Yeni Evin Birincil Konuğu      
   
     
  Zorunluluktan taşındığımız yeni evdeki birinci gündüzümde ilk konuğumuz oldu.
Kendisinin deyimiyle: Bu iyi!

Karşımdaki koltukta, fırsat çıksa da çocuklaşsam diyen olgun bir adam.
Tanıştığımızda en fazla yirmi yaşındaydı. Saimbeyli doğumlu, demiryolu çalışanı. Hece ölçülü, zengin uyaklı gümbür gümbür şiirler yazıyordu. Sabır adında bir de dergi çıkarmıştı.
O yıllarda, gecenin epey ileri saatlerine kadar okumayı, yazmayı; ertesinde ise koşullar uygunsa öğlene kadar uyumayı severdi. Değişen bir şey yok. Şimdi işi de olanak sunuyor buna.
Yalnız o zaman ince bir delikanlıydı, şimdi biraz enli. Saçları hafif seyrelmiş. Diş eklentisine gereksinimi var.
Amacım görünüşünü anlatmak olmadığından bu kadarla yetiniyorum.

Kendisiyle görüşmekten hep hoşlanırdım.
İçinde bulunduğum ortamda, gelişi başlı başına hoşluktu.
İki hoşlukla daha gelmiş Mehmet Aycı: Uçtu Ördek Viran Kaldı Gönlümüz ve Yağmurlu Perçem.
Bu da iyi.
Uçtu Ördek Viran Kaldı Gönlümüz, derlediği sözlü kültür ürünlerini içeriyor.
Anımsıyorum; annesi Ayşe Hanım'dan duyduğu tekerlemeleri, dizeleri arada bir anardı. Bu kez daha da ileri giderek bir kitapta toplamış. Kişilerle birlikte ölmesinler istemiş. İyi olmuş; yazı yitiyor, anı unutuluyor.
Ayşe Hanım'ın kaynak kişileri ise Aycı'nın babaanneleri Havva Ana ve Rabia (Koca) Ana ile Sansar Hacı diye tanınan dedesi Hasan Eke.

"Yiğidin başına her hâl gelir" diyerek imzalamış kitabını. Yiğitliği boş ver de durduk yerde acayip bir durum çıktı ortaya; gerçekleşmesi olanaksız sanılan ve usa, düşe bile gelmez bir şey birdenbire düştü başımıza...
Hani şairin biri, ak yazdığı kara yorumlanarak haksız yere bir kentin lânetlisi olmuştu ya, hiç değilse yazarak, ortaya bir düşünce koymuştu. Onun tasasını bir sayın, benim tasamın ucunu açık bırakın! Güncel söyleyişle: Çeken bilir, anlatılmaz yaşanır...
İşlemediğim işi işlemişim göstererek tüm ailemi bir ülkenin kargışlısı saydılar!.. Oysa o tür işleri usuma bile getirmediğim iyi bilinmekteyken.
Eh, ağır geldi doğal olarak, çok ağır geldi...

"Kapanır yaraların" diyor Aycı, "Hepsi gelip geçici" diyor.
"İncelikle" armağan ettiği Yağmurlu Perçem'de yer alan Acele başlıklı şiirinde diyor bunu. Bana diyor! Çünkü bir şiir önce şairine, sonra okuyan her kişiye seslenir.
Her yara kapanır mı?
Benim kapandı diyelim, ya sevdiklerimin ve sevenlerimin yaraları; anımsadıkça, anımsatıldıkça yeniden açılan yaralar...

"Daha çok kirlenecek yıkanacak giysi var" derken doğru söylüyor; evet, yıkayacağımız giysilerimiz var, başlarının kirlettiği...
Söz nereye taşındı böyle!
Taşınsın, zaten tümcelere sanatını anlatmak amacıyla da başvurmadım.
Edebiyat adamı Mehmet Aycı'nın üne gereksinimi yok, tanınıyor, biliniyor, beğeniliyor.
Canım bugün başka bir hakkı teslim etmek istedi.

Ama öncesinde, demiryolunun Tokatlı çalışanlarından birini, tanımayanı sarsacak aşırılıkta doğru sözlü Murat Şeneken'i anmak gereği duydum.
Aycı, şöyle demişti bir keresinde: "Ben öyle inanıyorum ki en kötü çukura düşsem bile Murat Ağbi tutar kaldırır."
Bu yargının yerindeliğine ben de inanıyorum.
Şeneken, koşullar ne sunarsa sunsun, Aycı hakkında olumsuz düşünmez, konuşmaz. Arada sırada olumsuz sözcükler sıralayarak kışkırtmaya giriştiğimde, şakasını bile yürür bırakmaz, yolu kesiverirdi.

İnsanlar dirilerin haklarını vermekte kısmıktırlar. İleride bakışım değişirse, aramız bozulursa diye ölçülü davranırlar. Öyle bir çekince barındırmıyorum. İleride kızarsam, kızgın yazarım. Gelecekteki olası kızgınlık şimdiki dostluğunu silecek değil.
Zaten kendisine sinirlendiğim, söylendiğim zamanlar da olmuştur.
Sevgidendi elbette.
Gençlik dönemimizde dillerde dönen şarkısı Hatıram Olsun'da şöyle diyordu Coşkun Sabah: "Sitem sevgiden doğar". Şarkının diğer dizelerinin anlatımızla ilgisi bulunmamaktadır. Şarkıya gömülüp öykümüzün dışına sürüklenmeyelim.

Mehmet Aycı, çevremizdekilerin çoğunun karardıkları gecesi gündüzü kara günlerimizde ak duranlardan biridir.
Eski dostumuz eskimeyen dostumuzmuş ve kendisi şimdiki zamanda ailemizin kahraman kişilerdendir.
Bu çok iyi...
Sakın geçici olmasın, "sen orda öylece kal"...

Allah, kendisini ve sevdiklerini ve de sevenlerini kötülerin kötülüklerinden korusun!


*İstanbul Bir Nokta - Kasım 2016
 
    Erdal Noyan