Günleriniz Aydın Olsun      
   
     
  Herkese günaydın. Kıymetli editörümüze, minik kalemlere, kelimelere amatörce ya da ustaca dans ettiren herkese günaydın.

Dokuz günlük tatil bitti. Kimimiz dinlendi, kimimiz daha çok yoruldu. Bazılarımızın gözlerindeki yaşlar mutluluğun bazılarınınki ise hüznün yolcusu oldu, indi yanaklara. Hayata yepyeni bir merhaba diyenlerle el sallayıp hatta belki ona bile fırsat bulamadan elveda diyenler oldu.

Belki birçok kişi bayram rehavetinden sonra işbaşı, okulbaşı, satırbaşı yapmanın sevimsizliğini(!) yaşıyor. “Pazartesi sendromu” diyerek Pazar ertesilerini bizler için sendroma dönüştürmeye çalışanlara inat, gelin hep birlikte yepyeni bir güne umutla ve heyecanla başlayalım.

Hanımlar! Açın perdelerinizi, her yeni günde yepyeni umutlar dağıtan güneşten bir ışık yakalayın. Güneş evinizi görmüyorsa siz çıkın dışarı ona bir “merhaba” deyin. Çocuklarınızın alnına birer öpücük kondurun okula gönderirken. Eşinizin omzuna düşen kepeklerini nazikçe kovun, hayır dualar edin arkalarından.

Çocuklar! Hiç suratınızı asmayın öyle. Kapıya çıkın, derin bir nefes alıp dimdik yürüyün. Ne sınavlar atlattınız, ne dersler geçirdiniz siz. Öğretmeninizi dinlerken omzunuza konan yükler görmeyin kelimeleri. Onları hayatı okumak için verilmiş anahtarlar olarak düşünün. Cesur olun, kendinize belirleyeceğiniz hedefler üzerindeki sınavlar sizden korksun, siz değil.

Beyler ve çalışan herkes! Güne “merhabalarla” başlayın. Düşük gözkapaklarınız, somurtkan yüzünüzle arkadaşlarınızı da kendinizi de cezalandırmayın. Borçlarınızı bir kenara bırakın, sağlığınıza, işiniz olduğuna şükredin. Belki hepsini birden değil ama azıcık azıcık da olsa ödeyeceğinize dair kendinize söz verin. İşsizseniz hâlâ yanınızda olan ailenizi düşünün ve bilenin, onlar için daha çok gayret edin.

Kayıplar ve yokluklar içinde olanlar! Lütfen bir kere daha kendinizi ve kâinatı keşfedin. Sahip olduklarınızı görme oyunu oynayın. Bugün gülümseyin.

Sıkıntılarla boğuşan dertlilerin, kalbini ümitsizliklere boğanların, aşkına karşılık bulamayan âşıkların, anne-babasının kendisini anlamadığını düşünen ergenlerin… burun kıvırmalarını görür gibiyim. Zihinlerinden “ne güzel, bu yazının sahibinin hiç derdi yok galiba. Beni anlayamaz ki!” diye geçirdiklerini de duyar gibiyim. Hâlbuki dertsiz kimse yoktur. Bardağın boş tarafını görenler hiçbir zaman mutlu olamazlar. Belki çoğu zaman dolu tarafını görmek de yetmez. Boş tarafı görüp, kendini zorlayıp bardağın geri kalanının da doldurmak gerekir.

Her gününüz aydın olsun! Umutlar ve mutluluklar hep sizinle olsun.


 
    Leyla Uğur Karaca