İntihar Listesi      
   
  Ter içinde uyandığında dev ekran televizyon da üç kilo bal yanında altın kaplama yüzük satan bir
reklam vardı. Rüyasında geçen saçma cümlelerin sebebini anlamıştı. Elli ikinci yaşını daha geçen hafta
kutlamıştı ve çocukluğundan beri bu reklamlar vardı. Doğum gününü hatırlamasının bir başka sebebi
de kolundaki 13 bin dolar değerindeki altın saatti. Doğum günü sayesinde sadece masum bir hediye
olduğuna insanları inandırmıştı. Ayaklarını yere indirdi ve otellere özel o saçma terlikleri aradı. Saate
bakmıştı ama yine unuttu tekrar baktığında bu sefer de saatin kolun da olduğuna sevindi. Bu geceki
misafiri sadece parasını alıp gitmişti. Gerçi onun aldığı para da çoktu ama güzel kızdı. Gün boyu süren
ziyaretlerin üstüne iyi gelmişti. ışığın da açık kaldığını fark edince paketten sigara çıkardı ve lambayı
kapattı. Işık sönmeden önce küçük valizini görmüştü. El yordamıyla giyecek bir kaç parça eşya buldu.
Karanlıkta okunmuyordu ama hepsi 3XL dı. Tişörtünü giydikten sonra sallayarak serinlemeye çalıştı.
Sigarasını yakmadığını fark edince lambayı tekrar yaktı ve çakmağını buldu. Televizyonu da
kapattıktan sonra balkona geçti. Birkaç esneme hareketinden sonra sigarasını yaktı ve korkuluklara
dayandı. Boynu tutulmuştu eliyle işe yarayacakmış gibi yağlı boynuna masaj yapmaya çalıştı.
Otel odasının balkonu gören penceresindeki bir iz dikkatini çekti. Sigaradan bir nefes daha aldı ve
cama yaklaştı. Mükemmel derece de net çıkan küçük bir el izi vardı. Çocuk eliydi muhtemelen ama o
ele sahip bir çocuğun ulaşamayacağı yükseklikteydi. Gözünü izden ayıramayarak geri geri, tekrar
korkuluklara yaslanmak için birkaç adım atmıştı ki ayağının altında küçük yumuşak bir ten hissetti. Bir
anlık refleks ile ayağını tam basamadan kaldırmaya çalıştı. Dengesi bozuldu ve tek ayağı hava da
dengesini kazanmaya çalıştı. Korkuluğu tutmaya çalışırken diğer ayağının da çekildiğini hissetti ve
korkuluk demirlerini ıskalayarak belini çarptı. Küfür edemeden korkuluğun diğer tarafına geçti ama
şansına sol eliyle demir korkuluğu tutabilmişti. Kalbi kulaklarında atarcasına hızlandı. İstemsizce aşağı
baktığında düşen terlik tekini gördü. Vücudunda salgılanan adrenalinin de etkisiyle terliğin yer ile
buluşana kadar geçen birkaç saniye ona çok uzun geldi. Yedinci katın tahminin de yüksek olduğunu
düşündü.
Net görülmeyen ve fazla yakınında herhangi bir bina bulunmayan bir oda istemişti. İşi gereği
medyadan paranoyak derecesinde korkuyordu. Ama bu sefer onu kurtarabilecek birkaç kişinin onu
görmesin de bir sakınca duymuyordu. Derin bir nefes aldı ve diğer elini de korkuluklara attı. Bir kez
daha derin nefes alarak kendini yukarı doğru çekmeye çalıştı aynı anda da biri çıplak olan ayaklarıyla
basacak en azından yukarı çıkacak gücü bulacağı bir çıkıntı arayarak kendini yukarı çekmeye çalıştı.
Kilolarının aşağı çekmesinin yanı sıra göbeği de rahat hareket etmesini engelliyordu. Kaslarının en
fazla gerildiği anda korkuluk demirlerinin arasında küçük sevimli bir çocuk gördü. Neşeli ve bir o kadar
da canlı gözüküyordu. Görür görmez ciğerlerindeki bütün hava çığlık olarak boşaldı ve ayakları
hissizleşerek aşağı sarktı. Demirleri bırakmamıştı ama bu duruma da fazla dayanamazdı.
Çocuk sesten irkildi ve bir adım geri gitti. Daha sonra hiç de korkunç olmayan hatta bir nebze
korkmuş olan bedenine uymayan bir ciddiyetle elini uzattı. Korkudan teni beyazın yeni renklerini
keşfeden adam boynunu gerdi ve kafasını geriye çekti. Çocuğun eli yine de adama ulaştı ve elini
yüzün de gezdirmeye başladı. Adam kafasını sağa sola salladı ama çocuk her seferi de yüzünü tekrar
buldu. Adam gücünü toparlamaya çalışarak tekrar tırmanmaya çalıştı. Ama ayağını sağlam
basamıyordu. Birkaç kere daha ayağı pürüzsüz duvarda kaydıktan sonra çabalamaya bir süre ara
verdi. Çocuğa ilk defa o zaman dikkatle baktı. Bir iki yaşındaki bu oğlanın boyu 50 cm den çok da fazla
değildi. Sol elinin başparmağını emiyordu ve sağ eliyle de adamın saçlarını karıştırıyordu. Sarı saçları
daha yeni yeni belli olmaya başlamıştı. Gördüğü kadarıyla üstün de sarı bir tulum vardı. Gözleri elaydı
ve o gözler de tanıdık bir şeyler saklıyordu. Yorgunluktan bütün kasları kasılmasaydı çocuğu sevebilirdi bile. Çocuğun nasıl ve nerden geldiğini anlamaya çalışacak kadar kendine de değildi henüz.
Sebepsizce yakınlık duyduğu çocuğun bakışları gittikçe korkutucu olmaya başladı. Saçlarıyla
oynamaktan vazgeçti ve kafasını aşağı doğru bastırmaya başladı. Hiçbir çocuk bu kadar güçlü olmaz
diye düşündü. Kafasını çocuğun elinden kurtarmaya çalıştı ama bir işe yaramadı. Kolları uyuştuğun da
hiç yardım istemediğini fark etti. Ama ne diye bağıracaktı. Küçük bir çocuğun onu öldürmeye
çalıştığına kim inanırdı ki. Ama işi insanları idare etmek olan birisi olduğu için sonunu kendi lehine
çevirmeyi becerebilirdi. Sırf bu özgüven yüzünden bütün gücünü çığlıklar atarak harcadı. Buna
rağmen tek bir odadan ışık bile yanmadı. Bağırdığı sırada korkutucu gözlerine ek olarak bir de şeytani
gülümseme ekleyen çocuk son defa eskisinden de sert bastırdı. Çocuk ise hala parmağını emiyordu.
Elleri kayıp da düşmeye başladığın da ona çok uzun gelen birkaç saniye için de her şeyin kabus
olduğuna inanmak istedi adam. Düştüğün de ise sadece betona dağılan vücudunun sesi duyuldu.
Bilincini birkaç saniye daha yitirmemişti. O birkaç saniye de hala uyanacağına inanıyordu.
Gözlerini açılmamak üzere kapadığın da ise ölü adamın evinde siyahlı bir adam ölü adamın çalışma
masasında oturmuş henüz çok küçükken annesi ile çekilen fotoğrafını inceliyordu. Fotoğrafı yerine
koymadan son bir kez daha baktı. ‘Annesi’ dedi fısıldayarak ‘oğluna yalancılığın kötü bir şey olduğunu
öğretmedin mi?’ Fotoğrafla konuşuyordu. Eskimiş çerçeve içinde annesinin kucağında parmağını
emen sarışın çocuk orda nasıl da masum gözüküyordu. Sarı tulumun da birkaç leke vardı ama onların
masumiyet ile bir alakası yoktu. Her insan büyüdükçe masumiyetini kaybederdi ama bazıları daha çok
kaybederdi. Bilgisayarda kod çözme programı şifreyi kırınca saklanmış birkaç belgenin kopyasını
haber ajanslarına ve gazetelere yolladı. Onun namuslu biri olarak hatırlanmasını istemiyordu.
Telefonu titredi. Pahalı ve güzel bir kızdan mesaj geldi. Adam ölmüştü ve hiçbir iz kalmamıştı. Sadece
şırınganın kapağını bulamıyordu ama çıkarken yanında olduğuna emindi. Her şey planlandığı gibi
gidiyordu. Siyahlı adam her şeyin eskisi gibi olduğuna emin olduktan sonra çocukları ve eşinin
öldüğünden habersiz yatan kadını uyandırmadan aşağı kata indi. Anahtarları girişte bulunan pahalı
olduğu kadar saçma duran kristal anahtarlığa diğer birkaç araba anahtarının yanına astı. Çalıştığı
güvenlik şirketinin sunucularındaki kamera kayıtlarını da üzerinde oynadığı görüntülerle
değiştirdiğinde her şey tamamlanacaktı ve mesaisine birkaç saat vardı. Polisler kamera kayıtlarını
almaya en erken sabah gelirlerdi. Siyahlı adam kapının hemen arkasındaki kontrol panelinden tekrar
güvenliği devreye soktu ve arka kapıdan hızlı adımlarla dışarı çıktı. Arabasına giderken listesinden bu
sefer de bir belediye başkanının üzerini çizeceği için heyecanlıydı.
 
    Oguz s. Dost