümde En Çok Yorumlananlar
Konu Yazar Hit Yorum
Haiti Mektupları - 35 Adnan Fahir Akyol 10565 221
Matematik Bilmeceleri 1 Zeynep Sude 180894 219
Atilla ÇAKIROĞLU Refik Selimoğlu 94494 110
Vatan hakkında Örnek Bir Kompozisyon Hayati Özcan 119801 94
Kompozisyon Nedir? Meral AYDIN 311485 78
Yazgülü KARALAR Refik Selimoğlu 12123 63
BİR SORU Ferda Anıl 6618 62
Cevaplar Derleyen: Zeynep Sude 56388 59
Üzeyir GÜNDÜZ Refik Selimoğlu 41159 58
İŞTE SORU Mert Çil 8339 53
Yasal Uyarı
Sitemizde yayınlanmakta olan ses, resim ve metinleri, bilgisayarınıza indirip kayıt edebilir ve ticari olmamak kaydıyla kişisel amaçla kullanabilirsiniz. Sitemizde yer alan metinlerin, ses dosyalarının, resimlerin kopyalanması, gerçek veya elektronik ortamlarda yayınlanması, dağıtılması Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve uluslararası yasalarla korunmaktadır ve telif hakları temsilcisinin önceden yazılı iznini gerektirir. Bu eser, üyemiz Adnan Fahir Akyol tarafından sitemize gönderilmiştir. Bu dokümanın yayınlanması kullanılması dağıtılması kopyalanması ile ilgili hususlarda www.kalem.biz hiç bir şekilde sorumlu ve taraf değildir. Sitemiz tüm bölümleriyle, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayın yapmaktadır.
Bu eserin burada yasadışı olarak yayınlandığını düşünüyorsanız lütfen bizi uyarınız..  

Web Kalem - Edebiyat Okulu
     
Tüm köşe yazıları için tıklayın...
 
      Köşe Yazıları
Editör .
Artık Yazma Zamanı
 
Rıfkı Kaymaz
Kurbağa ile Fare
 
Ferit Kasim
Muhayyile
 
Sırrı Er
Çanakkale şiiri nerede ve nasıl yazıldı?
 
Ülkü Duysak
Bana
 
Erhan Şibik
Bir Çocuk Ağlar ve Kent Islanır
 
HALİS AYHANLI
Bir Başarı Öyküsü Başarı Kreş ve Anaokulu
 
Erdal Noyan
Yeni Evin Birincil Konuğu
 
Rümeysa Dolaş
Dört Mevsim İlle de İlkbahar
 
Oyhan Hasan Bıldırki
Mektup
 
Üzeyir Gündüz
DOLUNAYA KAFA TUTAN KEDİ
 
Erbay KÜCET
'Seksenler' Neyimiz Oluyor?
 
Osman Aytekin
Analar
 
Ayşegül Sözen Dağ
Ninemin Oyunu
 
Leyla Uğur Karaca
Günleriniz Aydın Olsun
 
Fatma Yangin Eksioglu
KAHRAMAN KORSAN
 
Nur Ersen
KARA TREN
 
Melike Cerit
Dedeme Nineme Mektup
 
     
Tüm Köşe Yazıları ...
  Tarihte Bugün  
  ------------------------- 1432 FATİH SULTAN MEHMET, Edirne'de dünyaya geldi.   1746 İspanyol ressam Francisco Goya (ö. 1828) doğdu.   1844 Fransız şair Paul Verlaine (ö. 1896) doğdu.   1853 Hollandalı ressam Vincent van Gogh (ö. 1890) doğdu.   1856 Osmanlı Devleti, Fransa, İngiltere ve Sardinya-Piemonte; Rus Çarlığı ile Kırım Savaşı sonunda Paris Anlaşması'nı imzaladılar.   1856 Osmanlı Devleti, Fransa, İngiltere ve Sardinya-Piemonte; Rus Çarlığı ile Kırım Savaşı sonunda Paris Anlaşmasını imzaladılar.   1911 Türk arkeolog Ekrem Akurgal (ö. 2002) doğdu.   1924 Ankara Müftüsü Mehmet Rifat (Börekçi) Efendi, Diyanet İşleri Başkanlığı'na atandı.   1938 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk'ün hastalığına ilişkin ilk resmi bildiriyi yayınladı.   1940 Türkiye-Suriye Dostluk ve İyi Komşuluk Antlaşması imzalandı.   1945 II. Dünya Savaşı: SSCB kuvvetleri Avusturya'nın Viyana şehrine girdi.   1949 Bayar, DP'nin laiklik görüşünü Balıkesir'de açıkladı: "Laiklik; vicdan hürriyetine dayanan Cumhuriyet rejiminin teminatı olarak programımızdadır."   1949 Alman kimyager ve Nobel Ödülü sahibi Friedrich Bergius (d. 1884) öldü.   1951 Kırıkkale'de Kadiri tarikatı üyesi, 18'I kadın 102 kişi ayin yaptıkları gerekçesiyle yakalandı.   1951 ABD'de, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, Sovyetler Birliği hesabına çalıştıkları ve ABD'nin nükleer sırlarını bu ülkeye sattıkları iddiasıyla idama mahkum edildi. İdamlar, 1953 Haziranında infaz edildi.   1955 Lübnan Başbakanı Sami El-Sulh Ankara'ya geldi.   1955 İngiltere; Türkiye-Irak Paktı'na katıldı.   1956 ''Üç İstanbul'' romanının yazarı Mithat Cemal Kuntay, 71 yaşında öldü.   1957 Ressam, Şair Arif Dino, 67 yaşında İstanbul'da vefat etti.   1961 Fuhuşla Mücadele Tüzüğü çıkarıldı. 130 maddelik tüzükte, seks işçisi kadınlar ve genelevlerin tabi olacakları hükümler ve fuhuşla bulaşan zührevi hastalıklarla mücadele konuları düzenleniyordu.   1963 22 Mart'ta sağlık nedeniyle tahliye edilen ancak daha sonra ceza erteleme kararı kaldırılan eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar açlık grevine başladı.   1965 Eski Milli Birlik Komitesi üyeleri, 14'lerden Alpaslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Dündar Taşer, Rıfat Baykal ve Ahmet Er Osman Bölükbaşı'nın lideri olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) katıldılar.   1968 Ankara'da yapılan "Milli Şahlanış Mitingi"nde tekbir getirilerek, "Yaşasın ordumuz, islamiyettir yolumuz" sloganı atıldı.   1969 Shubuo yaratıcısı Esra ÖZBAY doğdu.   1971 Ezanın Türkçe okunması için Senato'ya yasa önerisi verildi.   1971 Ezanın Türkçe okunması için Senatoya yasa önerisi verildi, teklif kabul edilmedi.   1972 Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi (THKP-C) lideri Mahir Çayan ile THKO liderleri, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna, THKP-C üyeleri Nihat Yılmaz, Sinan Kazım Özüdoğru, Saffet Alp, Hüdai Arıkan, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Sabahattin Kurt Tokat'ın   1972 mahir çayan ile dokuz arkadaşı, Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde saklandıkları evde öldürüldü. Üç İngiliz de aynı evde ölü bulundu. Olaydan sadece ertuğrul kürkçü sağ olarak kurtuldu.   1973 Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 50. yıldönümünün kutlanması hakkında kanun (1701 sayılı) kabul edildi.   1973 Türkiye'den kaçırılan 137 tarihi eser New York Müzesi'nin bodrum katında bulundu. Aynı gün, öğretim üyeleri ücret yetersizliğinden istifa edince 4 yüksek okul kapatıldı.   1978 Eski Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç (d. 1904) öldü.   1979 Adalet Partisi (AP) lideri Süleyman Demirel, esnafın kontak ve kepenk kapatma eylemlerine destek vererek "Ne demekmiş vatandaşın kredisi kesilecekmiş, bayilikleri kaldırılacakmış. Müstemleke mi burası," dedi. Esnaflar ise 2 Nisan'da başlayacak olan k   1980 Türk şarkıcı Yalın doğdu.   1981 ABD Başkanı Ronald Reagan, Washington'da bir suikast girişimi sonucu vurularak yaralandı.   1981 Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan Washington'da bir suikast girişimi sonucu yaralandı.   1982 İstanbul Kasımpaşa'da çıkan yangında 13 bina yandı, 80 aile açıkta kaldı.   1983 Adi suçtan hükümlü Mustafa Başaran ile Hüseyin Üye idam edildi.   1985 Amerika'daki Türk lobisi, Özal ile Amerikalı işadamlarını kahvaltıda biraraya getirmesi için eski Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'a 25 bin dolar verdi.   1996 Beş yıl önce bugün, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, doğudan göç edenlere İzmir'e girişte vize uygulanmasını istedi.   1998 AB, Rum kesimi ile üyelik görüşmelerine başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''AB, 34 yıllık haksızlığa son damgayı vurdu'' dedi.   2000 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Yumurta ve Yumurta Ürünleri Tebliği'ni yayınladı. Buna göre tavuklar, Avrupa standardında yumurtlayacak.   2005 Kabahatler Yasa Tasarısı, TBMM'de kabul edildi.   2006 Marcos Pontes uzaya çıkan ilk Brezilyalı astronot oldu  

Oğuz Moldur  
 
  Belirli Gün ve Haftalar  
   
Kitap
Uçur uçur beni kitap,
Sar, dörtbir yanımı,
Bilgiyle donat.

Al götür beni. < ...
 
  Rümeysa Düzel  
  Fırın  
    Fırında ne pişirilir?
Pasta, kebap ve yemekler. ...
 
  ipek can  
  Misafir Defteri  
   
tek kelimeyle süper ödevim için işe yaradı saol ...
 
  büşra    
Deyimlerimiz
    körün taşı rast gider
. ...
 
   
  Bir Kitap  
    Eğlenceli Sorular
Ersin Osman SÖĞÜTLÜ
Sayılar ve sayı dizileri, Şekil ve kelime tamamlama gibi pek çok sorul ...
 
  Emre Pekün  
  Güzelim, adını kola kutularında arama. ...
Burak Şen
 
  Minik Kalemler
  Kompozisyonlar
  Öyküler
  Şiirler
  Derlemeler
  Resimler
  Diğer
 Amatör Kalemler
 
  Kompozisyonlar
  Öyküler
  Şiirler
  Derlemeler
  Diğer
 Usta Kalemler
 
  Yazı
  Öykü
  Şiir
  Derleme
  MASAL/FABL
  Galeri
  Diğer
  Çocuk Kitaplığı
  Kategoriye Göre
  Yazar Adına Göre
  Yayınevine Göre
 Ansiklopedik ve...
 
  Belirli Günler ve Haftalar
  Okul Öncesi
  Bilgi Küpü
  Deyimler ve Öyküleri
  Tarihte Bugün
  Linkler
  Gezi Notları
  Çocuk Edebiyatçıları
  Çocuk Edb. Araştırmaları
  Şehirlerimiz
  Başka
  English Articles
  Günlüğümden
  Matematik Yazıları
  Zeka Küpü
  Mizah Tükkanı
  Genç Tüketici
  Hobilerimiz
  Piyes
  Güzel Türkçemiz
  Duyurular
  Çocuk Yayınevleri
  Aile Bilgilendirme Platformu
 Galeri
  Objektiflerden
  Adam Olacak Çocuk
  Küçükken Büyünür
  Çeşitli
  Sözün Özü
  Hoşlanmadığımız Sözler
  Yanlış Sözler
  Duvar Yazıları
  Öğrenci Sözleri
  Yöresel Sözler
  Atasözleri
  Özdeyişler
  Bilmeceler
  Mesaj / Duyuru