Ağaç      
   
  Arkadaşım ve ben doğayı çok severiz. Onunla lisedeyken güzel yerleri gezeceğimizin hayallerini kurardık. Canan''ın ve benim ailevi sorunlarımız vardı. Canan''ın aksine ben aileme elimden geldiğince islerini halletmeye çalışırdım. Canan benim en iyi arkadaşım olmasına rağmen beni hiç anlamazdı. Bana her zaman "Sen beni anlıyorsun ama ben seni anlayamıyorum. Ailenin sana yaptıklarına rağmen sen nasıl olurda onlara böyle yardım ediyorsun" derdi.
Canan ile yıllar sonra hayallerimizi gerçekleştirdik ve birlikte Karadeniz''e gittik. Güzel bir manzarası olan lokantanın cam kenarına oturduk. Annesinin onu aradığını ve eve gelmesini istediklerini anlatıyordu.
-Canan şu ağaçlara bakarken ne görüyorsun.
-Huzur verici, çok güzel bir manzara görüyorum, dedi. Bana baktı. Peki sen ne görüyorsun, diye sordu.
-Kendimi...
-Nasıl yani?
-Ben o ağaçlardan biriyim. Ve toprağımda ailem onlara ne kadar sıkı tutunursam o kadar sağlam olurum. Ne kadar sağlam olursam. Küçük bir rüzgar, sel, heyelan beni toprağımdan ayıramaz. Ama toprağıma sıkı tutunmazsam ölürüm. Hayatta kalamam beni herşeyin yıkması kolay olur.
-Ama bizim toprağımız verimsiz.
-Köklerini toprağın en altına uzat, belki senin verimsiz gördüğün toprak bir gün senin büyümen, gürleşmen için yardım ederler.
-Ya etmezlerse!?
-O zaman o toprak hep kurak kalacak. O toprakta ne bir çiçek ne de bir ağaç yeşerecek.
 
    Senay BAYGIN